Renan Bilek
Hoşgeldin Niyazi!
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:51 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:51
Renan Bilek'in “Hoşgeldin Niyazi!” başlıklı yazısı 21 Şubat 2013 Perşembe tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Bu, tarihleri tam olarak anımsayamama durumum ne olacak benim?. Bilemiyorum. Yaş almaktan mı, yoksa iç içe yaşamaktan mı kaynaklanıyor?.. Hiç fikrim yok. Kimi zaman eski defterleri, evrakları, fotoğrafları yeniden gözden geçirmem gerekiyor, tarihe dayalı bazı detayları anımsamak için. Gençliğimde günlük tutmamı öğütleyen ustalar ne kadar da haklıymış meğer. Hoş, her taşınmada elden geçen, ilk üç-dört sayfası dolu, sonuçsuz kalmış günlük tutma girişimlerime bakılırsa,“heves varmış ama sebat yokmuş” demek de olası.
90’lı yılların başıydı sanırım. Yirmili yaşların ilk yarısında, birer müzisyen adayı ve sanatla hemhal olması istenen bir ömür hevesiyle, sık sık sohbetler yapardık dostlarımız ve arkadaşlarımızla.
Kadıköy rıhtımında, artık hoş bir anı olarak kalan “Hasır” diye bir yer vardı. Küçük kısa hasır işlemeli tabureler ve alçak masalarla oluşturulan bu mekan, aslında tek bir yer değil, üç adet büfenin, önüne tabure ve masa atarak oluşturduğu bir doğal buluşma ve dinlenme alanıydı. Yoldan geçenlerin bir şeyler içip soluklandığı, açık havada ayak üstü iki laf etmek isteyenlerin buluştuğu, yapacak işi olmayan ya da günün tadına varmak isteyenlerin yollarını kesiştiren Hasır’ın en önemli müdavimleri, çoğunlukla uzun saçlı, ellerinde enstrümanları, tuvalleri ve fotoğraf makineleriyle genç tayfaydı.
Kadıköy sohbetlerinde tanıştığım bir sevgili kardeşim, dostumdu Kâzım Koyuncu. Pırıl pırıl yüreği, ışıltılı gözleriyle ve ortak tanıdıklardan kaynaklanan samimiyetimizle, kısa sürede kaynaştığımız bir mert delikanlı.
Birlikte yaptığımız müzik sohbetlerinden birinde, Karadeniz’e uzanmış ve yerel ağırlıklı renk sazlarla diller üzerine konuşmuştuk. Çerkes, Laz ve Gürcü dil ve kültüründen, akordiyon, kemençe ve tulumdan söz etmiştik. Özellikle tulumun gaydayla benzerliğinden bahsedip, güle oynaya fikirler uçuşturmuştuk.
80 cuntasıyla kesilen kültürel damarlar nedeniyle, yeni kuşağın, sanki bu ülkede Cem Karaca, Moğollar, Erkin Koray başta olmak üzere birçok eski tüfek müzisyen yaşamamış, müzik yapmamışçasına, “Türkçe Rock olur mu, olmaz mı?.” tartışmasının patetik durumundan başlayan sohbet bizi, “İskoç asıllı İngiliz rock müzisyeni şarkısına gayda sokunca alkışlayanlar, buralı bir grup tulum soksa burun kıvırır” noktasına kadar getirmişti.
“Çok isterdim...” dediğimi anımsıyorum. Hayalimdi çünkü. “Bir albüm düşün ki, bir şarkıda tulum, bir diğerinde akordeon, belki bir başkasında cümbüş ya da ud renk saz olsun. Ama sadece renk saz.”
Birkaç yıl sonra, Zuğaşi Berepe’nin müjdesini verdiğinde Kâzım, en çok sevinenlerden biri olduğumu iddia edebilirim. Sonrasında müzikal çizgisindeki farklılıklara rağmen, kendisini müzikle ifade etmeye iten devrimci ruhu ve kişiliğiyle çok ayrı bir yere oturdu Kâzım Koyuncu adı.
Şimdiyse, yeni bir “Koyuncu” var müzik alanında bayrağı eline alan. O zamanlar sadece varlığından haberdar olduğum ama tanımadığım, sevgili dostumun kardeşi Niyazi. Niyazi Koyuncu.
Vakti zamanında, Kral TV Müzik ödüllerinde, ağabeyine verilen ödülü onun adına alırken sistemin ileri gelenleri huzurunda, nasıl da aynı yüreği paylaştığını ispat etmiş olan bu yeni mert yürek Koyuncu, aynı zamanında Kâzım adına ödül almayı nasıl hak ettiğini de ispat etmişti.
Niyazi Koyuncu’nun, yüreği gibi, sesi de çok benziyor ağabeyi Kâzım’a. Müzikal çizgisi de. Bu genel anlamda, popüler kültür için bir risk teşkil edebilir. Kâzım’ın kardeşi, benzer ses, benzer müzik. Olsun... Etsin... Ne olur ki? Popüler kültür, tüketim toplumu için ederse etsin. Bu olsa olsa tüketim toplumunun sorunu olabilir. Niyazi Koyuncu’nun sesi ya da müzikal çizgisi Kâzım’a değil de bana benzese daha saçma olmaz mıydı? Benzeyecek tabii. Ne mutlu ki benzeyecek. Sesi de benzeyecek... Müziği de... Yüreği de...
Biraz geç kalınmış bir yazı belki de, özür dilerim... Ama hoşgeldin kardeşim!
Sesinle, müziğinle, yüreğinle... Hoşgeldin Niyazi Koyuncu!
Yolun açık, alkışın bol olsun!