Orhan Gökdemir
Amerikan Dırdırı, Alman Dalgası, İngiliz Zamazingosu
Yayın Tarihi: 09.01.2026 , 21:12 Güncelleme Tarihi: 10.01.2026 , 00:07
“Nicolas Maduro gerçekten uyuşturucu baronu muydu?” Trump’ın itleri tarafından kaçırılmasının ardından DW’deki bir haberin başlığı buydu. Başlığın altında şunlar okunuyordu: “Maduro, ülkesi Venezuela'yı yıllarca demir yumrukla yönetti: Muhaliflere zulmetti, seçimlerde hile yaptı, ülkesinin ekonomisini harabeye çevirdi.”
Sadece uyuşturucudan emin değillerdi. O da ABD'nin hazırladığı 25 sayfalık uyduruk iddianameye bir göndermeydi.
Gerisi bildiğiniz gibi bir yalan dolan manzumesidir. CIA tarafından uydurulmuş ne kadar iftira varsa DW’de de sıralanıyordu. Maduro kasabanın arsız kovboyu tarafından kaçırılmışken, haydutlara uzaklardan gelen bir basın desteğiydi bu. Suç çocuk kakası kafalı kovboyda değil, kaçırılan Güney Amerikalı esmer yerlideydi.
***
Deutsche Welle, Türkçesiyle Alman Dalgası, Almanya’dan yurt dışına yayın yapan çok dilli bir medya kuruluşu. Soğuk Savaş döneminde “Almanya'nın Sesi” adıyla biliniyordu ve bir tür “Voice of Amerika” uzantısıydı. Temel motivasyonu komünizmle mücadeleydi.
Kuruluşun Türkçe yayınları 1 Temmuz 1962 tarihinde başladı. Almanya Türkiye’den göç almaya başlamıştı. Komünizmle mücadele hiyerarşisinde Türkiye’nin idaresi de Almanya’ya bırakılmıştı. Haliyle Alman Dalgasının Türkçe yayınları önemliydi.
Şimdi de emperyalist merkezlerin bir konsorsiyumu gibi çalışıyor. DW, BBC, France 24 ve Voice of America birbirlerine içerik sağlıyorlar, paylaşıyorlar. Bir tür ortak üretimdedirler.
Fıtratları bu olunca altından Nazi bağlantısı çıkması şaşırtıcı olmamalıdır. İstihbarat örgütü BND ile birlikte kökleri “Gehlen Örgütü”ndedir. İlginç bir hikayesi var. II. Dünya Savaşı yıllarında Nazi Almanya’sının Doğu Cephesi-Yabancı Ordular Tahkikat Birimi’nden, Fremde Heere Ost, sorumlu olan ve Sovyetler Birliği’ne karşı askeri istihbarat çalışmalarını yürüten Tümgeneral Reinhard Gehlen ve ekibi, Amerikan yetkililerine teslim oldu. Artık Hitler’e değil ABD’ye hizmet etmek niyetindeydiler. ABD’nin onayıyla hem CIA’nın hem de BND’nin organizasyonunda görev aldılar. Gehlen Örgütü, Organisation Gehlen, 1946’da, ABD dış istihbaratının Almanya’daki şubesi olarak işbaşı yaptı. Bu yapılanma ilerleyen yıllarda bugünkü Alman dış istihbarat birimi olan Federal Haberalma Servisi’ne, BND – Bundesnachrichtendienst, dönüştürüldü. Nazi subayı Reinhard Gehlen bu teşkilatın başkanlık görevini üstlendi, görevi 1968’deki emekliliğine kadar sürdürdü.
Gehlen, bu işleri sürdürürken aynı zamanda Almanlara esir düşen Türk asıllı Sovyet askerlerinden gönüllü birlikler, Doğu Lejyonları, kurmakla görevliydi. Sovyetler Birliği’nin arka bahçesindeki Türki halklarla özellikle ilgileniyordu. Dönemin MİT Müsteşarı Fuat Doğu ile görüşmesinin nedeni de buydu. DW Türkçe yayınlarının başladığı dönemdir. Hiçbirini rastlantı sayamayız.
