Mehmet Yavuzkan
Yağmacılar
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
KENTİN SESİ - BURSA yazıları
Yazdığım yazılar üzerine gelen ve samimi düşünceler içeren iletilere yanıt veriyorum. Kimi zaman ve şu sıralar sıklıkla, yazımın yayımlanmasının hemen ardından öyle iletiler geliyor ki, amacı belli! Polemik desem, değil. Hakaret desem, hiç değil. Okuyup da "eee, ne demek isteniyor" dediğim çok oluyor.
Konuşma ve yazılar, sahibinin düşünce sistematiği hakkında bilgi verir. İnternette çıkalı beri haberlerin altında yer alan yorumları hiç izler misiniz? Özellikle izliyorum. Bu yorumları sosyolog ve psikologların hatta bence yeni kurulacak Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'nın elemanlarının araştırma, analiz ve değerlendirme çalışmaları için izlemesi gerekiyor! Toplumun verili akıl sağlığını görmeleri ve bu toplumun daha nelerini bozmaları gerektiği konusunda epey faydası olur!
***
Bu girişe neden olan iletiler, 14 Nisan tarihli "Osmanlı'nın Dibacesi" başlıklı yazıma dair. Sözkonusu yazımda, Bursa'daki Sümerbank Merinos Fabrikası'nın nasıl yok edildiğini ele almış yazının sonuna doğru "(...) 'ecdat yadigârı' diye han ve hamamlara, kale ve kulelere trilyonlarca para akıtıp, ülkenin yüz akı tesislerini 'yıkamayıp yakanlar'ın vatan haini olduğunu" belirtmiştim.
Gelen imzasız iletilerde "ecdadını bilmeyen kendini bilmez, vatanını bilmez" ve "Bursa gibi tekstil kentinde köhnemiş Merinos'u mu savunacağız şimdi. Git de bak, ne güzel oldu" diye yazıyordu. İletilerin diğer bölümleri buraya alınamayacak kadar daha çapsız ve düzeysiz.
***
Peki şimdiye kadar gerek duymadığım halde, neden bu iletileri yazıma taşıma gereği duydum?
Çok değil, bu yazıdan bir ay sonra, AKP Bursa Milletvekili ve Devlet Bakanı Faruk Çelik, geçtiğimiz hafta, İnşaat Mühendisleri Odası'nın bir toplantısında "Yıkarak Bursa'yı güzelleştirmemiz gerekiyor. Bunun başka ilacını bilmiyorum" dedi.
Bu kadar!
Aynı toplantıda Faruk Çelik'in yüzüne karşı şunlar dile getiriliyor:
"Bursa 1950'li yıllardan beri sürekli hırpalanmış. 39 bin hektar Bursa ovasının 20 bin hektarı yok olmuş bulunuyor. Kaçak ve çarpık yapılaşma devam ederse, 20 yıl sonra ova diye bir şey kalmayacak."
"ABD'nin 1950'li yıllarda dayattığı karayolu ağırlıklı ulaşım sistemini terk etmeliyiz. Hızlı tren projesine önem vermeliyiz."
"BESOP'un Kestel'de kurmaya çalıştığı (Bursa ovasının 40/1'i civarında bir büyüklüğe yani 600 hektara, bir diğer deyimle 6 milyon m2 araziye kurulması düşünülen) tesislerin yeri yanlıştır. Su kaynaklarının bulunduğu bir yerdir. 60 bin nüfusun yerleşeceği tarım arazilerinin çevresi de bir süre sonra tahrip olacaktır."
Kaynak: http://www.meydangazetesi.com.tr/yazidetay.asp?AuthorID=69&ArticleID=1829
***
Bu tespitlere karşı, aralara serpiştirilmiş plan, göç, çarpık yapılaşma gibi kavramların yer aldığı konuşmasının finalinde, sıkılmış olacak ki, anladığı dilde konuşarak "yıkarak güzelleştirmekten" söz etmiş.
Bu yıkıcılığı yağmacılık olarak değiştirmeyi öneriyorum. Birazdan vereceğim örnekleri en iyi yağmacılık kelimesi karşılıyor.
Doğanın yağmalandığı, bir daha asla geri kazanılamayacak olanın yok edildiği bir güzelleşme nasıl oluyor?
Trakya'nın güzelim toprakları, Adana Mersin arası narenciye bahçeleri, birileri zengin olsun diye böğrüne otoyol saplanan Karadeniz'in kıyıları, yanlış sulamayla "gaptırılan" GAP ve daha niceleri...
İzmit'ten geçerken SEKA'yı, yurdumun emekçilerini giydiren MERİNOS'u, tarımımızın yüz akı KİT'leri ve yazamadığım niceleri...
Hiçbirini unutamam, unutmamalıyız. Yağmalayıp satanları... Yağmalanıp satılanları...
***
Çalmak ve satmak, bu ülkenin patron sınıfının en temel karakteristiği...
Yağmalamak ve bölmek, bu ülkenin patron sınıfının güya gelecek kurgusu!..
Araştırın Vehbi Koç'u, Hacı Ömer Sabancı'yı ve diğerlerini nasıl çalmışlar, kimin servetlerine nasıl "konmuşlar" nasıl devlete yamanmışlar nasıl yağmalamışlar?
Sorun TÜSİAD'a bu ülkenin bölünebilirliğini tartışmadılar mı?
***
Emek ve üretim, bu ülkenin patron sınıfının sırtındaki yük!
Yapmak ve birleştirmek, bu ülkenin patron sınıfının büyük korkusu...
Bakın patronlara nasıl para kazanıyorlar? Üretimden mi yoksa faiz, bono ve tahvilden mi?
Bakın şu kahpe düzene insanımızı, toplumumuzu nasıl ve kaç parçaya bölüyor?
***
Bu yağmacılar başka bir şey bilmezler mi? Bakın, Faruk Çelik ne diyor: "Bunun başka ilacını bilmiyorum."
Bilemezler!
Patron sınıfı ve temsilcileri hırsız, satıcı, yağmacı ve bölücüdür.
Bu sınıftan, yaptıklarından güzellik çıkmaz.
Türkiye'yi yağmalayan ve satanlar, Bursa'yı mı güzelleştirecek?
Hadi oradan!