Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mehmet Yavuzkan

Sermaye: Fırsat ve Talan

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:18 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:18

Ülkemizde olan biteni anlamaya ve anlatmaya çalışırken sadeleş(tir)meye ihtiyaç var.

Son yazımda da belirttiğim gibi, gördüğümüz ve göreceğimiz her şey, sermayenin sınır tanımayan yayılması ve talanı içindir. Tüm plan ve projeler daha fazla kâr, daha fazla sömürü içindir. Bu düzende, siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel tüm değişimlerin temelinde bu vardır.

Sermaye, salt maddi hamleleriyle değil, yayılıma zemin oluşturacak ya da onu 'doğal' kabul edecek bir toplumsal algıyı da oluşturuyor. AKP'de cisimleşmiş işbirlikçilik, piyasacılık ve gericilik, sermayenin karakteri ve tercihi olup, bu işe yarıyor.

AKP şürekâsının eylem ve söylemlerindeki faşizanlık, pervasızlık ve cehalet ile sermaye sınıfının tercihleri arasındaki bu denli uyum, felaketin boyutlarının yanısıra bu büyük ortaklığa karşı yapacaklarımızın ne olabileceğini de gösteriyor.

AKP ve patron sınıfındaki hız ve almakta oldukları yol ile bizlerin hızı ve almakta olduğumuz yol arasında büyük bir eşitsizlik bulunmaktadır. AKP ve sermaye sınıfının yaptıkları karşısında yapılacak en vahim hata, verilecek mücadelede zaman kaybetmektir.

Çünkü ülkemizin üzerine çöken ve çökmekte olan büyük bir barbarlık, yoksulluk ve talandır.

***
Bu sadeleştirmeden hareketle, Bursa'yı ilgilendiren üç gelişmenin nasıl birbiriyle ilişkili olduğunu ve bunları nasıl algılamamız gerektiği konusunu tartışmak istiyorum.

− Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi
− Bursa'da 16 HES Projesi
− Bursa Valiliği ve İl Özel İdaresi'nin işbirliği ile gerçekleştirilen jeotermal sondaj çalışmaları

Otoyolun temel atma töreninde dağıtılan broşürde, bu güzergahta yapılacak olan sanayi yatırımlarının yeni çekim alanı haline gelmesi”, “başta inşaat sektörü olmak üzere, birçok sektörün canlanması” ve “50.000 kişiye istihdam sağlanması” gibi projenin faydalarından söz ediliyor.

Konuyla ilgili Yalova Çevre Platformu ve Orhangazi Güçbirliği Platformu'nun iki ayrı açıklamasında ise, bu projenin birinci sınıf tarım alanlarını yok edeceği arsa spekülasyonlarının yapıldığı İznik ve Ulubat gölleri ile 2000 göçmen kuşa evsahipliği yapan Hersek Lagün Gölü'nün büyük zarar göreceği Üreğil, Yeniköy ve Hamzalı gibi bölgelerin yer üstü ve altı zenginliklerinin yok olacağı belirtiliyor.

Sermaye sınıfı “talan” diyor. Halk ise “doğa ve çevre” diyor.

Otoyol projesi karşısına çok net durmalıyız. Ancak şunu diyemeyiz: “Bu otoyol projesi, tarım arazileri ve doğal denge gözetilerek yeniden gözden geçirilmelidir. Sivil Toplum Kuruluşları da çalışmalara katılmalıdır.”

Sermaye sınıfı ve AKP, bu projeyi gözden geçirmez. Bu proje, böyle istendiği için oluşturulmuştur. Onların gözü, güzergah üzerindeki tarımsal alanlarında ve buralarda oluşturulacak olan rantlardadır. Fikirleri ise, Türkiye'de tarım, yer altı ve üstü zenginlik bırakmamaktır.

Otoyol projesinin bu yazıda dile getirmediğim, dışa bağımlılık gibi, otomotiv fikrine bağlılık gibi, birçok toplumsal, sosyal ve ekonomik etkileri varken, otoyol projesinde revizyon öneremeyiz. Güzergah üzerinde bu projeden zarar görecek olan toplumsal kesimlerin örgütlenmesini sağlandığımızda, bakın bakalım projeleri kalıyor mu ortada?

***
Türkiye'de en çok HES'in inşa edildiği Karadeniz'de köylüler, halk mücadele verirken, Bursa'da Susurluk havzası üzerinde 11, Sakarya havzasında ise 5 tane hidroelektrik santrali (HES) açılacak.

Bu ülkede “HES'ler 25 milyar dolarlık, sulama için 20 milyar dolarlık ve şebeke suyu alanında da 5 milyar dolarlık yatırım gerektiğini” söyleyen bir Çevre Bakanı varken, patronlar durur mu?

Türkiye'nin kullandığı suyun yüzde 75'i sulama için harcanırken, patronlar HES kurmak için can atmaz mı?

Bursa yöresinde kurulacak olan 16 HES ile birlikte otoyol projesinin bölgenin tarımsal alanlarının bir numaralı tehdit unsuru olmayacağını, patronlar ve AKP dışında söyleyecek biri çıkabilir mi?