Alman Dalgası ve istihbaratı ABD’nin yol vermesiyle bir Nazi generali tarafından kurulmuştur. Antikomünist koalisyondur.
***
Alman Dalgasından İngiliz Zamazingosuna geçiyoruz. İngiliz yayın kuruluşu BBC, Maduro'nun kaçırmasıyla ilgili haberler için çalışanlarına bir uyarı mektubu gönderdi. "Kaçırılma" ifadesini kullanmayacaklar, “yakalandı” veya “ele geçirildi” diyeceklerdi.
BBC Irak-Kuveyt Savaşı sırasında da Irak’ın ABD tarafından işgalinde de “uyarılmış” bir dil kullanmıştı. Anlattığımız bir yayın kuruluşu değil, İngiliz ve ABD emperyalizminin manipülasyon ve dezenformasyon aparatıdır.
2025 Temmuz’unda yüzü aşkın BBC çalışanı genel müdür Tim Davie’ye bir mektup yazarak kurumun İsrail’in sözcüsüne dönüştürülmesinden yakınmıştı. Çalışanlar mektupta “İsrail yanlısı halkla ilişkiler yapmaya zorlanıyoruz” diyorlardı. Bu o kadar öyleydi ki Gazze’de Filistin halkına yaşatılan kıyamete odaklanan BBC belgeseli, histerik bir İsrail yanlısı kampanya sonucunda yayından kaldırılmıştı. Ezilenlerden yana hiçbir sızıntıya izin yoktu.
***
The British Broadcasting Corporation, BBC, İngiliz Yayın Şirketi’nin tarihi Alman Dalgasından daha eski. 1920’li yıllarda kuruldu. Bugün 21 bin çalışanıyla devasa bir şirket görünümünde. Ancak Avrupa’yı saran faşizm dalgası onun da duvarlarını dövdü. Enformasyon Bakanlığı kurumun bütün yayınlarını kontrol altına almıştı. Pasifist, komünist veya faşist ideolojilere sahip olanları engelleyecek, hatta düşman ülkelerin bestecilerine ve müziklerine geçit vermeyecekti. Yetinmedi, MI5'in bir görevlisine kurum içinde bir ofis verdi. Bu görevli yayına çıkacakların dosyalarını inceleyecek ve bir kara liste oluşturacaktı. Savaş şartları deyip geçemeyiz çünkü uygulama Soğuk Savaş yıllarında da genişleyerek devam etti.
O yıllarda BBC çalışanları arasında antikomünizmin büyük vaizi George Orwell de vardı. “Hayvan Çiftliği” ve “1984”ün esinini kurumdaki tecrübelerinden almıştı. Sonradan ünlenince BBC binası önüne bir heykelini dikmeye karar verdiler. Genel Müdür o kadar paranoyaktı ki bu antikomünist vaizi “fazla solcu” bulmuş ve heykelinin dikilmesini engellemeye çalışmıştı. O heykel kurumun önüne ancak 2017 yılında dikilebildi. Antikomünizm BBC’nin alamet-i farikasıdır.
Halbuki Orwell açıkça bir CIA üretimiydi. Kitaplarını bastırabilmek için yayınevi yayınevi dolaşmış, olumlu cevap alamamıştı. Kitaplar ancak CIA devreye girince basılabildi. Aynı yoldan ilerleyen Arthur Koestler, Andre Malraux, T.S Elliot, İgor Stravinski, Herbert Marcuse gibi pek çok ünlü yazarımız-düşünürümüz-bestecimiz var. CIA’sal bir gelişimin sonuçlarıdır.
***
Alman Dalgası, İngiliz Zamazingosu, Amerikan Dırdırı, bunlar birer haber kaynağı değil, ait oldukları ülkelerin birer işgal aletidir. Cephede, herhangi bir tanktan, herhangi bir savaş uçağından, herhangi bir toptan farkları yoktur. Bunların üzerinize geldiğini gürültülerinden fark edersiniz. Birinciler sessizce yaklaşır, tarafsızlık pozuyla yakalar, aklınızı ele geçirir, felç eder. Tahribatları daha ölümcüldür.
