Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Orhan Gökdemir

Orhan Gökdemir

Dünyanın ve Ortadoğu’nun bütün helaları!

Bunlardan kurtulacağız ama önce daha fazla nefrete ve daha fazla öfkeye ihtiyacımız var. Düzenlerini yıkacağız. Sadece kendimizi derin yoksulluktan değil onları da acı çektikleri bu hayattan kurtaracağız.

Yayın Tarihi: 14.11.2025 , 21:37 Güncelleme Tarihi: 15.11.2025 , 00:00

Tom Barrack Donald Trump’ın kankası. Lübnanlı göçmen bir ailenin çocuğu. İşi “gayrimenkul yatırımcılığı”. Bildiğiniz emlakçı yani. Çok para kazandı, zengin oldu. Trump’la tanıştı, seçim kampanyasına para sağladı. Bu paraların bir kısmını Birleşik Arap Emirliklerinden almıştı. Ajanlık suçlamasıyla tutuklandı, iki gün hapis yattı, kefaletle serbest bırakıldı. Ortadoğu’ya muhtar yapılmasını tek dayanağı bu. Şimdi Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi. Amerikan emperyalizminin Ortadoğu komiseridir. 

Konumuna uygun davranıyor haliyle. “Trump Erdoğan'a ihtiyacı olan meşruiyeti verecek” dedi örneğin. İşler artık böyle yürüyor çünkü. Baş muhtara yaslanmayanın meşruiyeti yok artık. “Ortadoğu diye bir şey yok, kabileler ve köyler var” dedi bir konuşmasında. Haklı, devletleri dağıttılar, parçaladılar, kendi adamlarını atadılar her yere. Kabile şefleri ve köy muhtarlarıyla yönetiyorlar bölgeyi.

Peki Amerika Birleşik Devletleri diye bir şey var mı? Asıl soru budur. Kıt akıllı zenginin ve yancısı bir emlakçının yönettiği şeye de devlet diyemeyiz. Orada da kabileler ve köyler var; yöneticilerinden biri kabile şefi, diğeri köy muhtarıdır. Elbirliği ile dünyayı bir “global köye”e çevirdiler. Halimiz bundan ibarettir!

***

O halin arkasındaki gerçek dünyaya kıyısından köşesinden tanık oluyoruz. Birinin kahramanı cezaevinde ölü bulunan “finansör” Jeffrey Epstein. 2008’de, fuhuş organizasyonu ve bir çocuğa cinsel istismardan hüküm giydi. Süper zenginlere pezevenklik yapan bir süper zengindir anlayacağınız. E-postalarıyla gündemde yine. O iletilerde kahramanlarımız Trump ve kankası Barrack da var. 

İddialara göre Trump ve Epstein, 1980’lerin başında Florida’da komşuyken tanıştı. Ancak ilişkileri 2000’li yılların başında bozuldu. Mahkûm olunca Bill Clinton ve Donald Trump gibi bazı ünlü ve etkili tanıdıkları onu terk etti. 2016’da Epstein ile Tom Barrack yeniden yazışmaya başladı. Anlıyoruz ki Trump’la Epstein’ın araları bozulunca alışveriş Barrack üzerinden devam etmiştir. Yazışmalar ortada, çocukları soruyorlar birbirlerine. Bir pislik çukurundan yankılanıyor sesleri. 

***

Organizatör Epstein ahlaksızdı ama dinine pek bağlıydı. O kadar ki, hapishanede, Yahudi geleneğine uygun beslenmeyi talep etmişti. İbadetlerini de eksiksiz yerine getirdiğini tahmin edebiliriz. İntiharında müşterileri tarafından kaderine terk edilmesinin izleri var. İlk intiharında beceremedi, birkaç gün hastane safahatından sonra hücresine geri döndü. İkinci denemesinde daha becerikliydi. İntihar mı etti susturuldu mu bilmiyoruz. 

Dindar veya değil, dünya çapında güç sahibi CEO’ların, global şirket sahiplerinin, siyasetçilerin dahil olduğu bir pedofili çetesi karşısındayız. Dosyalar, Epstein'in fuhuş organizasyonuna Stephen Hawking’den Prens Andrew’a değişen birçok çok ünlü ve çok önemli kişinin dahil olduğunu gösteriyor. ABD köyünün ahlaksızları da boylu boyunca işin içindedir. Dini ve aileyi çok önemsediğini iddia eden ahlak kumkuması ve riyakâr ABD yönetimi kendini aklamak için kıvranıp duruyor. Taciz ve tecavüz kurbanlarının yok sayıyor, aşağılıyor, utandırıyor, suçluyor ve susturuyor. 

İşin ilginç bir tarafı daha var. Eski İsrail istihbarat görevlisi Ari Ben-Menaşe, Epstein'ın İsrail ajanı olduğunu ve bu işlerin hepsinin MOSSAD'ın bilgi toplaması için organize edildiğini iddia etti. Tabii böyle bir dünyada işleri yürütmek için şantaj şarttır. Donald Trump’ın İsrail bağlılığına bir de böyle bakabiliriz. Bizim ünlü MİT raporu da bu tür şeylerle doludur ve o bilgilerin çoğu lüks otel odalarından devşirilmiştir. İstihbarat örgütleri bel altı vurur. Bilirler ki zengini, dincisi, ahlakçısı ile bu çürümüş düzenin adamları aklı malum organında gelişimi geri kalmış bir canlı türüdür. 

