Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Renan Bilek

Eşek şakası...

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:49 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:49

Renan Bilek'in “Eşek şakası...” başlıklı yazısı 31 Ocak 2013 Perşembe tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Kamuoyu yoklamalarında en büyük güven kaybının yaşandığı kurumun, adalet kurumunun, mahkemelerin olması mı garip gelmeli yoksa bunun hiç kimseyi şaşırtmaması, normal karşılanması mı?

Ekonomisinden hukukuna kadar göz göre göre, göstere göstere muz cumhuriyetine dönüşmeye başlayan ülkemizde adalet, tuttuğun yerden dağılıyor, elinde kalıyor.

İçlerinde emekli olmuşların da bulunduğu subaylar, olmamış darbenin girişiminden mahkum olurken, cuntayı bizzat hayata geçirenlerin ellerini kollarını sallaya sallaya dolaşamama sebepleri adaletle değil, yaşları ve sağlıklarıyla ilgili bir sonuç.

Hrant Dink cinayetinin, kameralar sayesinde yakalanan tetikçisine rağmen, gönülleri rahatlatan, adalete güveni tazeleyen bir sonucu olmaması bir yana, Bahriye Üçok’tan Çetin Emeç’e, Muammer Aksoy’dan Uğur Mumcu’ya, faili meçhul cinayetlere kurban giden aydınların davalarıyla ilgili tek bir olumlu gelişme bile yok. Ama aleni bir şekilde yaşanan Sivas vahşeti zaman aşımında.

Sosyalist gazetecilerin davaları, kuvvetli şüphe iddiaları ve sanıkların tabiriyle, polisin ürettiği delillere dayandırılarak, yedi yıldır devam ediyor. Ve yargılanan 22 sanığın 11’i halen tutuklu bulunuyor.

Basında “DHKP-C operasyonu” adı ve polis kamerası görüntüleriyle yer alan operasyonda, örgütün kozmik odası olarak lanse edilen Grup Yorum’un çalışmalarını ve kayıtlarını yaptığı İdil Kültür Merkezi baskınından sonra, avukatlarının da tutuklanmasına ne buyurulur?
Birbirleriyle yan yana gelemeyecek isimlerin, birlikte örgüt kurdukları savına dayalı, yılan hikayesine dönen Ergenekon davası hâlâ devam ederken, belki de birçok davada fitili ateşleyen Bülent Arınç’a suikast davasının sonucu hakkında fikri olan var mı?

Yıllardır kayıp çocuklarının akıbetini soran ve adlarını Cumartesi Anneleri olarak bu ülkenin acılar tarihine yazdıran o anaların, çocuklarıyla ilgili açtıkları davaların sonuçları ne oldu?

Peki, ya bilirkişi raporları ve üç kez verilen beraat kararına karşın, 15 yılın sonunda, aniden ağırlaştırılmış müebbet hapis kararı verilen Pınar Selek davasına ne demeli?

Şaka gibi sanki. Ne var ki, şakaya gülünür. Buna gülmeyi bırakın, tebessüm etmek bile vicdan azabı yaşatır. Şaka değil olsa olsa eşek şakası olur bunun adı.

Oysa her şey unutmayınca, alt alta yazınca, yeniden ve yeniden okuyunca ne kadar da açık, sarih, net!..

Her demokrasi bir diktatörlüktür aslında. Ve bu diktatörlük de kendi argümanlarıyla, kendi tarafını açıkça belirtmektedir. Ve bu adalet anlayışı ve sisteminin de, bizim bildiğimiz ve anladığımız adaletle hiçbir ilgisi yoktur.

Renan Bilek 'ın Son Yazıları