Mehmet Yavuzkan
Projeniz Var mı?
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
KENTİN SESİ - BURSA yazıları
Telefonda yerel bir gazeteden köşe yazarı... "TKP Büyükşehir Belediye Başkan Adayısınız medya ile hiç bağlantı kurmuyorsunuz" diye serzenişte bulunuyor. Seçim zamanıymış. Kendimizi anlatmalı, basında yer almalıymışız. Kazanma olasılığımız yokmuş ama hiç değilse projelerimizden söz etmeliymişiz. Halkımız da bizi ancak böyle tanırmış. Birkaç örnek verirsek köşesinde yazacakmış.
Mış(ıl)... Mış(ıl)... Mış(ıl)...
Böyle bir gazetecilik yapılıyor Bursa'da. İnsanı uyutan ve bezdiren...
Hele seçim zamanında... Kahvaltıdan yemeğe, açılıştan kokteyle koşturan köşe yazarları... Sonra da "o şunu de(miş)" "öbürü dik dur(muş)" "beriki vefasız(mış)" "projeler Bursa için(miş)" başlıklı okuyanın ne anlayacağı meçhul yazılar gırla gidiyor.
Ayrıntılara dikkat eden, durum ve olaylara gayet sağlıklı yaklaşan, toplumsal duyarlılığı gelişkin gazeteci ve köşe yazarı sayısı o kadar az ki. Onlar da zaten daha bağımsız bir konumda düşüncelerini dile getirebiliyor ya da bu konuda zorluk çekiyorlar.
Olan gazetelerin emekçi muhabirlerine oluyor. Haftanın yedi günü ve sabah akşam, haber(!) peşinde koşturu(lu)yorlar. Eminim birçoğu seçimler sonrası ve kriz bahanesiyle işlerinden de olacaklar.
***
Geçtiğimiz Pazartesi akşamı 20.00 suları. Bursa'nın emekçi mahallelerinden birinde ışıksız, çamurlu ve epey sessiz sokağında bir kahve... Sokağa girdiğimde kahvenin camlarında çark çekiçli parti bayrakları... "DURDURUN" bildirileri asılı. İçeride de bizi bekleyen Kürt yoksulları. Yaşlıların çoğu son seçimlerde AKP'ye oy vermiş. Gençlerin çoğu işsiz. Pazarlardan gelen genç işçilerin de katılımıyla toplantımıza başladık.
Güzel ve yaşanası bir ülkemiz olur mu bunu tartıştık. Birlikte mücadele edebilir miyiz korku ve kaygılarımızı paylaştık. Sorular sordular birlikte yanıtlamaya çalıştık. "Keşke kadınlarımız da dizi seyredeceklerine burada olsalardı" dedim sessiz kaldılar. "Patron olmadan biz olur muyuz" diye soruldu yanıtlamaya çalıştık "sen varsan, biz varsak patrona ne gerek var" diye...
Şimdiye kadar hiçbir aday bu mahalleye gelmemiş. Zaten çat kapı gelebilirler mi, bilmiyorum! Biz bir kez daha kahveye gelip seçim filmimizi izleyeceğiz.
Eski sendikacı ve işçi emeklisi Musa ağabey haklı bu mahalle merkeze ne kadar "uzak" ve "yalnız."
"Sadece seçim zamanlarında değil, ayda bir biraraya gelelim tartışalım" dedik. Mutlaka yapacağız.
Eve dönerken toplantıyı ve mahalleyi düşündüm. Hangi konular daha dikkatle dinlendi? Hangi sorular kritik öneme sahipti? Yeterli ve doyurucu yanıtlar verebildik mi?
Sıkça dile getirilen başlıklar: Kriz... Kürt sorunu... İşsizlik...
Üç başlığın türevi, gelecek korkusu varoluş nedeni de düzenin ta kendisi.
Bize "projeniz var mı" diye sormadılar. Biz ise, ülkemizin emperyalizm tarafından haince bir "proje"nin içine atıldığını bu "proje" kapsamında bölünmeye, yoksulluğa, küçülmeye doğru koşar adımlarla giden ülkemizin Bursa kentinde söylenen hiçbir projenin kıymetinin olmadığını elimizden geldiğince anlatmaya çalıştık.
İşsizliği önlemek bölgesel kalkınma vs. ne zaman yerel yönetimlerin işi olmuş?
Kafa karışıklığı yaratıyor emekçilerin zihnini iğdiş ediyorlar.
Bu da hain "proje"nin ayaklarından biri olan adem-i merkeziyetçiliğin ayak izlerinden...
Mücadelemizin kavram ve tanımlarını halkımızın zihnine yerleştirmek, sorumluluğumuz dahilindedir. Bu nedenle, "toplumsal duyarlılığımızı siyasal, bireysel mücadelemizi örgütlü mücadele düzlemine nasıl taşırız" birlikte sohbetini yaptık.
Buna en çok halkımızın ihtiyacı var. Zihin açıcı oluyor. Hepimiz için.
Bu çürümüşlük ve kokuşmuşluk başka türlü giderilebilir mi?
Bu kahrolası düzen başka türlü yıkılabilir mi?
***
Karar verdim gazeteci dostumuzu arayıp, "gazetecilik yapıyorsunuz ama emekçi halkımızla hiç zaman geçirmiyor, sorunlarına içeriden bakmıyorsunuz" diye serzenişte bulunacak "umutsuzum ama diğerlerinin "işkembe-i kübradan attığı" ne idüğü belirsiz projelere değil de, emekçilerin ve yoksulların sorunlarını gazetenize ciddiyetle ve korkusuzca taşımalısınız" diyeceğim.
Taşır mı bilmiyorum. Anlayamayacağına eminim.
Sahi unuttum "medya ile bağlantı kurmuyorsunuz" demişti ya... Her hafta düzenli olarak tüm yayınlarımızı ilettiğimiz ve sohbet etmeyi hep istediğimiz dostumuz zahmet edip okusaydı, bu yazının konusu olmazdı.