***

Tom Barrack haklı, dünya artık gerçekten de “bir köy”dür. Köyün ağalarının benzer bir ahlakı var haliyle. Bizde, Epstein’in mesleğinin dine uygun olduğunu söyleyen bir sürü işe yaramaz herif var örneğin. İtibar da görüyorlar üstelik. Dedikleri şu; dinlerinde evlenme yaşı sınırı yoktur. Bunlardan birinin “altı yaşındaki çocukla evlenebilir” sözü üzerine yazdığım yazı nedeniyle yargılandım. Bu yobazın sözlerinde “düşünce özgürlüğü” bulan mahkeme benim “pedofil bunlar” dememde suç tespit etti, ceza verdi. İtiraz ettik, Anayasa Mahkemesi lehimize karar verdi. Karara yerel mahkeme de uydu ve bizim üç-beş yaşındaki çocuklarla evlenilebilir diyen “ulema”ya pedofil deme hakkımız olduğu onanmış oldu.

Kim “çoluk çocukla evlenilebilir” diyorsa tartışmasız pedofildir. Üç-beş yaşındaki bir çocukla evlenmeyi düşünen tartışmasız sapıktır. İnançlı veya inançsız, insanlık tarihinin en ağır suçlarından birini işlemeye teşebbüs etmektedir. 

Tepkiler çoğalınca yeni bir yalan uydurdular. Evlilik akdi ile fiili evlilik ayrı hususiyetlermiş. Zihniyet ve niyet ortada. Söylediğine kim inanacak?

Zaten dinin veya dinlerin ne dediğinin hiçbir önemi yok. Eski zamanlarda evlilik yaşı düşüktü, insan ömrünün ortalama 30-35 olduğu bir dönemin gereğidir. Arap kabilelerinde de durum farklı değildi. Kölecilik yürürlükteydi, kadının statüsü pek düşüktü. Bir mal olarak kabul ediliyorlardı, alınıp satılıyor, kiralanabiliyorlardı. Birtakım yobazlar o çağın, bütün uygulamalarıyla birlikte, kutsal olduğuna inanıyor. Onların yaptıklarını meşru görüyor, oradan şeriat kuralı devşiriyor. O tuhaf dönemin giysilerini çağımızın insanın üzerine geçirmeye çalışıyor. 

Ortaklıkları var. Amerikan köylüleri birkaç gün önce Suriye köyüne atadıkları cihatçı muhtarı ağırladı. Büyük pedofil, cihatçı konuğunun üzerine parfüm sıktı, "kaç karın var" diye sordu. Biliyor, şeriat pis kokar ama imkân sağlar! Devasa servetlerine rağmen işlerini gizli kapaklı yürütüyorlar. İnançlarında o imkân yoktur, Amerikan köyünde eksik olan budur.

***

Nasıl bir çukurda debelendiklerini gösteren başka işaretler de var. Avrupalı zenginlerin Yugoslavya iç savaşında “eğlence” için insan avına çıktığı anlaşıldı örneğin. 1992-1995 yılları arasında, yüksek meblağlar ödeyerek, sivillere ateş açmak için Saraybosna'ya taşınmışlardı. İtalya'da savcılık “hafta sonu keskin nişancıları” olarak tanımlanan bu sapkınları soruşturuyor şimdi.

Müthiş bir yoksulluğun ortasında sahnelenen şirazesinden çıkmış süper zengin hikayeleri bunlar. Kitleleri mülksüzleştirerek edindikleri servetleri nerelerine sığdıracaklarını şaşırmış haldedirler. 

***

Kişisel bir sapkınlığa değil, sapkın bir düzene bakıyoruz. Marx, Kutsal Aile’de, kapitalistler ve proleterlerin eşit derecede yabancılaşmış olduklarını, ancak her sınıfın yabancılaşmayı farklı bir biçimde yaşadığını anlatır. Mülk sahibi sınıf bu yabancılaşmada kendini rahat ve güçlenmiş hisseder, yabancılaşmayı kendi gücü olarak tanır, onda insani bir varoluş görür. Proletarya ise kendini ezilmiş hisseder; onda kendi güçsüzlüğünü ve insanlık dışı bir varoluşun gerçekliğini görür. Onu sınıf haline getiren şey bu aşağılanmaya duyduğu öfkedir. İnsan doğası ile yaşam koşulları arasındaki çelişkinin yarattığı bir öfkedir bu. Bu karşıtlık nedeniyle, özel mülk sahibi muhafazakâr taraf, proleter ise yıkıcı-devrimci taraftır. Öfkemizin ve yıkıcılığımızın makul nedenleri var. Devrim, meşruiyete gerek duymayan işlerimizdendir. 

***

Şimdi başka bir aşamadayız. Çok çaldılar, çok yağmaladılar ve yollarını büsbütün şaşırdılar. Çoluğa çocuğa sardılar. İnsan avına çıkıyorlar fırsat buldukça, yoksul kanı emerek besleniyorlar.

Bunlardan kurtulacağız ama önce daha fazla nefrete ve daha fazla öfkeye ihtiyacımız var. Düzenlerini yıkacağız. Sadece kendimizi derin yoksulluktan değil onları da acı çektikleri bu hayattan kurtaracağız. Ahır ve tuvalet temizlemeye göndereceğiz önce. Sonra hayatlarını çalışarak kazanmalarına izin vereceğiz. 

Ey Trump, ey Barrack, ey zenginler, dünyanın ve Ortadoğu’nun bütün helaları yolunuzu gözlüyor!

Orhan Gökdemir 'ın Son Yazıları