Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Renan Bilek

Bunların yetiştireceği öğrenciler!...

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:46 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:46

Renan Bilek “Bunların yetiştireceği öğrenciler!...” başlıklı yazısı 26 Aralık 2012 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Korku ve riya cumhuriyeti haline dönen ülkemizin üniversite yönetimleri de, toplumsal çürümüşlükten nasibini almış o beklenen açıklamalarını yaptılar ODTÜ olayları ardından. Olaylara şahit olanlarla, ana akım medyanın ne halde olduğunun farkında olanların çok iyi bildikleri üzere, olayları polisin başlattığını bir kez daha burada detaylandırmanın gereği bile yok. Birçok yerde yazıldı, anlatıldı ama görmek istemeyen gözlere, duymak istemeyen kulaklara bu sütun kifayetsiz kalır.

Ana akım medyanın ne halde olduğunun farkında olanlar, dedik. Onlar o gazetelerde yazılanların, o televizyonlarda sunulanların nasıl da yalan olduklarını çok iyi biliyorlar. Muhalefet sevmeyen padişah hazretlerinin kapıkulu askerleri, “gizli örgüt bağlantılı” diye lanse ettikleri ev baskınlarından, bu ülkede hukuk adına yapılan hukuksuzluklara karşın, istedikleri sonuçları çıkaramadılar. Gençler serbest bırakıldı. Yedikleri dayak, tazyikli su ve gaz bombaları yine zorbalığa karşı, birer zafer nişanesi olarak yanlarına kaldı.

Öğrencisi, öğretim üyesi ve çalışanıyla olaya tepki gösterip, üniversitede derslere girmeyen ve boykot kararı alan ODTÜ bileşenlerine, Başbakan, her zamanki külhanbeyi edasıyla tepki gösterdi. Özellikle öğretim üyelerini hedef seçerek, “derslere girmezlerse girmesinler... bunların yetiştireceği gençler de ancak bu kadar olur...” dedi.

Ben de aynı cümleyi kurmak istiyorum ama farklı bir vurguyla:

Bu hocaların yetiştirdiği gençler de ancak bu kadar olur gerçekten... Aşk olsun gençler size.. Vallahi tebrikler.. Ne kadar da mertsiniz bu hain pusularda... Ne kadar da dürüstsünüz bu ikiyüzlü ortamda... Helal olsun bu gençleri yetiştirenlere... Ancak bu kadar olur!

Şu anda çocuklarımızın hayatlarının ve geleceğinin teslim edildiği Milli Eğitim Bakanlığı’nın başındaki Ömer Dinçer için, kitaplarında intihal yaptığı gerekçesiyle, 2005 yılında öğretim üyeliğinden çıkarılma cezası verilmemiş miydi? Sonra ne oldu? Müsteşarının “gayet güzel sözler söylüyor” demesi üzerine, açık unutulan mikrofon sayesinde Maliye Bakanı’nın “isterse söylemesin” dediği YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, 2010 yılında Ömer Dinçer hakkındaki öğretim üyeliğinden çıkarılma kararını kaldırdı. Yusuf Ziya Öztan’sa, bir sosyolog olmasına rağmen, Varşova’ya konsolos olarak yollandı.

AKP hükümetinin ilk Maliye Bakanı, “Ağabey” dedikleri Kemal Unakıtan, Al Baraka Yönetim Kurulu üyeliği yaptığı sırada naylon fatura yolsuzluğu yaparak devleti 27,5 milyon dolar zarara uğrattığı iddiasıyla, 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmıyor muydu? Ne oldu? Milletvekili seçilip, maliye bakanı olmadı mı? “Vergi Barışı” yasasıyla da sahte fatura kullananlar affedilmedi mi?

Bugün devletin en yüksek temsil makamında bulunan Cumhur’un Başkanı Abdullah Gül, Necmettin Erbakan’ın “sahtecilik” sebebiyle yargılanıp mahkum olduğu “kayıp trilyon” davasında sanık konumundaydı. Ne oldu? Aklandığını anımsayan var mı? Abdullah Gül, “böylesi bir konumda, böyle bir töhmet altında kalamam, hemen yargılanmak istiyorum” dedi de, bizim mi haberimiz olmadı? Şimdi birisi kalkıp Cumhurbaşkanı için “o trilyonları çaldınız” ya da en basitinden “çalınmasına göz yumdunuz” dese, “yalan söylüyorsun, iftira atıyorsun, yok öyle bir şey” diyebilir misiniz gönül rahatlığıyla?

Başbakan Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Başkanlığı zamanından kalma onlarca davası varken, milletvekili seçilip başbakan olmadı mı? O davalardan aklandığını söyleyebilecek kimse var mı?

“Zamlardan anamız ağladı” diyen vatandaşına “ananı da al git” diyen, canı istediğinde kahvaltıya çağırdığı sanatçısına canı istediğinde “sen kimsin” diye soran, açılım adı altında masalara kahvaltılık ettiği her konunun muhataplarını, sonrasında daha da mağdur eden, televizyon dizilerine ayar çekmeye çalışan, muhalefete tahammülü olmayan bir başbakanı var bu ülkenin. Emperyalizmin yaratıp, sonra tıpkı Usame Bin Ladin gibi kontrolünü kaybettiği ve uluslararası terörist olarak arananlar listesine aldığı Gulbettin Hikmetyar’ı anımsarsınız. Onun dizinin dibinde yerde otururken çekilmiş fotoğrafıyla hafızalarımızda yer etmiş olan Başbakan, üniversite kavramının ne olduğunu belli ki çok iyi bildikleri için tepki gösteren ODTÜ’lü öğretim üyelerine, “bunların yetiştireceği gençlerden ne olur?” demiş. Ne olacak? Vatana millete hayırlı, sağlam karakterli bireyler, yurttaşlar olur. Olacağı bu!

O öğretim üyelerinin yetiştireceği gençlerden yana bizim en ufak bir şüphemiz yok ki. Asıl, “bunların yetiştireceği gençlerden ne olur?”... Bizi düşündüren ve endişelendiren şey bu!

Renan Bilek 'ın Son Yazıları