Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Renan Bilek

Güneş balçıkla sıvanmaz!

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:10 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:10

Tayyip Erdoğan’la Bilal oğlan arasında geçen ve internete düşen konuşma gerçek midir değil midir? Montaj olabilir mi?

Dezenformasyonun bir savaş yöntemi olduğu çağda ve coğrafyada bu sorunun yanıtını aramaya çalışmak gerekli ve gerçekçi bir yaklaşım gibi görünebilir. Ancak, konuşmaların montaj olduğunu kanıtlamak için, Bahçeli’nin, grup toplantısında, yergi amacıyla, başkasının söylediği sözleri kürsüden yinelemesini alıp, birleştirip yaratılan montajlama bir sanal demeci, “alın bakın, bu da montaj mesela.. gördünüz mü nasıl oluyor montaj?” diyerek servis etmek, akla ve zekaya hakaret oluyor.

Bu memlekette hukuksuz dinlemeler yapılmaktadır. Doğrudur. Peki ya farz edelim ki, bir devletin başbakanının, ailesiyle beraber hırsızlık yaptığı, bu yasadışı dinlemelerle ortaya çıkıyorsa?

Kaldı ki “yasadışı dinleme” kavramı da tartışmalıdır. Zira 17 Aralık soruşturmaları için, Bilal oğlan teknik takibe alınmış bir durumdadır. Yani aslında dinlenen başbakan değil, nüfuzunu kullanarak kirli maddi ilişkilere girişmiş olan bir başbakan oğlu şüphesi de olabilir. En nihayetinde, soruşturma için davet edilen bu başbakan oğlu, davete, çağrıdan bir hafta sonra “hazırım” diye haber göndererek icabet edeceğini bildirmiştir. Bu bir hafta içerisinde de emniyet ve soruşturma kademelerinde binlerce kişinin yeri değiştirilmiştir.

Peki gönderilen “hazırım” mesajına dek geçen bir haftalık sürede nasıl bir hazırlık yapılma gereği duyulmuştur? Ev mi sıfırlanmıştır? İlişkiler mi hazırlanmıştır? Neler söyleneceğine mi karar verilmiştir? Kafalara tam olarak otursun diye tekrar tekrar mı ezberlenmiştir? Ağız birliği çalışması mı yapılmıştır?

“Kriptolu telefonumuz bile dinlenmiş” talihsiz demecini veren Bilal oğlan, aslında konuşmaların “dinlenme” sonucunda elde edildiğini itiraf etmiş olurken, bunun yasal olmadığını ifade etmeye çalışmıştır. Ama belli ki, hangi hakla devletin yüksek kademelerine verilen kriptolu telefona sahip olduğunun, sorulamayacağını düşünmektedir.

Başbakanın oğlu olması, bir hukuk devletinde kendisine nasıl bir ayrıcalık tanıyabilir ki? “Sende kriptolu telefonun ne işi var? Sen kimsin?” sorusuna ne cevap verecektir? Doğru. Aranırken, babasının yanında, gazetecilerin ve emniyet mensuplarının gözü önünde Çamlıca’da yapılmakta olan cami ziyaretine gidebilmiştir. Zira başbakan olan babası, oğlunu “bu yargıya” göndermeyeceğini açıkça ifade etmiştir.

Oh!. Ne güzel iş!. Türk siyasi tarihini bilenler bu durumda, “yazık oldu Yahya Demirel’e..” deseler yeridir.

Ama şaşıracak bir şey yok. Bugünün başbakanının, İstanbul’da Belediye Başkanı olduğu dönemde, büyük oğlu Burak Erdoğan’ın yaptığı ve sanatçı Sevim Tanürek’in ölümüne neden olan trafik kazasına dair iddialar, konuyla ilgilenen herkes tarafından bilinen bir gerçektir.

Ya da AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik’in, Erdoğan’ın mal varlığıyla ilgili olarak, “Başbakanlığın sitesine girin, Başbakan bölümünü tıklayın, sürekli güncelleniyor. Başbakan olduğundan beri mal varlığı burada var” demiş olmasına rağmen, Soner Yalçın’ın 23 Şubat tarihli yazısında belirttiği gibi, hakkında mal bildirimi eksikliği yüzünden dava bile açılan Erdoğan’ın mal varlığı bildiriminin 3 yıldır yenilenmediği de ortadadır.

Havuzlar.. İşadamlarından para almalar.. Para talepleri.. Erdoğan Bayraktar’ın sonrasında “amacını aştı” diyerek dolaylı af istemine neden olan “her şey Başbakan’ın bilgisi dahilinde olmuştur” dediği yolsuzluk iddiaları.. vs.. vs..

Neyin konuşulması isteniyor şu anda ülkede?

“Kayıtlar montaj mıdır değil midir?” Montaj çıkmaması haline hazırlık olarak da, “dinlemeler yasal mıdır değil midir?” Bu dinlemeleri cemaat mi yaptırmıştır?

Bana ne!.. Bize ne?..

“Ülkenin başbakanı yolsuzlukla suçlanıyor! Onurlu olun! İstifa edin!” diye sokaklara dökülenlere saldıran polis, internete düşen konuşmalar başbakanlıktan yalanlanana kadar haber değeri verip bültenine koymayan anaakım medya, “bu ne rezilliktir yahu!” diyemeyip harekete geçmeyen yetkili savcılar, yargıçlar, denetleme kurumları!

Güneş balçıkla sıvanmaz!

Ve bir gün gelir, o balçığın içerisinde siz de boğulursunuz. Benden söylemesi.

Renan Bilek 'ın Son Yazıları