Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Renan Bilek

Atın! Atın!

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:05 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:05

Tek kanallı siyah beyaz televizyon zamanında en eğlenceli seyirliklerden biriydi reklamlar herkes için. Televizyonculuğun ve programcılığın yeni yeni başlayıp geliştiği dönemde, yabancı reklamları da seyrederek kendilerini geliştiren zeki ve yaratıcı reklamcılar sayesinde neredeyse programlardan daha çok ilgi çekerdi reklamlar.

Şimdilerde reklam aralarının, birçok izleyici için, seyrettiği program arasında çay doldurma ya da ihtiyaç giderme molası olduğu kesin. Ama o dönemlerde ciddi izleyicileri olurdu reklamların. Hatta çıkan reklamı herkesten önce tanımaya dayalı ya da bir reklam seçip, kaç kere çıkacağının sayıldığı “reklam bilmece” yada “reklam tutmaca” oyunları bile oynanan evler, ortamlar anımsıyorum.

Tüketim toplumuna henüz geçmemiş ülkemizin reklamları, kimi zaman naiflikleri, kimi zaman açıklayıcılıkları, kimi zamansa eğlenceli buluş ya da sloganlarıyla ilgi çekmekteydi.

O yılları anımsayanların hafızalarındaki en önemli reklamlardan biri de, bir bayan çorabı reklamıydı. Yol boyunca ilerlerken “Atın! Atın! Eskimiş çoraplarınızı atın!” diye bağırarak bizlere artık yeni bir markanın geldiğini müjdeleyen topluluğa, pencerelerden ve balkonlardan sokağa fırlatılan, kullanılmaktan vaz geçilmiş diğer markalı bayan çoraplarının görüntüsü eşlik etmekteydi.

Çok ciddi bir etki yapmıştı bu reklam çorap alıcısı bayanlar üzerinde. Daha çıkışında, ciddi bir satış grafiği yakalamıştı marka. Ne var ki ürün, böylesi bir reklamı ve tercihi kaldıracak kadar iyi değildi. Çorabı bir kere kullanan bayanlar, ikinci bir şansı daha tanıyıp bir daha almadılar markayı ve firma piyasadan çekildi. Reklamcılık sektörünün elindeyse, yeni bir şiar kaldı: “İyi reklam kötü ürünü batırır.”

Bu reklamın yaratıcı kadrosundan bir ağabeyimiz, yıllar sonra, seçimlere yönelik bir reklam kampanyasına imza atan bir ekibin de başına geçmişti. Vaatlerin havada uçuştuğu kampanya için, “Önemli olan kazanıp iktidara gelmeleri... Sonrası kendi yapacaklarına bağlı.. insanlar sonuçta mührü bir kere vuracaklar... Bir dahaki beş sene sonra...” demişti.

Yerel seçimlerin yaklaştığı bu dönemde, yerel seçimlerin de eskisinden farklı bir hal aldığı ortada. “Seçmenler yerelliklerde, hele küçük yerlerde, partiden ziyade adaya oy verirler” genel eğilimi bile artık zorlu bir süreçte. Zira iktidar için yerellikler, atanmış en üst yerel yöneticiyle beraber bir genel seçim yatırımı. Sadece yatırım mı? Aynı zamanda, kâr ve rant dağıtım mekanizması ve genel politikanın küçük ölçekli uygulama alanları da. Kendinden olmayanın istihkakının kesildiği, önünün tıkandığı, elinin kolunun bağlandığı, kendinden olanınsa önünün açılarak, tercihlerin manipüle edilmeye çalışıldığı bir saha çalışması.

Bu nedenle, çoğunlukla Genel Seçimler öncesi görmeye alıştığımız bir hareketlilik var iktidar partisinde Yerel Seçimler öncesi. “Gezi Ruhu’nun, Haziran Direnişi’nin temsilcisi adaylar” arayışındaki öğeler arasından sıyrılarak, “bakınız, her şey yolunda, zaten başka alternatif de yok” havası yaratmak için canla başla çalışıp, hizmet yarışında (!) patlama yapma kararlılığında.

Barzani’li, Şivan Perwer’li, Tatlıses’li açılımlar, açılış ya da konuşmalarda yeniden başlayan ince ince gözyaşlı duygusal pozlar, uzmanların itirazlarına karşın açılışı yapılan Marmaray projesi, mümkün olduğunca gizliden yürütülmeye çalışılan ve sanıkların bile gizlendiği Gezi davaları ve duyurulmamasına özen gösterilen yeni davalar, Ahmet Kaya’ya saldıranların Gezi olaylarında AKP’yi protesto edenler olduğu yalanları vs... Hepsi, bir kere daha mührü ampule vurdurmak için.

AKP’nin, ümmetçi, mezhepçi bir ülke hayaliyle, başta ABD olmak üzere, emperyalist programların işbirlikçiliğine soyunduğunu görmeyen ve görmek istemeyenlerin gözündeki “demokrasi havariliği”, siyah beyaz kanallı televizyondaki çorap reklamına benziyor. Artık onlar da birkaç kez denedikleri bu ürünün, kendilerine göre olmadığını anlamış durumdalar. İyi reklam kötü ürünü batırdı batırmasına ama hala medet umanlar var. Oysa yeni dönemde, eski destekçilerini mutlu etmek zorunda olmadıklarını açıkça ifade ettiler iktidar yanlıları.

Onları bırakalım. Biz kendi işimize bakalım. Yerel seçimlerde, en geniş desteği alacak, katılımcı, toplumcu demokrasiyi sağlayacak, ranttan, paradan değil, haktan ve halktan yana adayların etrafında, umudu yeniden ve yeniden örgütlemek zorundayız. Zira daha sırada genel seçimler var.

Renan Bilek 'ın Son Yazıları