Renan Bilek
Çoklu salonlar...
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:46 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:46
Renan Bilek'in “Çoklu salonlar...” başlıklı köşe yazısı 19 Aralık 2012 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
İlk tiyatro turnesini Ferhan Şensoy’la çalışırken yaşadım. Daha yirmili yaşlarımın başında birçok il ve ilçe görme, değişik yaşamları tanıma ve inceleme şansını yakaladım.
Ama en çok Yasemin Yalçın Tiyatrosu’nda, “Kadınlık Bizde Kalsın” oyunuyla dolaştım.
Üzerinden neredeyse yirmi yıl geçtikten sonra, geçen sezondan beri, “Aramızda Kalsın” oyunumla, fırsat bulduğum, ayarlayabildiğim her tarihi, turneye çıkmakla değerlendirmeye çalışıyorum. Oyuncuyla izleyenin buluşması, beni hep heyecanlandırıyor. Aynı heyecanı gittiğim yerlerde izleyici de görmekse, gerçekten büyük bir mutluluk ve haz veriyor sahne üzeri insanına.
Kimi zaman, beni hayrete düşüren mekânlarda oynuyorum. O kadar güzel değerlendirilmiş, başarıyla yenilenmiş salonlara rastlıyorum ki, yetkililerine ne yapıp edip ulaşıp, teşekkürlerimi sunduğum oluyor.
Kimi zaman da ciddi anlamda içimi acıtıyor salon diye gösterilen yerler.
Anadolu’da, birçok ilçede, salonlar genellikle çok amaçlı kullanılmaya çalışılıyor. Yani aynı salon, hem konser, hem tiyatro oyunu hem konferans-söyleşi hem de düğünler için kullanılabiliniyor. Çok sık karşılaştığımız bir durum bu. Ama tabi böyle kullanılan bir salon, binanın üzerine “Kültür Merkezi” yazmakla, kültür merkezi olmuyor ne yazık ki.
Çok anlaşılır nedenleri var hiç şüphesiz bu tip çok amaçlı kullanım şeklinin. Kimi zaman imarla, kimi zaman mekânın konumuyla, kimi zaman yer bulamamakla, kimi zaman bütçeyle ilgili sorunlar karşımıza çıkartılıyor. Yani var oğlu var anlayacağınız. Sorun saymakla bitmeyebilir.
Ne var ki, özelikle kültüre yatırım yapmayı, insana hizmeti vaat eden yerel yöneticilerin, bu tip salonların var olan durumuyla yetinmesi, beni gerçekten üzüntüye sürüklüyor. Oysa bütçeden ya da imar, konum, imkân gibi sıralanacak nedenlerden önce, daha temel bir konu var. Neden mesela –birçok konuda olduğu gibi- bu tip yatırım ya da oluşumlarda, konunun içinde olanların küçücük bir fikrialınmaz?
“Devlet işinde uzmanlık ciddiye alınmıyor, yerel de mi alınacak?” dediğinizi duyar gibiyim. Doğrudur. En büyük soru belki de, koltuğa oturanın, oturduğu organdaki o sıcaklığı tüm bedeninde hissedip, her şeyi yalnızca kendisinin bildiğini sanması, haklısınız. Ama yerelliklerde, bu işlerin daha kolay yürüdüğü de bir gerçek. Çünkü küçük yerlerde, insanlar birbirine daha kolay ulaşır. Zaten çok tanıdıklardır birbirlerine. Çocukluk arkadaşları, değişik partilerin ileri gelenleri arasında yer alırlar çünkü bir statü gereğidir bu. Belediye başkan ve başkan adayları, hemen herkesin tanıyıp bildiği, en azından hemen herkesin aşina olduğu kişilerdir. Yine de bir şey yapmaya kalkışıldığı zaman, yetkililer bu tanışıklıklara karşın, ya bildiklerini okurlar yada sıradanlaşmış aynı sıkıntılardan bahsederler. Oysa sanata ve bilime değer vermiyorsanız insana gereken değeri vermiyorsunuz demektir. İnsana gereken değeri vermiyorsanız halka hizmetten, insan için çalışmaktan bahsedemezsiniz ki.
Özellikle yerelliklerdeki dostlarıma, izleyicilere her seferinde aynı şeyi söylüyorum. Size hizmet gibi sunulan bu salonlardaki durum, buralara kadar gelen sanatçılara değil, son tahlilde, size lâyık görülen bir durumdur. Şehrinize, ilçenize, kasabanıza gelenler, misafirdir. Gelirler ve giderler. Oysa burada yaşayan sizlersiniz. Bu mekânları kullanacak ve, üretim yapacak olanlar, bu salonları kullanacak ve değer katacak olanlar sizlersiniz. Bu salonlar sizin değerinizin, size verilen değerin bir göstergesidir. Ve hiç şüphesiz bu salonlar, dışarıdan gelenlerle değil, sizin üretimlerinizle değerine değer katacaktır tüm mekânlar gibi.
15 Aralık’ta, Ayvalık’taki oyunumu organize eden Ayvalık Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin tüm üyelerine ve o gece İsmet İnönü Kültür Merkezi’nin, nispeten oyun oynanacak bir duruma gelmesinde emeği geçen tüm dostlarıma teşekkürü bir borç bilirim. Yüreklerinize sağlık.