Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Renan Bilek

Değinmeler...

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:09 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:09

Bugün şöyle kısa bir “haber turu” atmaya ne dersiniz? Hadi bu sefer böyle olsun. Bir önceki yazımızdan bu zamana geçen “hızlı gündemli” memleket haberlerine, karınca kararınca, bir inceden, kendi dilimizce bir el atalım bakalım.

İlk haberi kendimizden verelim. 2 Şubat Pazar günü düzenlenen Halk TV gecesinde, “Ayağa Kalk” şarkımıza “Yılın En İyi Protest Şarkısı” ödülü verildi. Haziran Direnişi’nde gösterdikleri performansla öne çıkan üç dört TV kanalından biri olan Halk TV’ye de, şarkının esin kaynakları durumundaki tüm boyun eğmeyip ayağa kalkanlara da teşekkürler.

TV kanalı demişken, Başbakan’ın Almanya konuşmaları esnasında kanalları şöyle bir gezindim kim ne yayınlıyor diye. En ilginç yayın “S Haber”deydi. Ana akım haber kanalları, gece Başbakan’ın konuşmasını canlı yayınlarken, “S Haber”de Serengeti’deki sırtlanlardan bahseden belgesel yayınlanıyordu. Günün moda deyimiyle pek bir manidar olmuş. Ama hâlâ, “yayın akışıdır canım...” diyecek güzel gözlü canlar varsa, akıllarında bulunsun, bir halk deyimi vardır “etme bulma dünyası” diye.

Hafta içinde Bülent Arınç, yolsuzlukla ilgili yaptığı bir değerlendirmede, “Yolsuzluk yapan yanımızdan geçemez. Elinden bile tutmayız. Şu adam bunu, bu adam şunu yaptı. Allah cezasını versin” demiş. Arınç’ın bu sözü, binlerce polisin, onlarca hâkim ve savcının yeri değiştirildikten sonra söylemiş olduğunu göz önünde bulundurmazsak, “iyi demiş” diyesi geliyor insanın. Ama hâlâ, “daha ne desin arkadaş?” diye sorup, Başbakan oğlunun savcıya “ifade vermeye hazırım” diye haber yollatmasını tesadüfle açıklamaya çalışacak iyi niyetli yurttaşlar varsa, haberleri olsun, her şeyi Allah’a havale ederek işleri fazla karıştırmamak gerek. Arınç’ın deyimiyle “Allah cezasını versin”. Versin tabi de, işleri öteki tarafa bırakmayıp bu âlemde de halk versin, hukuk versin.

Hukuk demişken. Yerel seçimler yaklaşırken, bazı yerlerde bazı partilerin diğerlerine göre daha avantajlı olduğunu düşünüyorum. Bu düşüncemin, “kazanma şansı daha yüksek” anlamında algılanmasını istemem. Demek istediğim, bazı partilerin seçim yarışına, eşit şartlarda değil, daha avantajlı durumda girdikleri. Alın size iki örnek. Ankara’da MHP, Hatay’da AKP, diğer partilere göre çok daha avantajlı bence bu yerel seçimlerde. Neden mi? Şimdi MHP Ankara Büyükşehir Belediyesi için bir aday çıkartıyor mu? Çıkartıyor. Ama AKP adayı Gökçek de, CHP adayı Mansur Yavaş da eski MHP’li. Keza Hatay’da da AKP bir aday çıkartıyor ama CHP’nin belediye başkan adayı da AKP’li. Sol ahlak ve kültüre bu kadar gereksinme duyulan bir ortamda CHP’nin, enerjisini, “sol”u anlatmak yerine oy uğruna “sağ”a iyice yerleşmeye harcaması kendi bileceği iş. Ama hâlâ, ortak sol aday peşinde koşanlara “solu bölüyorlar!” diyen CHP’li dostlar varsa, haberleri olsun, CHP solu bölüyor.

Bu hafta, 2 Haziran’da Eskişehir’de, polislerin de aralarında bulunduğu eli sopalı bir grup tarafından dövülerek öldürülen 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz’ın katillerinin yargılamasına başlandı. Sanıkların ifadelerine bakılırsa, kimse ne yaptığını hatırlamıyor. Neredeyse Ali İsmail’e “şöyle hafifçe bir dürtüldün diye ölünür mü evlat?” diye kızacağız. Ellerine sopayı, arkalarına “destan yarattılar” diyen başbakanlarını alıp üç beş kişi bir araya gelince aslan kesilenler, hakla ve halkla karşı karşıya kalınca süt dökmüş kediye dönüyorlar. Demek ki, halkla yüzleşmemek içinmiş Lice’deki davanın Eskişehir’e yollanması gibi, Eskişehir’deki davanın da Kayseri’ye yollanması. Ama hâlâ, “can güvenliği” denilen bu can korkusunu makul gören insan evlâtları varsa, bilgileri olsun, sıkıyönetim ilan edercesine güvenlik önlemi aldırtan bu korkuya, evet korku denir de, “can” değil. Onun adı halk arasında başka bir korkudur aslında.

Bu yazı baskı için teslim edildiğinde, henüz Mehmet Ayvalıtaş davası başlamamıştı. Siz bu yazıyı okuduğunuzda dava hakkında bildikleriniz “geçmiş” olurken, benim yazıyı yazdığım zamanda henüz “gelecek”ti. Ama devam eden bir “şimdi” var ki, Berkin’in hâlâ uyuyor olduğu. Ekmek almaya giden 15 yaşındaki çocuğu gaz fişeğiyle komaya sokan Emniyet mensubunun hala bulunmadığı bir ülkede, “bunu bulun” diyenlere saldıran bir Emniyet teşkilatı varsa, -ki var!- o ülkede kimse emniyette değil demektir. Ama hâlâ, “bir şey yapmazsak güvende oluruz, bize niye bir şey yapsınlar ki?” diye düşünenler varsa, haberleri olsun, emniyet sibobu arızalı!

Son haber, bir dostumuz için. Doğumundan kısa bir süre sonra, çok ender rastlanan bir kanser türüne yakalandığı fark edilen ve 1 seneye yakındır kemoterapi tedavisi gören 14 aylık ANKA Bebek ve ailesi için, 7 Şubat Cuma akşamı saat 20.00’de Kadıköy’de, Nazım Hikmet Kültür Merkezi’ndeyiz. Sadaka kültürüne inat Dayanışmayı ayakta tutan herkesi, Beyoğlu Kumpanya, Fırat Tanış, Hale Tüblek, İlkay Akkaya, Nejat Yavaşoğulları, Peyk, Taner Öngür ve Doksanlar dizisi oyuncularıyla, benim ve geçerken uğrayacak sanatçı dostlarımızın da katılacağı bu moral gecesine bekliyoruz.

Renan Bilek 'ın Son Yazıları