Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Renan Bilek

Forum komiteleri

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:58 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:58

27 Haziran 2013 Perşembe tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Geçen haftaki “Anca Beraber Kanca Beraber” başlıklı yazıda Haziran Direnişi’nden çıkarabileceğimiz kazanımları dile getirmiştik.

Halkın artık bir sürü değil hakları olan birer yurttaş olduğunun altını çizdiğinden, söylenmeyi bırakıp söylemeye dile getirmeye başladığından, korku cumhuriyetini yıkıp birlikte bir güç olunabilineceğinin farkına vardığından, farklı fikir ve yaklaşımlara karşın asgari müşterekte beraber yaşanabilineceğini görüp hayata geçirdiğinden, kısacası yurttaşlık bilincini açığa çıkardığından söz etmiştik. Ve eklemiştik:

“Gelinen noktada, çok ciddi, çok büyük bir kazanımdır bunlar. Ancak somut ve kalıcı kazanımlar için artık daha ötesi gerekmektedir. Gezi Parkı ve tüm yurtta dayanışma içinde mücadele edenler, birlikte yaşayıp, birlikte karar alıp, birlikte hayata geçirenler, artık yorgunluk, yılgınlık, baskı ve hukuk dışı uygulamalarla yok olmamak için, eksilmemek, çoğalmak için, iktidarla olan çıkar ilişkileri nedeniyle gerçekleri çarpıtan ve yok sayanların manipülasyonları karşısında yekvücut durabilmek için, bu birlikteliği ve deneyimlerini bir örgütlülüğe dönüştürmek zorundadır. Yaratılan ortak duyarlılığın, ortak akla dönüşmesi için olmazsa olmaz bir durumdur bu geniş katılımlı çok bileşenli bir örgütlülük.”

Ethem Sarısülük’ü öldüren polisin serbest bırakılmasından 3 tane gencin 17 polis tarafından feci şekilde dövülmesine, Başbakan’ın her konuşmasında söylediği yalanlardan anaakım medyadaki konuyu bulandırma çalışmalarına dek son bir haftadaki her gelişme bize, geçen hafta söylediğimiz ve bir üst paragrafta yeniden alıntıladığımız tespiti işaret etmektedir.

Bütün bunların yanında, ayaklanan kitlenin, kendini ifade etmek için yeni bir alan yarattığını da belirtmekte fayda var. Son günlerde şehir parkları, “agora”lar gibi, tartışma ve forum alanlarına dönüşmüş durumda. Hemen her gece, -katılım oranının değişimine karşın- bir araya gelen insanlar, dayanışma boyunca kazandıkları alışkanlıkları koruyarak birikimlerini paylaşıyor ve değerlendirmelere devam ediyorlar.

Şimdi bir an, bu forumların yaygınlaştığını, bu paylaşımların çoğaldığını hayal edin. Hayal edin. Zira ilk olarak hayallerimizi almışlardı ellerimizden. Dolayısıyla biz de ilk olarak hayallerimizi geri almak ve özgürleştirmek zorundayız. Hayal edin. Bu forumların yaygınlaşıp çoğaldığını, direnişe katılanların bilgi ve birikimlerini paylaştıklarını, kendilerini özgürce ifade ettiklerini hayal edin.

Bize nasıl yaşamamız gerektiğini emredenlere inat, nasıl yaşamak istediğimizi dile getirdiğimiz her şeyi bildiğini sananlara inat, bilgiye ve uzmanlığa saygı duyduğumuz “devlet-millet” söylemleri ardında baskı yapanlara inat “insan” dediğimiz türlü kavramlarla gizlemeye çalışsalar da “para-kâr-kazanç” diyenlere inat, “toplum” diye haykırdığımız alanlar hayal edin.

Gezi Parkı tecrübesi bize bir kere daha gösterdi ki, konuşmayı, derdimizi ifade etmeyi, dinlemeyi, paylaşmayı ve sırt sırta verip mücadele etmeyi özlemişiz. Hatta belki de kimi dostlarımız bunu ilk kez yaşadılar. Ama unutmamak gerekir ki, Taksim Dayanışma’nın kurulmasıyla ve bileşenlerin, kendini Taksim Dayanışma’nın iradesine teslim etmesiyle talepler somutlanabildi. Bu bileşenlerin, -Sivil Toplum Kuruluşlarından Demokratik Kitle Örgütlerine, Meslek Birliklerinden Partilere dek- hepsi birer örgüttür. Ve hiç şüphesiz eğer örgüt ve örgütlülük yoksa her birimiz yalnız, güçsüz, etkisiz, dolayısıyla eylemlilik ve haklılık bile sönümlenmeye mahkûm demektir.

Fikrimce, parklardaki forumlardan, agoralardan, ivedilikle bir örgütlülük çıkmalı ve birikmiş ve toparlanmış enerjinin bir güç olarak hedefleri belirlenmelidir. Bireylerin kendi örgütlü kimliklerinin yanı sıra, Haziran Direnişi ile bir araya gelen yığınların kendi pratiklerine dayalı bir örgütlenmedir söz ettiğim. Kurulacak komitelerle, direnişin ve uyanışın, mahallelere, iş yerlerine, yaşamın her alanına yayılmasıdır ilk yapılması gereken.

Bireysel örgütlenmeden de öte, hayatın örgütlenmesidir söz konusu olan. Her alanda, her sahada örgütlenme. Hayatın politize olması, yurttaşların politize olması için örgütlenme. Çünkü Haziran Direnişi bir kez daha gösterdi ki Örgütlü Bir Halkı Hiçbir Kuvvet Yenemez!..

Renan Bilek 'ın Son Yazıları