Alman kamu televizyonu ZDF, yakınlarda, BND ile CIA'nın ortaklaşa dinleme faaliyetleri yürüttüğünü haber verdi. İki istihbarat servisi yüzden fazla ülkede kripto cihazları satan bir şirket üzerinden şifreli haberleşmeleri kırıp dinliyordu. O ülkeler arasında Türkiye de vardı. Dinlemelerine de gerek yok aslında. Alman Dalgası, İngiliz Zamazingosu, Amerikan Dırdırı ülkemizin ve basınımızın en önemli kaynakları. Onların yol vermedikleri gazeteci, onların onaylamadıkları yazar sayılmıyor. Tersinden söyleyeyim, kimin gazeteci, kimin yazar sayılacağı onların işaret etmesine bağlı. Kimin kaçırıldığına, kimin yakalandığına, kimin ele geçirildiğine, kimin demokrat, kimin diktatör olduğuna, hangi seçimin güvenilir hangi seçimin hileli olduğuna da onlar karar veriyor. Maduro’yu hukuka uymadığı için eleştirirken, “şimdi hukukun zamanı” değil diyen bir başka politikacıyı yüceltiyorlar. Moduro kötü Trump iyi. O kadar becerikliler ki, Filistin’de Siyonizm’i ve Ukrayna’da faşizmi temize çekmeyi başardılar.
Alman Dalgası, İngiliz Zamazingosu, Amerikan Dırdırı Maduro’nun diktatör olduğunu ispatlamak için canla başla çalışıyor. Tersinden okuyacaksınız öyleyse. Onlar ne diyorsa tersi doğrudur, onlar nereyi gösteriyorsa tersi güvenlidir.
***
Maduro diktatörmüş. Muhaliflere zulmetmiş, seçimlere hile karıştırmış, ülkesinin ekonomisini harabeye çevirmiş… Dalganın, zamazingonun, dırdırın tekrarlayıp durduğu nakarat bu.
O sırada Trump Maduro’yu kaçırdı, sonra bunu Venezuela’nın petrolüne çökmek için yaptığını açıkladı. Başka ülkeleri de işgal etmek istediğini açıkça beyan ediyor zaten. İran yönetimini göstericilere kötü davranmaları halinde askeri müdahale ile tehdit ettiği gün milisleri silahsız bir kadını yüzünden vurdu. “Uluslararası hukuka ihtiyacım yok” dedi üstüne. Dünyayı bir vahşi ormana çevirdi, aslan rolünün kendisine düştüğünden emin. Ölçüsüz, kuralsız, gaspa ve şiddete dayalı bir yeni düzenin işaretleri bunlar.
Teorik bir sorun ete kemiğe bürünüyor böylece, tekelcilik milis kurşunu olup insanların yüzünde patlıyor. Tekeliyet artık günlük yaşamımızın somut bir parçasıdır.
***
Bir başkanı kaçırdılar, bir halkı tehdit ettiler, petrolüne el koydular, bir ülkeye darbe yaptılar, katilleri silahlandırdılar, kuklalarını iktidar yaptılar, dünyayı soydular, bir kadını yüzünden vurdular… Güncellenmiş tekeliyet dersidir.
Demokrasi ile piyasa ekonomisi arasında kurulmaya çalışılan bağ çoktan çöktü. “Özgür basın” masalının tek kaynağı halktan, işçi sınıfından, sosyalizm hayaletinden duydukları korkuydu. Biz düşünce hepsi düştü.
Demek ki demokrasinin, özgür basının, seçimin, meclisin, cumhuriyetin, eşitliğin, hürriyetin geri gelmesi bizim ayağa kalkmamıza bağlı. Kalkalım, süpürelim üzerimize boca ettikleri şu pisliği. Ey halk… kalk artık!