Renan Bilek
CHP’nin hizmeti...
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:06 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:06
AKP’yi iktidara taşıyan unsurların, başta ABD olmak üzere emperyalist organizasyonlarla, özellikle kendisini “hizmet” diye tanımlayan Gülen çevresi olmak üzere cemaatlerin olduğu, herkesçe bilinen bir gerçek. Üstelik özellikle ’80 sonrası süreçte, bu iki unsurun desteğini almayan hiçbir partinin iktidara yaklaşmasının söz konusu olmadığı da ortada. Şimdi karşı karşıya olmalarının sebebi de ortaklığın zedelendiği, dolayısıyla iktidar için “denizin bitiği” anlamına geliyor sadece.
Dolayısıyla basit bir akıl yürütmeyle, ülkenin haline bakarak, ’80 cuntasından bu yana, bu coğrafyanın emekçilerinin, emeğiyle geçinen halkın, sıradan vatandaşın başına örülen çorapların, günden güne artan yaşam zorluğunun, hak ihlallerinin, gericileşen hayatın, kısıtlanan özgürlüklerin sorumlularının da bu unsurlar olduğunu görmek, hiç de zor ve karmaşık bir şey değil.
İktidar ateşiyle yanıp kavrulan CHP’nin ileri gelenlerinin de bu tespitin farkında olduğu kesin. Kesin ki, onlar da iktidara gelmek adına bu unsurlarla dirsek teması noktasını geçip, artık iyiden iyiye sarmaş dolaş olmuş ya da olmak üzereler.
Peki, kendisini “sol”da tanımlayan CHP gibi bir partinin, gerici ve emperyalist organizasyonlarla, sırf iktidar olmak için ilişkiye girmesini nasıl açıklayabiliriz?
Başta yargı ve emniyet teşkilatı olmak üzere resmi kurumların, artık halkın gözünde itibarını kaybettiği, yönetenlerin sadece kararlarıyla değil, yaşam tarzlarıyla da alenen değersizleşip küçük düştüğü, ahlakın ve insan onurunun yerle yeksan olduğu bir günümüz Türkiye’si resmiyle karşı karşıyayız. Böylesi bir durumda, insan hakları, yurttaşların fırsat ve hak eşitliği, emeğin değeri, erdem, toplumsal adalet ve dayanışma, yani “sol” anlatılması gerekirken, “sol seçmen kalmadı” şiarıyla, eşitsizliğe, yalana, hırsızlığa, gericiliğe ve ırkçılığa kapı açan CHP’yi artık nasıl tanımlayacağız?
Oğlunun evinde bulunan 1 milyon 200 bin dolar için “Bahçeşehir’deki villasını satmıştı” diyen bir İçişleri Bakanı’na, “oğlun bu değerde ev alacak parayı nerden buldu?..” sorusu neden sorulamıyor?
Başbakan ve ailesinin mal varlığının üzerine neden gidilemiyor?
Erbakan’ın mahkûm edildiği davada sanık olan Gül’ün şu anda Cumhurbaşkanı olması nedeniyle yargılanamadığı ve halen kamu vicdanında aklanmadığı nasıl unutuluyor?
Eski Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in üniversitedeki tezinin çalıntı olmasına rağmen çocuklarımızın eğitimiyle ilgili kurumun başına getirilişi ahlaksızlığı ne çabuk siliniyor hafızalardan?
Peki, ilk AKP hükümetinin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın naylon fatura davalarının nasıl bittiği de mi unuttu sanılıyor?
CHP nasıl bir iktidar histerisine kapılmış durumdadır ki, neredeyse, bir tecavüzcüyü aile bakanı yapmadığı kalan AKP hükümetinden kurtulmak adına, toplumsal değerlerden bu kadar uzaklaşmış, Haziran Direnişi’nden ders almamış, sağ ve sığ politikalara bu kadar sığınma gereği duymuş bir haldedir?
Belli ki Kemal Kılıçdaroğlu, Ecevit’ten sonra, CHP’yi iktidara getiren kişi olarak siyasi tarihe geçmek istemektedir. Ne var ki, bu durumdaki bir CHP iktidarının, bir “sol iktidar” değil, olsa olsa, emperyalizmin ve gericiliğin, mevzileri kaybetmemek için yapacağı son çırpınış, denize düştüğünde sarıldığı bir yılan iktidar olacaktır.
Kim bilir, belki de genel seçimlerde Kılıçdaroğlu bu payeye bile erişemeyecektir. Zira, programı, amacı, nasıl bir İstanbul hayali olduğu bilinmeyen, Erdoğan’ın sol gösteren versiyonu Sarıgül’e koltuğunu bırakmaya hazır olduğunu vaad eden demeçler de vermektedir. Çünkü plan, İstanbul’un Belediye Başkanlığında pişmiş bir Sarıgül’ün ileride iktidar sahibi ya da ortağı olması üzerinedir. Plan tutar mı?.. Bilinmez!.. Bu soru önemli mi?.. Değil!..
CHP’nin emperyalist ve gerici unsurlarla kolkolalığı bu kadar ayyuka çıkmışken, hala sol bir parti olduğunu iddia edenlere soracak tek bir sorumuz yok! Olamaz..
Ammaaa!.. Kendisini hala solda gören, yüreğinin solda attığını ileri süren CHP’lilere sorulacak bir soru var!
Sizin hala orada ne işiniz var?
Zor mu geliyor sizlere hesap sorma çabası?
Zor mu geliyor sizlere kurulu düzeni bırakıp, yanlışlara karşı çıkma onuru?
Zor mu geliyor gerçekten, “nedir bu ilkesizlik?.. nerede bu halkın çıkarı?.. hani nerede toplumsal bir düzen beklentisi?..” diye sorup reddetmek tüm bu erdemsizliği?
Gerçekten bu kadar zor mu hayatı, yeniden örgütleme inancı?
Hep dilinize pelesenk ettiğiniz, bayrağın üzerine baskıladığınız, hamasi nutuklarla “izindeyiz” dediğiniz, partinizin kurucusu, antiemperyalist mücadelenin ve cumhuriyetin örgütleyicisi Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktığı dönemden daha zor bir dönemde mi yaşadığınızı düşünüyorsunuz gerçekten?
CHP’nin artık neye “hizmet” ettiği bu kadar aşikârken, zor mu geliyor size gerçekten, gerçek bir SOLCU olmak?