Mehmet Yavuzkan
Tofaş İşçilerine Açık Mektup
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:58 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:58
KENTİN SESİ - BURSA yazıları
Kardeşler,
Haberiniz var mı?
Patronunuz yalancı çıktı! Tüm patronlar yalancıdır ancak patronunuzun yalancılığı mahkeme kararıyla onaylanmış durumda.
Patronunuz fırsatçı çıktı! Krizi fırsat bildi, arkadaşlarınızı işten çıkardı, sizi çıkarmayacağı da şimdilik belli değil. Tüm patronlar fırsatçıdır ancak patronunuzun fırsatçılığı mahkeme kararıyla onaylanmış durumda.
Bunların ortaya çıkmasında işten çıkarılan bir arkadaşınızın payı olduğunu biliyor musunuz? Hani, şu işe iade davasının ilk duruşmasında, içinizden birinin gidip de, “Tofaş'a ve Türk Metal'e ihanet ediyorsun” dediği Bahtiyar'ı tanır mısınız? Hepinizin tanıması mümkün değil zaten. Bahtiyar'ın açtığı dava sayesinde artık bir yol açıldı.
Bir düşünün! Sizce, Bahtiyar mı yoksa patronunuz mu ihanet etti? Bazılarınızın duyar gibi olduğum “bana ne, ben işime gücüme bakıyorum” sözlerine acep ne demeli?
Patronunuz, bir sınıfın, patronlar sınıfının üyesi, bunun farkında ve ona göre davranıyor. Kriz döneminde hepsi aynı şekilde ve birlikte, söz birliği etmişçesine sizlere acımasızca saldırmadılar mı? Birçok arkadaşınızı işsiz bırakmadılar mı? Bunları yaparken, toplumu inandırmak için her türlü yalanı söylemediler mi?
Peki ya siz! Bir işçi olarak, hayatınızda, şimdiye kadar, bir sınıfın üyesi olduğunuza hiç inandınız mı? Patronlar gibi, işçi arkadaşlarınızla birlikte ve patronunuza karşı hiç mücadele verdiniz mi? Patronunuzu “ekmeğinizi veren" değil de, "ekmeğinizi çalan, hayatınıza el koyan" biri olarak hiç gördünüz mü?
Patronların kini, öfkesi hep tek yöne doğrudur işçi sınıfına, yani size doğru. Ya sizin öfkeniz? Aynı bantta çalıştığınız arkadaşınıza, ya da evdeki eşinize veya çocuğunuza... Tersi de doğru işten atıldığınızda kayınpederiniz der ki, “koskoca adamsın, evini geçindiremiyorsun ben sana kızımı aç bırak diye mi verdim?” Eşiniz “beceriksiz” der, onu döversiniz?
Yani anlayacağınız, patronunuz bir kenara çekilmiş, kıs kıs gülerek ve keyifle sizi izler. Siz de suçu, ya kendinizde ya da yanıbaşınızdaki işçi arkadaşınızda bulursunuz.
Bu işte bir terslik yok mu? Hedefi şaşırmayın.
Zaten böyle düşündüğünüz için, işten atılan arkadaşlarınızın ardından kılınızı kıpırdatmadınız. Patronun üstünüzde daha fazla tepinmesine izin verdiniz. Ocak ayından bu yana, daha tedirgin daha korkaksınız, öyle değil mi? Çünkü güç sizde değil. Diğer arkadaşlarınız da sizin gibi herkes kendi kabuğuna çekilmiş durumda.
Ama bakın, bir arkadaşınız sizin gibi düşünmedi. İşten atıldıktan sonra, “bir şeyler yapmak lazım gençlere, bizden sonra geleceklere, bir şey bırakmak gerek” diyerek hukuk mücadelesine girişti. Belki çoğunuzun haberi olmadı. Haberi olanlar da için için gülerek, “deli mi bu yahu aldı parasını hala daha rahat durmuyor” dedi.
Sorarım size, şimdi kim daha gururlu ve göğsü dik? Bahtiyar mı yoksa sizler mi?
Bahtiyar, bir davranışıyla patronun ve patron uşağı sendikanın ipliğini pazara çıkarmış oldu. Laf aramızda umutsuz, bezgin ve yorgun olan sizlerin de...
Hala daha umutsuz musunuz? Bahtiyar'ın tek başına yola çıkıp verdiği mücadeleyi bir örgütlü güce nasıl dönüştürmeye çalıştığını izleyin, konuşun onunla... Birlikte ve örgütlü bir mücadeleyle neleri yapabileceğinizi tartışın. Dizilere, sayısal kuponu doldurmaya, pişpirik oynamaya ayırdığınız zamanı ayırın, bunları tartışmak için.
Bunları yaptığınızda Ali Pandır'ından Mustafa Koç'una, patronlarınızın yüzünü o zaman görmenizi isterim. Emin olun, neredeyse 12 Eylül'den bu yana, hiç böyle bir karar ile karşılaşmayan patronunuz belli etmiyordur ama canı epey sıkılmıştır. Çünkü örnek oldu. Canı sıkıldı. Ali Pandır bile Mustafa Koç'a hesap veriyordur, şimdi. Korkarım, hıncını emekçi avukatlarından almaz! "Mahkemeyi kazanamadınız" diye... Onları da savunun, safınıza katın!
Patronunuza karşı kazanılan bu davayı önemseyin! İşçi arkadaşlarınızla konuşun ve tartışın. Serviste, fabrikada, evde... Renault, Bosch, Grammer, Coşkunöz'de, diğer fabrikalardaki arkadaşlarınızla da... Fabrikanızda haftanın yedi günü mesai yapıp, insanlıktan çıkan mühendislere gidin, anlatın ve tartışın. Onlar da işçi olduklarını hatırlasınlar!
Bu kriz bitmedi. Patronu teğet geçen, işçi sınıfını kahreden bu krizin bedelini patron sınıfına ödetmenin zamanı geldi de geçiyor.
Bu krizi ancak işçi sınıfı, yani bizler, yeni bir ülke kurarak bitiririz.
Haydi, durmayın!