Renan Bilek
Başka emrin?
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:01 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:01
Hafta sonu futbol sezonu açıldı ve beklenen oldu. Başta -beklendiği üzere- Beşiktaş seyircisi olmak üzere, birçok takımın seyircisi, haksızlığa, baskıya ve AKP faşizmine karşı olan çıkışını, tribünlerde de gösterdi.
İktidarın, tribünlere bu tepkileri sokmamak için “spora siyaset sokulmamalı” kaynaklı girişimini de yine kendi körüklediği siyaset deldi geçti. Mısır’daki olayları protesto etmek isteyen kimi futbolcular, sevinç gösterilerinde Mısır’daki göstericilerin işaretleriyle selamladılar tribünleri.
“Spora siyaset sokulmamalı” cümlesi, her konuda olduğu gibi, kapitalizmin en klasikleşmiş söylemlerinden biridir aslında. Zira, bilimdışı, akıldışı söylem ancak ve ancak bilimlerin ve disiplinlerin biribiriyle olan bağlarının koparılması noktasında başarıya ulaşabilecektir. “Hukuk ayrı şeydir, sosyoloji ayrı şeydir, mühendislik başka bir şeydir, fizik başka bir şey, matematik bambaşka, hele sanat” deyip, olgu ve olayların birbiriyle olan diyalektik bağlarını yok sayar, koparır ve ilgisizleştirmeye çabalarsınız, akıl kullanmayı bilen ve/veya öğrenen insanlar tarafından patlatılır elinizde planlarınız. Kimi zaman da tamamen duygusal tepkilerle, hiç ummadığınız yerden delinir çabalarınız Mısır olaylarına tepki gösterenler gibi.
Kimi futbolcu ve taraftarların, duygusal tepkileri, hem AKP oyununu bozmuş hem de sistemin ikiyüzlülüğünü dökmüştür ortaya. Tribünlerde Gezi Direnişi ile ilgili sloganlar atılmasın diye, oturulan koltukları dijital numaralandırmayla takibe almanın yanında, sürekli o koltuklarda oturacak olanlara, yani kombine biletli taraftarlara nasıl davranacağını imza karşılığında öğretmeye kalkan AKP faşizminin yöneticileri, “spora siyaset sokulmaz” manevralarının altında kalmıştır Mısır olaylarına tepki verenler sayesinde. Bundan şu anlaşılmaktadır ki “spora bize karşı siyaset sokulmaz” demektedir aslında AKP.
Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, maç sonrasında, tribünleri kendine küstürecek ve hiç şüphesiz desteğini kaybettirecek kimi cümelelerle her ne kadar durumu kurtarmak için “bu olanlar bir dakikalık bir provakasyondur, biz devletimize saygılıyız” gibi kıymeti kendinden menkul cümleler sarfettiyse de, bu sezonun hararetli geçeceği kesin.
Necati Şaşmaz’ın, kendince ortaya atılarak Mısırlı kardeşlerine destek vermek için şirket logosu önünde yaptığı konuşmanın videosu da sanatçı avındaki AKP’nin planlarını patlatıp, ikiyüzlülüğünü ortaya dökmeye yaramıştır aslında. Gezi olayları sonrasında Başbakan’la görüştükten sonra basın açıklama(ma)sı yapan film oyuncusu Necati Şaşmaz, “silahsız gösteri yapan insanların kanını döken bu darbecileri kınıyorum” dediği Mısır’a yönelik video mesajında, “bu hak ve özgürlük mücadelesinde şehit olan tüm kardeşlerime Allah’tan rahmet diliyorum” demiş. Amin! Allah razı olsun!
Ama aynı Şaşmaz, Gezi olaylarının, aslında polisin vahşice saldırısıyla başlaması üzerine patlak verdiğini göz ardı etmeye ve ettirmeye çalışan AKP faşizminin diline sığınarak, Gezi’de “illegal örgütlerle Mustafa Kemal’in askerleriyiz diyenler var... Ben kültür yozlaşması yapıldığını, değerlerimizin içinin boşaltılmaya çalışıldığını düşünüyorum” diyebilmişti. Hatta olaylarda ölen ve yaralananlar olmasına karşın, konuyla ilgili demecinde, “bize nazar değdiğini düşünüyorum” şeklinde bir tespitte de bulunmuştu. Şimdi birileri de kalkıp, “önemli bir şey yok yahu, Mısır’a nazar deydi” derse, ciddiye alınabilinir mi?
Netlikle anlaşılıyor ki, Batı ülkelerinden Arap dünyasına, Uzak Doğu’dan ABD’ye dek demokrasi ve özgürlük dersi vermeye çalışan AKP zihniyeti, halk arasındaki tabirle aslında sadece kendine Müslüman’dır.
Spora siyaset sokulmaz. Ama bizim de hassas olduğumuz konuda selam çakabilirsiniz. Oyuncular sadece işine baksın. Ama bizim taraf olduğumuz konuda destek verebilirsiniz. İş dünyası sadece işiyle uğraşsın. Ama bizim önem verdiğimiz durumlara karşı sözünüze de eyleminize de dikkat etseniz iyi olur.
Yoksa cız! Olur Paşam! Başka emrin?