Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mehmet Yavuzkan

"O Işık, Memleketin Işığıydı"

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:00

KENTİN SESİ - BURSA yazıları

Tarih, 17 Nisan 2009
“Termal sondajda 35 derece sıcaklıkta suya ulaştıklarını belirten Bursa Valisi Şahabettin Harput, bölgede şehrin yarısının içme suyu ihtiyacını karşılayacak soğuk su rezervinin bulunduğunu söyledi.”
Harput, “Şu anki derinlikte 35 derece sıcaklıkta su var. Hedefimiz daha derinlere inerek suyun kalitesini ve sıcaklığını daha net şekilde ortaya çıkarmak. 2009 hedefimiz, özel idare olarak Bursa'nın termal kenti olması noktasında önemli bir adım atmak. Burada çok profesyonel arkadaşlar çalışıyor. Bu çalışmalar dikkatli ve profesyonel insanlarla yapılmasaydı, bu su aniden dışarı çıkar ve bu çevreye olumsuz etki ederdi" dedi.

***

Tarih, 14 Eylül 2009
“Bursa'da bir süredir devam eden termal su sondaj çalışmaları, Bursa Valiliği'nin aldığı kararla durduruldu.”
“Bilimsel olarak sondajlardan her zaman sonuç alınacak diye bir husus söz konusu olmadığını dile getiren Vali Harput, MTA'nın bile geçmiş yıllarda sondaj açıp sonuç alamadığı çalışmalar olduğunu ifade etti.”
“Önümüzdeki süreçte şartların olgunlaşmasıyla belki yeniden Jeotermal A.Ş. olarak yine biz veya belki de yap-işlet yöntemiyle özel sektör eliyle bu çalışmaya kaldığımız yerden devam etmeyi düşünüyoruz. “
"Bursa'nın bir Dünya markası kent haline gelerek, ülkemizin de Büyük Türkiye yolunda lokomotif kentlerinden biri olması en büyük hedefimizdir."

***

Okuduğunuz "sondaj"ın faturası, bu kadar kısa sürede, 3 milyon TL.

Son söyleyeceğimi şimdi söylemek istiyorum: Bursa Valisi istifa etmelidir!

***

Yukarıda okuduğunuz demeçlerin neresinden tutsak elimizde kalıyor. Bursa Valisi, halkı aptal yerine koyarak, bilimden, bilgiden ve planlamadan yoksun bir şekilde konuşuyor.

Nisan ayında verdiği demeçte, “sıcak suya ulaşıldığını” söylüyor. Kamuoyunu oyalıyor. Aradan beş ay geçtikten sonra, sondajı durduruyor. 3 milyon TL.'yi toprağa gömüyor!

Ardından verdiği demeçte, ağzından baklayı çıkarıyor. “Jeotermal A.Ş. olarak veya belki de yap-işlet yöntemiyle özel sektör eliyle çalışmaya kalınan yerden devam etmek”.

Bu da yetmezmiş gibi, yaptığı basın toplantısında, “hem suçlu hem güçlü”, sondajlardan her zaman sonuç alınacak diye bir husus söz konusu olmadığını (konuyla ne ilgisi varsa) Bursa'nın Büyük Türkiye yolunda Dünya markası olacağını söylüyor.

***

Ancak yanıtlanması gereken sorular hâlâ duruyor:

1) Bu sondaj, hem bilimsel hem de teknik olarak doğru muydu?
2) Karar verilirse, Yap-İşlet yönteminde nasıl bir yol izlenecek? Yabancı şirketlere verilecek mi? Verilirse suyun akıbeti ne olacak?
3) Sondaj raporu, örneğin Jeoloji Mühendisleri Odası'nın bilirkişiliğine sunuldu mu?
4) 3 milyon TL.'nin harcama kalemleri nelerdir?

***

Vali Harput, beklemeksizin söyleneni yapan bir kişi ve bu nedenle böylesi durumlarda konuya hakimiyeti olmadığı için hamasi söylemlere başvuruyor. Bursa'nın Büyük Türkiye(!) yolunda “Dünya markası” olmasından söz ediyor.

Marka, malı tanıtmaya yarar. Bursa, mal değil, bir kent.

Dünyada herşeyin fiyatı yoktur ve satıl(a)maz!

Kentler, Dünya markası değil, istenirse eğer, "insanlığın mirası" olur. Paris, Londra, Prag ve Berlin, "marka" şehirler değildir. Bursa da olmamalıdır.

***

Bir anekdot... Vali Harput, okursa eğer, belki bir farkındalık yaşar:

KARDEMİR’in temel atma töreni için kurulan derme çatma şantiye binasının inşaatında işe başlayan ve aralıksız 45 yıl çalıştıktan sonra, kuvvet santrali ustabaşılığından emekli olan Hakkı Usta, kendisiyle yapılan bir röportajda şöyle diyor:

“... Bak efendi ben bu fabrikaya 45 yıl hizmet vermiştim. 45 yıl ne demek biliyon mu sen? 45 yıl yetişkin adamda ömür demek. 45 yıl. Bir yevmiye cezam yoktur benim 45 yılda. Bir yevmiye ceza alacak bir kusur, bir ihmâl yoktur efendi.

Neden öyle peki? Bu fabrika bizim gözümüz. Bizim gözümüzün ışığı. O cevherin ışıdığını bilir misin sen? 1200 derecede erimiş demir cevheri bir ışık saçar efendi. O ışık, memleketin ışığıydı. İyi bakmazsan kör eder adamı. Erimiş cevhere bakmasını bileceksin. Yoksa kör olursun. Ne demek istediğimi anlıyon mu sen?..”

[email protected]

Mehmet Yavuzkan 'ın Son Yazıları