Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Orhan Gökdemir

Orhan Gökdemir

Tüten vatan!

Dağ tütmez ama vatan tütüyor. Maden falan hepsi hikâye; her yanından işgal güçlerinin yaktığı ateşlerin dumanları yükseliyor. 

Yayın Tarihi: 17.10.2025 , 23:14 Güncelleme Tarihi: 18.10.2025 , 00:01

Samsun’un Alaçam ilçesi sınırlarındaki Dürtmen Dağı'nda Kanadalı Centerra Gold şirketi eliyle yürütülmesi planlanan maden arama faaliyetlerine karşı ilk harekete geçenler Samsun ve Alaçam TKP örgütüydü. Kanadalı işgalcilere karşı bir direniş örgütlemeye çalışıyorlardı. “Dürtmen Vatandır” sloganı o direniş çabasının ürünü oldu. Bizim Tolga Kaan sloganı ilk dillendirdiğinde mürteci solun vatansızları müstehzi gülücükler attılar. Belli ki “dürtmen”i ilk kez duyuyorlardı. İçlerinden biri “komünistlerin vatanı olmaz” dedi çok bilmiş bir edayla.

Ancak o slogan Alaçam halkı tarafından kabul gördü ve işgalcilere karşı mücadelenin sembolü haline geldi. Artık Kanadalı işgalcilere karşı mücadeleyi “Dürtmen Vatandır Platformu” yürütüyor. 

***

Dürtmen, “tütmen”in bozulmuş şekli. Oğuz Türkçesinde duman veya sis anlamına geliyor. Tüten dağ veya başı dumanlı dağ anlamındadır. Kanadalı şirket işbirlikçilerden izni kaptı, koştu geldi, dumanına sisine aldırmadı, güzelliğini bakmadı. Halk izin verirse bölgede bakır, çinko, gümüş ve kurşun arayacak. 
İşbirlikçilerine ve işgalcilere sorsan bunlar tertemiz işler. TKP Samsun İl Örgütüne göre ise söz konusu maden projesi çevre ve halk sağlığı açısından büyük tehlikeler barındırıyor. Maden demek dağın yamaçlarından doğup Alaçam Deresi’ne karışan küçük derelerin kuruması demek. Bu da tarımsal üretimi ve içme suyu kaynaklarını etkileyecek. Yaylada yetişen bitki türleri yok olacak, yaban hayatı silinecek, meralar kullanılamaz hale gelecek. Yani yaylası, deresi, kurdu kuşu, üzerindeki börtü böceği tehdit altında. 
Dürtmen Dağı topyekûn bir “işgalci saldırı” ile karşı karşıya. Neresi saldırı altındaysa orası vatandır. Vatan saldırı altındaysa komünistler ayaktadır. Olan bitenin özeti bu. 

***

Kanada merkezli “Centerra Gold Inc.” Türkiye'deki Öksüt Altın Madeni’nin sahibi. Şirket daha önce Kırgızistan Cumhuriyeti'ndeki Kumtor Altın Madeni'nin ve Moğolistan'daki Boroo Altın Madeni'nin sahibi ve işletmecisiydi.

Yakın zamanda Kayseri Develi’de bir altın madeni işletmeye başladılar. 2022’nin şubat ayında 71 işçi madende kullanılan cıvadan zehirlendi. İşçilerin zehirlendiği madeninin altın döküm odasını korumakla görevli 11 güvenlik görevlisinin kan ve idrar testlerinde limitlerin çok üzerinde cıva ve ağır metal tespit edilmesi ile ortaya çıktı. Şirketin yöneticileri bu verileri işçilerden gizledi. Uzun uğraşlardan sonra madenin yöneticileri hakkında “basit yaralama” iddiasıyla göstermelik bir dava açıldı. Dava sürerken zehirlenme vakası hakkında uzman görüşü istenen Hacettepe Üniversitesi’nin Öksüt Madencilik’e “Yılın En İyi Maden Firması” ödülü verdiği ortaya çıktı. 

Kanadalı işgalcinin başka sabıkaları da var. Şirketin Kırgızistan’ın Çin sınırındaki Issyk Kul bölgesinde yer alan Kumtor Altın Madeni siyanür felaketine neden oldu. Siyanür sızıntısının sulara karışması nedeniyle binlerce kişi zehirlenirken, ölümler yaşandı ve yüzlerce insan tedavi gördü. Şirket, sızıntıdan sonra yaklaşık beş saat boyunca nehir suyunu içme ve sulama için kullanan Barskoon’da yaşayan 6 bin 500 kişiye haber verme zahmetinde bile katlanmamıştı. 

***

“İyi ama devlet para kazanmasın mı” diyorsanız onun da verileri var. Merkez Bankası verilerine göre, Türkiye’de 2023 yılında toplamda 36,5 ton altın üretildi. 2018’de bu rakam 27,1 ton, 2019’da 38 ton, 2020’de 42 ton, 2021’de 39,5 ton seviyesinde gerçekleşmişti. Tabii bu rakamlar maden şirketlerinin beyanı ile oluşan rakamlar. Denetim yok, bilgi yok, arayan soran yok. Bunun sadece yüzde biri, yani 365 kilosu devlete kalıyor. Geri kalanı uçup gidiyor. 

Doçent Dr. Oğuz Kurdoğlu'na göre Türkiye’de verilmiş 386 bin maden ruhsatı var. Bu öyle bir işgal ki Gümüşhane'nin yüzde 93'ü, Artvin'in yüzde 71, Kütahya'nın yüzde 92'si, Rize'nin yüzde 86'sı, Trabzon'un yüzde 77'si maden ruhsatlı. Türkiye baştan başa dev bir maden sahası. Madencilik lisansları uluslararası tekellerin yerli işbirlikçiler tarafından peynir ekmek gibi dağıtılıyor. 

Devlete kalan bir şey yok ama halka kalan çok şey var. O faaliyetlerden geriye kirlemiş sular, yok edilmiş ormanlar, zehirlenmiş toprak ve hava kalıyor. Sularımızı sonsuza kadar kirletecek asit maden drenajı kalıyor. Ağır metallerle yüklü, siyanür ve asitlerle muameleye uğramış milyarlarca tonluk atık barajları kalıyor. Sömürge madenciliği bu, emperyalizmin en ve büyük en vahşi soygun aracı.

Başladığımız yerdeyiz yani. Hattı müdafaa yok sathı müdafaa var. O satıh artık bütün vatandır!

***

26 Ekim’de, Alaçam’da işgalci şirkete karşı bir yürüyüş çağrısı var şimdi. Kanadalı işgalcilere ve işbirlikçilerine karşı topraklarını, su kaynaklarını, tarım arazilerini, dağlarını, çiçeklerini, üzerinde dolaşan börtü böceği savunma çağrısı bu. Özetle açık bir vatan görevi. 

Unutulmasın yağmalanmıyorsa dağ tütmez, içi dışına çıkarılmıyorsa duman çıkmaz doruğundan. Dürtmen yağmalanmasın diye her şey. 

Dağ tütmez ama vatan tütüyor. Maden falan hepsi hikâye; her yanından işgal güçlerinin yaktığı ateşlerin dumanları yükseliyor. 

Vatanı sattılar, vatanı sattılar, vatanı sattılar… 

Yurtseverler görev başına! 

Orhan Gökdemir 'ın Son Yazıları