Kurulan HES'lerle birlikte, özellikle Karadeniz'de olmak üzere, HES'lerin su tutması sonucu tarım arazilerinin tuzlanması, canlı ve bitki türlerinin zarar görmesi önemsiz mi? Varsa yoksa 50 milyar dolar mı?

***
Bursa Valiliği ve İl Özel İdaresi'nin sıcak su sondaj çalışmalarına gelince... Bursa Valiliği'nin sitesinde “Bursa'ya sıcak bir servet daha” başlıklı haberde, Bursa Valiliği ve İl Özel İdaresi işbirliğiyle Tabakhaneler Bölgesi'nde 3,5 aylık çaba sonucu bin 28 metre derinlikte 77 derece sıcaklığa sahip bağımsız bir kuyu bulunduğu belirtiliyordu.

Yeni açılan kuyunun çevredeki diğer sıcak su kuyularını etkilemediğinin altını çizen Vali Şahabettin Harput, "Bu kuyu, diğer kuyulardan müstakil bir kuyu. Bu kuyudan çıkan su diğer kuyuları etkilemiyor. Zaman zaman bir kuyudan çıkan su diğer kuyuları etkileyebiliyordu. Bunda böyle bir şey söz konusu değil. Birkaç ay içerisinde talep sahiplerine su vermeye başlayacağız. Şimdiye kadar 50 yerle görüşmemiz oldu. (...) Bu su özellikli bir su. Minarel değerleri ve hangi hastalıklara iyi geldiği hakkında çalışmalarımız sürüyor" diye konuştu.

Vali’nin sözlerinde saklı duran, talan ve pazarlama çabasına dikkatiniz çekmek isterim.

“Seçilmiş Valiler” başlıklı yazımda görüşlerine başvurduğum Yüksek Jeoloji Mühendisi Tahir Öngür şöyle demişti: “Bursa’nın sıcak su kaynakları başka sistemlerden farklı olarak tek bir fay zonuna bağlı olarak yükseliyor ve yol bulduğu çatlaklardan ayrı sıcak su kaynakları olarak boşalıyor. Bu nedenle, hem bugün kaynaklarla boşalandan çok daha büyük bir kaynak bulmak olanaksız ve hem de dış müdahalelere karşı çok hassas."

Yine aynı yazıda, “daha önce alınan bilirkişi raporunda, kaynakların müdahalelere karşı duyarlılığını ve kuyu yapımının sakıncalarını özetliyor. Sonunda Mahkeme, kuyunun kapatılmasına karar verdi ve o proje rafa kaldırıldı.

Bundan hareketle, Kültürpark ve Tabakhane bölgesinde açılacak bir kuyudan kaynakların etkilenmemesi mümkün mü?

Bakın Tahir Öngür son açılan kuyu hakkında ne diyor:

Kuyudan biraz su akıtmakla kuyunun performansı belirlenmez. Zamana bağlı olarak sıcaklık ve basıncın değişimini, kimyasal içeriğini, aynı dönemde yöredeki kaynak ve kuyuların parametrelerini, vb de ölçmek ve izlemek gerekir.
Yapılan, doğrudan doğruya doğaya müdahale, sıcak su sisteminin özelliklerine müdahaledir ve kaynak sistemine zarar verir. Orası İmar Planı’nda sondaj yapılmasına yasaklanmış bir bölge idi. Korkarım önce planı değiştirmişlerdir. Çıkan suyun neye yarayacağını şimdi belirleyeceklermiş! Bir kimyasal analiz sonucuyla binlerce insana umut ve belki de sağlıksızlık dağıtacaklar.
Bu suyun Bursa’nın sıcaksu kültürünü kuran Kükürtlü, Kocamustafa, Çekirge sularından farklı bir kimyasal özelliği olacağı kuşkusuz.
Aynı sağaltıcılıkta olmayacağı açık.
Daha sıcak su elde edilmiş olması hiçbir anlam taşımıyor. Çünkü, zorunlu olarak soğutulup kullanılacak.
Tahrip olacak olan Bursa’nın su kültürü olacak.
Ülkenin değişik yerlerinde ısıtılarak doğal sıcak su imiş gibi halka sunulan şebeke suları da var.
Dünyanın hiçbir yerinde daha çok yatak, daha çok kâr için daha çok sıcak su peşinde koşularak böyle bir doğal sisteme böyle bir zarar verilmez. Dokunulamaz oralara.

Valiye ya da onun arkasına saklanan cahil ve cahil cesaretli birkaç çıkarcı mühendise mi inanacağız, bilimsel ve teknik araştırma sonuçlarına mı?

Valinin söyledikleri doğru değil.
***
Tüm bu ve benzeri örneklerde görüldüğü gibi, temel amaç, kâr, rant ve bunun için ne gerekiyorsa o! Talan, tahribat, doğa katliamı, yolsuzluk, vs...

Eğitim, sağlık, enerji, doğal kaynaklar gibi toplumun bütününü ilgilendiren alanlarda tam boy bir özelleştirme ve sermaye talanı...

AKP, bu ve daha fazlası için vardır.

Mehmet Yavuzkan 'ın Son Yazıları