Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Orhan Gökdemir

Orhan Gökdemir

Yeni Osmanlıcıların eski-yeni bütün kahramanları

Peki, düzenin efendileri Şerife Boz’dan, İskilipli Atıf’tan, Lokman Ertürk’ten kahraman çıkmayacağını bilmiyor mu? Biliyor ama mecburdur; şirazesi kaymıştır, biçaredir, çaresi yoktur. 

Yayın Tarihi: 13.02.2026 , 22:19 Güncelleme Tarihi: 14.02.2026 , 00:00

Yeni rejimin çok sayıda kahramana ihtiyacı var. Çünkü göl bir türlü maya tutmuyor. Tarihin tozlu sayfalarını karıştırıyorlar, aceleleri var, bulduklarını ölçüp biçmeden ortalığa salıveriyorlar. Sonra kahramanları topluma çarpıp geri dönüyor. Ellerinde kalanlar kör topal zavallılardır. İhtiyaç var ve fakat ihtiyacı kapatacak bir üretimleri yoktur. 

Son üretimlerini biliyoruz. 15 Temmuz'da komşularını toplayıp hafriyat kamyonu ile Taksim'e çıktığı iddia edilen Şerife Boz'un, bu kanıt olarak gösterdiği fotoğraflarının 16 Temmuz günkü "kutlamalarda" çekildiği ortaya çıkmıştı. İki yıl gazi gazi dolaştı, gazi maaşı aldı, afiyetle yedi. Yetinmedi, AKP'den vekil adayı oldu. İşi çok abartınca 15 Temmuz'da hayatını kaybeden Mustafa Cambaz'ın oğlu Alparslan Cambaz, Boz'un kamyon kullanmasını bilmediğini, Taksim'e geldiği sırada orada bulunan bir kamyonun şoför koltuğuna oturarak fotoğraf çektirdiğini açıkladı. Milletvekili adayı Şerife Boz’a sordular, “yaptıklarımı kıskanıyorlar' dedi. Gerçekten de kıskanılacak bir performans göstermişti!

Zeynep Güneş Akgün sonuncusu. AKP’li Mihalgazi Belediye Başkanıdır. İyipli bir ebleh tarafından kıyafeti üzerinden hedef alınınca kahraman ilan edildi, Meclise davet edildi, Erdoğan'ın konuğu oldu. Bir kadını giyim kuşamı üzerinden hedef alan “sıradan faşizm” gösterisinin neyi örttüğünü soL Haber ortaya çıkardı. Belediye Başkanı Akgün ülkeyi karış karış yağmalayan Cengiz Holding’in siyanürlü maden projesinin baş destekçilerinden biriydi. 

Bir de kahraman ilan edilen bir kazanımız var. 15 Temmuz’da darbenin yönetim merkezi Akıncı Üssü’nün bulunduğu Kazan ilçesi darbeye karşı en sert direnişlerinden birine sahne olmuştu. Ancak Kazan’ın “en kahramanı” AKP’li belediye başkanı Lokman Ertürk’tü. “Şöyle çatıştık, böyle vuruştuk” diye şehvetle anlatıyordu. O da “gazi” ilan edildi. Ancak meclis darbe komisyonuna çağırılıp olayları anlatması istenince “orada gibiydim” falan diye kem küm etti. Orada değildi, Antalya'da “çalışma mesaisinde”ydi. Paylaşımlarını da Antalya’dan yapmıştı. Nafile kahraman üretme girişimlerinin komedisidir. 

15 Temmuz’dan önce de darbenin başı Fethullah Gülen sümüklüsünü ve Zekeriya Öz başta olmak üzere tetikçi peçeteci savcıları da kahraman yapmaya kalkışmışlardı. Olmadı tabii. Şimdi hepsi birer anti kahraman olarak kovalanıp duruyor. Başka ve dokunulmaz, tartışmalı pek çok yarım kahraman var geride. Tarih işini görüp arkasına saklandıkları kiri pası savurmadı henüz. Yakalanmaları yakındır. 

***

Tarihin tozlu sayfalarından devşirilip bugüne taşınanların sayısı daha kabarık. Hasbelkader sultan Abdülhamit, akrabası kifayetsiz Vahdettin, Halidi Şeyhi Sait, Sait’in kankası Said-i Kürdi, aynı tarikatın eteklerinden gelen İskilipli Atıf mezarından çıkarılıp madalya taktıklarından bazıları. Gözü öyle karartmışlar ki ülkeyi yüzüstü bırakıp kaçandan bile kahraman imal etmeye çalışıyorlar. 

Peki mümkün mü? Bu kaçkınlardan kahraman çıkarılır mı?

Fıtratları uygun değildir.

Saidi Nursi yarı kaçık bir deliydi. Sağda solda peygamber olduğunu söyleyerek dolaşıyordu. Abdülhamit’e bir dilekçe ulaştırmayı başardı. Türkçe bilmiyordu, mağdurdu, Kürt bölgesinde eğitimin Kürtçe verilmesini istiyordu. Abdülhamit bu meczubun yarı deli olduğunu anlamış, tımarhaneye kapattırmıştı. Ama zamanımız muktedirleri onun gerçekten de bir peygamber olduğuna inanıyor. “Beddiüzzaman”mış, zamanımız mükemmel insanı, öyle diyorlar. Halimizin özetidir.

