Renan Bilek
Akil insanlar...
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:53 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:53
Renan Bilek'in “Akil İnsanlar..” başlıklı yazısı 4 Nisan 2013 Perşembe tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Bir “akil insanlar” muhabbeti aldı başını gidiyor son günlerde. Neyin nesidir, ne demektir, bilen beri gelsin. Nerden ihtiyaç duyulduğu, neden çıktığı ayrı bir tartışma konusu, ne işe yarayıp, neyin görevini neden yapacakları ayrı bir tartışma konusu.
Bu yazı yazılırken henüz isimler açıklanmamıştı. Muhtemelen, bu yazı gazetede okunurken de hâlâ açıklanmış olmayacak ama çeşitli rivayetlerle beraber birçok isim dolaşıyor ortalıkta. Yedişer kişiden oluşup, yedi bölgede çalışma yapacakları söylenen isimler arasında, Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, TÜSİAD eski Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Hülya Avşar, Hülya Koçyiğit, Kadir İnanır, Yılmaz Erdoğan, Ali Bayramoğlu, Hilal Kaplan, Avni Özgürel, Prof. Dr. Doğu Ergil, Prof. Dr. Mithat Sancar, Fehmi Koru, Etyen Mahçupyan, Murat Belge, Oral Çalışlar, Nihal Bengisu Karaca, Yücel Sayman, Tarhan Erdem gibi isimler dillendiriliyor.
Ne kadarı doğru ne kadarı yanlış bilinmez tabi. Kime teklif edildi, kim talip oldu, kimle ne görüşüldü bunları bilemeyiz. Bu isimler arasında, konuyla ilgili olarak kendi adını ilk kez basında görmüş olanlar bile olabilir. Liste resmi ağızdan açıklanmadan bilemeyiz.
Zaten genelde resmi açıklama olmadan hiçbir şey bilemiyoruz bu ülkede. Hatta daha acısı, resmi açılamalara rağmen hala bilemiyor olmak yada resmi açıklamanın bile sonrasında yalan ve/veya yanlış çıkabiliyor olması.
Fakat isimler açıklandığı zaman ne olacak?.. Yani ne işe yarayacak bu pek değerli “akil insanlar”?.. Kendilerine verilen yedişerli çalışma gruplarıyla, ülkenin yedi bölgesine dağılacak olan “akil insanlar” ne iş yapacaklar?..
Memleketin çeşitli bölgelerine dağılmak suretiyle, ülke halkının nabzını mı yoklayacaklar?.. Sohbetler ve toplantılarla, insanların dilek ve beklentilerini mi dile getirecekler?.. Bu sayede ne olduğu bir türlü anlaşılmayan ama adı “çözüm süreci” olan bir sürece, toplumsal katılımı mı sağlamış olacaklar?
Her yedi kişilik çalışma grubunun bir başkanı olacak ve bu yedi başkan en sonunda Başbakan’la görüşlerini paylaşacakmış öğrendiğimiz kadarıyla. Eeee?.. Sonra?.. Hangimiz Başbakan’ın bu toplantılar sonucunda, mesela “hmm.. demek öyle.. meğer biz yanlış yoldaymışız.. hemen düzeltelim..” gibi bir düşünceye kapılacağına ihtimal verir ki?..
Bugüne dek kendisi gibi düşünmeyen kime saygı duymuştur ki Başbakan?.. Kendi fikrine destek vermeyen hangi fikri ciddiye almıştır ki?.. Hangi karşı çıkışı “haklı mı acaba?” diye dikkate almış ya da bırakalım haklılığı, empati kurup da değer vermiştir?..
Şimdi ne olmuştur da “akil insanlar” topluluğuna ihtiyaç duyulmuştur?
Gerçekten nabzı ölçmek, fikir almak, birlikte bir gelecek üretmek gibi bir fikri, samimi olarak taşıyan bir Başbakan neden, başta siyasi partiler olma üzere, meslek birlikleri, sendikalar gibi sivil toplum kuruluşlarının ileri gelenleriyle konuları tartışma yoluna gitmez de, bir “akil insanlar” topluluğu kurmaya ihtiyaç duyar?.. Ya da hemen başka bir soru, kimsenin fikrini önemsemeyip, “her şeyi ben doğru bilirim” tavrındaki bir Başbakan, hangi “akil insan”ın sözüne itibar eder?.
Sakın ola ki bu olası “çözüm süreci”nin neticesini bizlere, “halk da böyle istiyor” diye yutturmak için tezgahlanıyor olmasın bu “akil adamlar” muhabbeti?.. Öyle ya!.. Sen bugüne kadar kimseyi dinlemeyeceksin, kimseyi beğenmeyeceksin, hep tek doğrunun kendin olduğunu düşüneceksin, senin gibi düşünmeyen herkese bir kulp takacaksın, sanatçıdan çok sanatı, hukukçudan çok hukuku, ekonomistten çok ekonomiyi, askerden çok askerliği hatta kadından çok kadınlığı ve çocuk doğurmayı bileceksin ama birden “akil insan” arayışına çıkacaksın.
E hazır bulmuşken, anayasayı da hazırlatıverin bir zahmet bu “akil insanlar”a.