Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Renan Bilek

İnsanlık için büyük adım..

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:53 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:53

Renan Bilek'in “İnsanlık için büyük adım...” başlıklı yazısı 21 Mart 2013 Perşembe tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Bir traji-komik oyun oynanıyor memlekette insanların gözünün içine baka baka. Büyük bir çoğunluğun ses çıkardığını söylemek pek de gerçekçi olmayacaktır. Söylemekten ziyade söylenmeyi adet edinmiş bir tavır sergileyen büyük çoğunluk, çoğu zaman “bizden uzak olsun” inancıyla “şükür müessesesi”nin ardına saklanmakta.

Sesini çıkaranlara verilen gözdağının, aslında ses çıkaranlar için değil, ses çıkarma ihtimali olanlara karşı gerçekleştirildiği ve “biat kültürü”nün pekişmesi için olduğu açık. Bu nedenle “Bir şey mi dedin birader?” durumlarına “Yok bir şey!” deyip kafa sallayan bir eda içerisinde, sadece söylenmekte toplum.

Hiç şüphesiz sadece ülkemizde değil, tüm dünyada elindeki gücü çıkarları için kullananlar vardır. Ancak başta yargı olmak üzere kurumlar da, bu gibi insan ve yapılara “Dur!” demek adına vardır. Çürümüşlüğe karşı başta yargı olmak üzere kurumlar, tuz görevi üstlenirler kokmasın diye toplum.

Ama ya tuz kokarsa? Onun üzerine ne serpeceğiz?

İstanbul Barosu’nun son Olağanüstü Genel Kurulu, malumun ilamıdır. Tuzun koktuğunu aleni bir şekilde duyurmuş ve cesur bir şekilde gereğini yapmıştır.
Homojen bir yapı değil İstanbul Barosu. İçerisinde çeşitli gruplar var. Çağdaş Avukatlar Grubu, Katılımcı Avukatlar Grubu, Özgürlükçü Avukatlar ve Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu vs. dünya görüşlerinden yöntemlerine dek farklı bakış açılarına sahiptirler.

Buna karşın ortak noktaları şudur ki, eleştirileri de olsa Yönetim Kurulu’nu kendi yaptıkları seçimle getirmişlerdir ve o kurulun yine ancak kendi yaptıkları seçimle gitmesine izin vereceklerdir.

Ortak noktaları şudur ki, hepsi gerçek birer avukattır ve herkesin savunma hakkı olduğu ilkesine sıkı sıkıya bağlıdırlar.

Ortak noktaları şudur ki, adaletin sulandırılmasından öte vıcık vıcık balçık haline dönüştüğü bir ortamda, inatla “adil yargı”yı savunmaktadırlar.
Sapla samanın birbirine karıştığı, taraflı oldukları yine yargı tarafından kesinleşip tazminata mahkum olan yargıçların görevden alınması bir yana, tazminatlarının devletçe ödenmesi sefilliğinin kanunlaştığı, tanıkların dinlenmediği, savcılar istediği kadar konuşurken avukatların savunma sürelerinin kısıtlandığı, kararların kamu vicdanını tatmin etmek bir yana rencide ettiği, kısaca insanların adil yargılanma haklarının elinden alındığı bir dönemde, mesleklerine ve meslek onurlarına sahip çıkmıştır İstanbul Barosu üyeleri.

Yargının geldiği durumla ilgili olarak açıklama yapan Baro yönetim Kurulu’nu işlevsiz kılmak için sivil bir darbeyle indirmeye çalışanlar teşhir olmuş, açıkta kalmış ve farklı grupların ortak tavrıyla İstanbul Baro’su kurumsallığına sahip çıkmıştır.

Baro’nun Yargı hakkında fikir yürütmesine bile tahammülü olmayanlar, cevaplarını almıştır bu Olağanüstü Genel Kurul’la. Bir baro, ülkede yargının geldiği durum ve yanlış işleyiş hakkında konuşmayacak da neyi konuşacak? Ekmeğin beyaz olup olmamasını mı yoksa kaç çocuk sahibi olmamız gerektiğini mi?

Meslek ilkelerine ve onuruna sahip çıkan bu gayet sıradan, gayet basit bir tavır bile, yaşadığımız dönem itibariyle o kadar sıradışı ve önemli bir harekettir ki, kanımca Neil Armstrong’un “İnsan için küçük, insanlık için büyük bir adım” cümlesine şapka çıkarttırır.

Kısacası bu sefer haklılar kazanmıştır. Bu sefer korkmayanlar, hakkına sahip çıkanlar kazanmıştır. Bu sefer, mesleğine, onuruna, temel haklara, insanlığa sahip çıkanlar kazanmıştır.

En azından bu sefer!..

Renan Bilek 'ın Son Yazıları