Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Renan Bilek

Gençlik gelecek...

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:51 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:51

Renan Bilek'in “Gençlik gelecek...” başlıklı yazısı 28 Şubat 2013 Perşembe tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Geçtiğimiz günlerde, üniversite öğrencileri bir duyuru ve çağrı yaparak, ülke genelinde bir Üniversite Kongresi hazırlığında olduklarını ilan ettiler.

Çeşitli üniversitelerde eğitim gören öğrencilerin oluşturduğu, yaklaşık 121 öğrenci kulübü ve topluluğunun destek verdiği Öğrenci Kongresi girişimi, yaptıkları basın açıklamasında bir araya geliş sebeplerini net bir şekilde ortaya koydular.

Yıllardır sürdürülmeye çalışılan, “üniversite gençliğinin yıkıcı ve/veya sadece tüketici insanlar olduğu” yalanının dozu son yıllarda iyiden iyiye arttı. Üniversiteleri sermayenin kullanım aracı, iş dünyasının stepnesi olarak görmek isteyen ve sadece eğitimi değil, hayatı “din” referansı üzerine oturtmaya çalışan iktidar, toplumun her kesimi gibi, kendisi gibi düşünmeyen, kendisine katılmayan üniversite gençliği üzerinde de baskı oluşturmaya çalışıyor.

Bütün fikir yönlendirmelerinden uzak, kendi tanımlarıyla anlayalım bakalım kongre girişimcisi gençleri. Ne diyor, ne istiyor bu gençler?

“Bilim dini referanslarla tartışılır hale gelmektedir” diyorlar. Yanlış mı?

“Akıl yerine inançlar merkeze alınmaktadır” diyorlar. Yanlış mı?

“Tiyatrolar kapatılıp, kitaplar yasaklanmaktadır” diyorlar. Yanlış mı?

“Savaş kışkırtıcılığı ve dışa bağımlılık normalleştirilmiştir... Üniversiteler YÖK yasasıyla hizaya sokulmaya çalışılmaktadır... Tek adam yönetimi anayasal bir zemine oturtulmak istenmektedir...” diyorlar. Yanlış mı?

“Bütün bunlar olurken, üniversiteler sahip olduğunu korumakla yetinemez... Yetinmemelidir...” diyorlar. Haksızlar mı?

Üniversite kavramı, Batı Avrupa’da, kilise iktidarına karşı somutlaşan bir mücadelenin ifadesi olarak ortaya çıkan bir yapıdır. Bilimi, aydınlanmayı savunan, gerçekleri inanca dayalı olarak “din” ekseni üzerinden değil, somut varlıklarıyla irdeleyip, inceleyip, bilimsel bakış açısıyla yorumlamaya çalışan bir düşünsel yapının kuruluşu. Belli ki içinde bulundukları ve eğitim aldıkları üniversitelerdeki yapıyı gayet iyi anlayan bu gençler de, temelleri sağlam atmak niyetindeler. Bilimi, aydınlanmayı ve barışı savunan öğrencileri temsil etmek ve farklı öğrenci topluluklarının birikimlerini ortaklaştırmak gibi, kolektif bir düşünce ve irade yapısını olgunlaştırmak için yola çıkıyorlar.

Hazırlanan plana göre, her üniversite 13 Mart tarihine kadar Üniversite Kongresi’ne katılacak delegelerini belirleyip, tebliğlerini yollayacak.

15 Mart’ta yapılması planlanan Üniversite Kongresi’nin yeri de çok anlamlı. Geçmişindeki güçlü birikimi ve mücadele ruhunu, geçtiğimiz haftalarda genetik kodlarında saklarcasına yeniden sunan ODTÜ...

“Ülkenin geleceğini önemsiyoruz. Kendi üniversitemize ve öğrenim gördüğümüz alanlara dair beklentilerimiz var. Gençlik, toplumun diğer kesimlerine nazaran daha az yorgun ve geleceğe daha umutla bakabiliyor” diyen ODTÜ Sosyalist Düşünce Topluluğu üyesi Ercan Bölükbaşı ne de güzel özetlemiş aslında.*

Gençliğin en büyük özelliği, umut taşıyabilir olmasıdır. Umut kavramının “biriktirilebilinir” bir kavram olduğu gerçeğini göz önüne aldığımızdaysa, yarınları kurmaya aday olan bu gençlik, sadece yarının değil, fikrimce bugünün de sahibidir.

Ne mutlu, bir araya gelen bu gençlere. Ne mutlu geleceğine sahip çıkanlara. Ne mutlu birlikteliğin gücünün farkında olup, bu değere değer katmaya çalışanlara. Ne mutlu yalnızca geleceğin değil, bugünün de sahibi olanlara. Ve ne mutlu ki, attıkları adımın farkındalığıyla, kendi kaderlerini, yarınlarını ve tarihlerini yazan bu gençliğe.

Bir araya gelip, kendi geleceklerini yoluna sokmaya çalışan genliğe, hayranlıkla bezeli bir saygıyla kolay gelsin diyorum.

Renan Bilek 'ın Son Yazıları