Renan Bilek
Kına
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:02 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:02
Gün itibariyle 12 Eylül’le ilgili yazı yazmamı bekleyenlerden özür dilerim. Bugün bu köşede bir 12 Eylül yazısı okuyamayacaksınız. Zira eminim soL’da da, yazarlarında da yeterince ve derinliğince yer almış olacaktır 12 Eylül.
Bu nedenle ben size bugün 12 Eylül Faşist Cuntası’ndan, sola indirdikleri darbeden, bugün yaşadıklarımızın sebebi olmalarından bahsetmeyeceğim.
O gün doğan çocuklar bugün 33 yaşını kutladıklarından, politikayla ilgilenmeyenlerin ressam sandığı Evren’in, aslında ellerindeki kanı yuğlamak için boyalara sarıldığını ileri sürmeyeceğim.
Katledilenlerden, kaybolanlardan, onların ardından en azından bir mezarları olsun diye gözyaşı kanalları kurumuş halde hâlâ ve hâlâ umutla bekleyen annelerden, eşlerden, çocuklardan bahsetmeyeceğim.
Ben bugün sizlere, dönemin ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Danışmanı Paul Henze’nin, yine dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter’a giderek “Bizim çocuklar başardı” dediği, sadece bu cümleyle bile içeriği hakkında yeterince bilgi sahibi olabileceğimiz iğrenç bir organizasyondan bahsetmeyeceğim. Çünkü siz zaten bunları biliyorsunuz.
Ben bugün, daha genel bir konudan söz etmek istiyorum. İnsanın, yaptığı eylemin sonuçlarını görebilmesinden bahsetmek istiyorum. Ama öyle, arkasında durmak, sonuçlarına katlanmak noktasından değil. Seçimlerinin, hayattaki yansımalarından söz ediyorum. Bir tekine dokunduğunda, peşi sıra hepsi dökülen “domino taşı” etkisi gibi.
Çocukları ve akli dengesi yerinde olmayanları tenzih etmeyi unutmayalım ama. Çünkü söz konusu husus, akıl ve izan gibi kavramların varlığını içermektedir ki, sorumluluktan bahsedilebilelim.
Sorumluluk dedim Gençlik ve Spor Bakanı ünvanlı zat, duydunuz mu? Sorumluluk. Bu kavrama pek aşina olmadığınız kesin ki, sosyal paylaşım sitesinden pervasızca ve fütursuzca cümleler sarf edebiliyorsunuz. Yazdıklarınızdan zaten Olimpiyat denen kavramın ruhuna da felsefesine de dair hiçbir şey anlamadığınız en az Başbakanınız kadar belli. Bir Spor bakanı olarak “centilmenlik” denen kavramdan bile nasibinizi almadığınız ortada ya bari yetişkinlikten nasibinizi alsaydınız.
Ben de Olimpiyatların Türkiye’ye gelmemesinden memnunum. Bu düşüncemden ötürü de ne utanıyorum ne kendimi “vatan haini” olarak hissediyorum. Bu fikrimin ve memnuniyetimin kendimce haklı sebepleri var ve fakat bunları size açıklamak zorunda da değilim. İster açıklarım ister kendime saklarım. Ama sizin bu fikrime karşılık “Kına” öneriniz sadece ve sadece zihniyetinizle ahlakınızın temsiliyetidir. Bu makam ve konumunuza yakışmayan tavrınızla da benim fikrimin yanlışlığının değil haklılığının altını çiziyorsunuz teşekkür ederim.
Sizin Başbakanınız o kadar alışık ki hutbe edalı hamasi nutuklara, beş kıtanın ortak oyun organizasyonunda, çıkıp kıtaları birleştirmekten söz ediyor. İnsanlar gülüyor ama ağızlarını kullanmıyorlar. Sizse, atacağınız sosyal mesaj kaygısı peşindesiniz.
Sizin Başbakanınız o kadar alışık ki başkalarını suçlamaya, işine gelmeyen her sonuçta başkalarını suçluyor olanlardan. Olimpiyat Komitesi de haksızlık yapmışmış. Sizse, nasıl bu saçmalıkları destekleyeceğinizin planlarındasınız.
Sizin iktidarınız o kadar vicdansız ki, hâlâ “Gezi Olayları”na bağlıyorsunuz size göre olumsuz sonuçları. Gezi Olayları. Doğru. Hani hükümetiniz, Valiniz, Emniyet Müdürünüz ve hâlâ insanları birbirine karşı kışkırtmakta olan Başbakanınızın “destan yarattılar” dediği Polis vahşeti nedeniyle “olay”a dönüşen protestolar. Bunu da açıkça söylüyor yabancı ülke temsilcileri ama sizse hâlâ kulaklarınızı tıkıyorsunuz.
Spor’dan sorumlusunuz. Ama eminim Taksim’de sıkılan gazdan, Kasımpaşa Stadı’nda oynanan Türkiye-İsveç U21 maçına ara verildiğini de bilmiyorsunuzdur. Biliyorsanız, vicdansızsınız. Kasımpaşa’daki maçı iptal ettiren gazın Taksim’de nasıl olduğunu hayal edememe şansınız var mı? Bilmiyorsanız, sorumsuzsunuz. O koltuğu işgal etmeyin.
Biz sizin talip olduğunuz Olimpiyatlar’ın bahsi geçtiğinde, o beş halkada sadece kıtaları değil, Ethem’i, Ali ismail’i, Abdullah’ı, Medeni’yi, Mehmet’i görüyoruz. Mustafa’yı, İrfan’ı ve en son Ahmet’i görüyoruz. Hala uyuyan Berkin’i görüyoruz. Ya siz?
Sizse dopingli sporcularınızı, dağıtılacak ihaleleri, hamasi nutukları mı görüyorsunuz? Parti yetkilileriyle yaptığınız yolculuğun uçak faturasını da görüyor musunuz? Ya da milletin kasasından yapacağınız o harcamalarla, bu ülkede aslında neler yapılabilineceğini?
Kına yakalım ha Gençliğimin ve Spor’umun Bakanı? Kına yakalım!
Kandan kına yakılmaz sorumsuz adam. Kandan kına yakılmaz!