İskilipli Atıf kararlı bir gerici ve devrim düşmanıydı. Hürriyete karşı direnişini cumhuriyete karşı da aynı şiddetle sürdü. Nev zuhur kahramanımız Fesli Kadir gibi İngilizlerin ve Yunanların kazanmasını umuyor ve istiyordu. “Şeriat isteriz” naraları arasında patlak veren 31 Mart gerici ayaklanmasına katıldı. Yakaladılar, bir hafta tutup bıraktılar. Sonra Mahmud Şevket Paşa’nın öldürülmesi olayında dahli olduğu anlaşılınca Sinop’a sürdüler. Tarihi gerici kışkırtmalarla doludur. Kurtuluş Savaşı'nın da en kararlı muhaliflerindendi. Mustafa Kemal’e ve önderlik ettiği mücadeleye karşıydı, bir “Bolşevik oyunu” olduğuna inanıyordu. Bildiriler hazırlayıp dağıttı; halkı isyana çağırıyordu. Mücadeleyi İngilizler ve Yunanlar kazanırsa İslam kazanmış olacaktı, öyle diyordu. Kışkırtmalarıyla Malatya, Sivas, Kayseri, Erzurum, Maraş ve Giresun’da ayaklanmalar çıktı. 1924’te Ankara İstiklâl Mahkemesi tarafından “şapka kanununa muhalefetten” dolayı tutuklandı, Giresun’a sevk edildi. Kısa süre sonra serbest bırakıldı. Kışkırtmalarına devam edince yeniden yakalandı. 1926’da Ankara’da, eski meclis binası yakınlarındaki Karaoğlan Çarşısında, Yunan işgaline direnilmemesi için çağrı yapan Babaeski Müftüsü Ali Rıza ile beraber asıldı. Zamanımızın kahramanlarından biridir. 

Bir başka Nakşi, Necip Fazıl, bu haini “Son Devrin Din Mazlumları” broşüründe bir kahraman, bir mazlum olarak yeniden icat etti. Gerçeği ile hiçbir ilişkisi yoktur. 

***

Kahraman, büyük işler yapabilen örnek insanı tarif ediyor. Türkçesi, “alp”tir. Tabii tek başına büyüklük yeterli değildir; yapılan işlerin insanlığın hayrına ve onu ileriye taşıyan işlerden olması şartı var. Büyük yıkımlardan veya karşıdevrimlerden kahraman çıkaramıyoruz. Örnek olsun, Caligula veya Hitler’i büyük işleri nedeniyle kahraman sayamıyoruz. 

Üstelik bir anti kahramanlar çağının içinden geçiyoruz. Tekelci düzen bir insanlık çölü yarattı. İnsan düşmüştür ve düştüğü yerden kalkmadan onda bir kahraman bulmak imkansızdır. 

Ancak sıkıntı ortada. Yeni rejimin çok sayıda kahramana ihtiyacı var. Çünkü göl bir türlü maya tutmuyor. Tarihin tozlu sayfalarını karıştırıyorlar, aceleleri var, bulduklarını ölçüp biçmeden ortalığa salıyorlar. Sonra saldıkları kahramanlıklar topluma çarpıp parçalanıyor. Ellerinde kalanlar kör topal zavallılardan ibarettir. İhtiyaç var ve fakat ihtiyacı kapatacak bir üretimleri yoktur. 

***

Peki, düzenin efendileri Şerife Boz’dan, İskilipli Atıf’tan, Lokman Ertürk’ten kahraman çıkmayacağını bilmiyor mu? Biliyor ama mecburdur; şirazesi kaymıştır, biçaredir, çaresi yoktur. 

Ciltlenirken kitap sayfalarını diplerinden birbirine bağlayan ve onları düzgün tutmaya yarayan ince bez şerittir şiraze. Sayfalar şirazeden çıktı mı, kitap dağılır, parçalanır.  Devletin şirazeden çıkması halidir bu da. Dağılıyor ve dağıtıyor, dağıttıkları arasında rejimi ayakta tutacak kahraman arıyor, buldukları yukarıdadır. 

***

Anti kahramanlar çağındayız. Devletin kitaba, şirazeye falan ihtiyacı yok. Aradığı mutluluğu cahillikte buldu çünkü. Lozan hezimet. Mustafa Kemal kötü, Şeyh Sait ulu bilge. Yunan kazanamadı ama İskilipli Atıf paçayı sıyırmayı başardı. İçki içmek, toplanmak, gösteri yapmak günah; çalmak, öldürmek, kayırmak, yağmalamak günah işleme özgürlüğü. Hicri takvim elzem, laiklik ve cumhuriyet ortadan kaldırılması gereken bir dert. Sevişmek ayıp ama çocuklara tecavüz inancın gereği. Tuğralı kamyonda çekilen bir fotoğraf veya hafriyat kamyonu ile yol kesme yetiyor kahraman sayılmaya. Anti kahramanlar çağının işaretleridir.  

Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz,
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.
Gül ki sen, neş’enle gülsün ay, güneş, toprak, deniz.
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.

Enseyi karartmaya mahal yok ama. Namık Kemal ile başlıyoruz, Mustafa Kemal’le devam ediyoruz. Hürriyeti ve Cumhuriyeti kuranlar gerçek kahramanlarımızdır. En büyük şairimizin en büyük kahramanımız olmasını rastlantı saymıyoruz. Laik cumhuriyeti korumak için nefer yazılanların izindeyiz. Buradaydık, buradayız. Bu ülke, bu tarih, bu vatan kahramana ihtiyaç duyduğunda her zaman buldu, her zaman bulacaktır. 

Kahramanlarımız o tarihin içinden sesleniyor bize: Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz. Ey vatan dinsin gözyaşların, yetiştik çünkü biz!

Orhan Gökdemir 'ın Son Yazıları