Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mehmet Yavuzkan

“Neden cepheleşme”

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:17 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:17

KENTİN SESİ – BURSA yazıları

Geçtiğimiz hafta, Perşembe’den Pazar’a dört gün boyunca, cepheleşme çalışması çerçevesinde Bursa’da dostlarımız ile tartıştık yapacağımız toplantı hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Dostlarımızın, AKP’li kadroların yaptığı gibi, Bursa merkezli değil, ülkemizin içinde bulunduğu durumdan hareketle, tespitlerinin olması çok önemliydi. Onlar da Bursa’da yaşıyorlar ama kimileri gibi, Bursa’yı ne bir “marka” ne de bir “yıldız” olarak görüyorlardı.

***

Daha önce de belirtmiştim Bursa’da kamuoyunu takip etmek isterseniz okuyacağınız yazılı basın ve internet sitelerinde ağırlıklı olarak, Valilik ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın insanı tiksindiren projeciliğinden, patronların başarı öykülerinden başka bir şey göremezsiniz.

Gördüğünüz ve göreceğiniz şey, sermayenin sınır tanımayan yayılması ve talanıdır.

Bursa’nın Ulaşım Ana Planı'nı hazırlayan Dr. Brenner firmasının sahibi ve Genel Müdürü Manfred Brenner’in söylediklerine bakın, ne demek istediğim anlaşılır:

“Dünyanın globalleşmesi aşamasında şehirler ve bölgenin birbirleriyle yarışır hale geldiğini...”

“Rekabeti kazanan bölgelerle diğerleri arasında yüksek kentsel kalite ve yaşanabilir bir kent hayatı farkı olacak..”

Patronlar sınıfı, AKP, bakanı, valisi, belediye başkanı böyle düşünüyor, böyle algılıyorlar bizim de böyle algılamamızı istiyorlar. Aramızdaki fark, çok net. Biz, ne dünyayı ne de hayatı böyle algılıyoruz. Kapitalist bir dünyada ve düzende acımasızca bir rekabet yaşanacak kâr için insanlığın ve doğanın büyük tahribatı gerçekleştirilecek ortaya çıkan kent “kaliteli” olacak. Bu dediklerim doğrultusunda zavallı bir Türkiye ortaya çıkmışken, Bursa mı kaliteli kent olacak? Buna inanıyor musunuz?

***

Kentin çevresine yığılmış emekçi mahalleleri mahallelerdeki tarikat örgütlenmeleri emekçilerin kentin gündelik hayatında yer alamaması üniversitenin kentin sosyal ve kültürel hayatını etkileyecek entelektüel bir ağırlığının olmaması “kentsel dönüşüm” çerçevesinde kent estetiğinin hızla yok olması “proje” bataklığında büyük rant kapıları... Ama tüm bunların yanısıra, bir dönüşümün büyük parçası ve merkezi olan Bursa...

Bu saydığım olgular, Türkiye’nin genel sorunları ve dönüşümlerinden bağımsız mıdır? Bunların toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel ne gibi etkilerinin olduğu, bir gündem olarak, Bursa’da yaygın bir kamuoyu konusu mudur?

Bursa’nın duyarlı kamuoyu, bu sorulara sağlıklı siyasal yanıtlar verebilmelidir. Bu yanıtlar masa başında değil, tıpkı karşı cephedekilerin yaptığı gibi, bizzat siyasi bir mücadele ile mümkündür. Türkiye’nin geçirdiği büyük dönüşümü merkeze koyarak, Bursa’da siyasal bir cepheleşme fikrini yaymak hem yerele mahkûm olmamayı hem de yereldeki ideolojik hakimiyeti kırmamızı sağlayacaktır.

***

Konuyla ilgili örneklerle devam etmek istiyorum.

Onbeş gün önceki yazımda, Bursa Valisi Şahabettin Harput’un, Valilik ve İl Özel İdaresi’ne sağlayacağı rant nedeniyle bilimsel olmayan raporlarla kentin doğal su ve termal kaynaklarını kurutacak bir planı yürürlüğe koyduğunu yazmıştım. Üzerinden onbeş gün geçti. Bursa’daki bu sessizliği nasıl yorumlamalıyız?

Ortada çok net bir rant ve talan var. Neden tartışılmıyor? Tek bir köşe yazarı, konuyla neden ilgilenmiyor? İngilizlerin bir atasözünde olduğu gibi, bu konu, “sessizlikle ölüme makûm edilmek mi isteniyor”? Bu olabilir ama yerel basının bir örnek (yenibursa.com) dışında bunu yazamaması, hem bir bağımlılık hem de bir korku durumunu gösterir. Basının bu kokuşmuşluğunu karşımıza alıp, yere çalmamız “köşe başlarını tutan devleri”, ilişkileri ve bağlantıları tek tek deşifre etmemiz gerekiyor.

***

2008 yılında, Cavit Çağlar'ın Sifaş ve Nergis fabrikalarında işten çıkarılan ve hakları verilmeyen işçilere TEKSİF Sendikası Pilot Sanayi Şube Başkanı Osman Tunalı, "Biz tutanaklarımızı tutarak bölge müdürlüğüne ilettik. (...) Mahkemeler vasıtasıyla haklarımızı arayacağız. Şimdi sizler gönül rahatlığı ile evlerinize dönün" şeklinde işçileri sakinleştirmişti!

1250 işçiye ne olduğunu tüm Bursa biliyor. O yılın Eylül ayında işçiler Orhangazi Parkı’nda “Satılmış TEKSİF” diye slogan atıyordu.

Dün Olay gazetesindeki bir haberde, Cavit Çağlar'ı TEKSİF Sendikası Pilot Sanayi Şube Başkanı Osman Tunalı ve Şube Sekreteri Ahmet Yılmaz’ın ziyaret ettiği yazıyordu. Tunalı, şubelerinin 1 ay önce, Yeşim, Sifaş ve Nergis'in daha iyi çalışması için çok yüksek değerli bir toplu sözleşme yaptığına dikkat çekerek, “Bundan sonra hiç durmadan çalışacağız. Hep birlikte Şifaş'ı, Nergis'i ve Yeşim'i yüceltmek ve Bursada 1 numara haline getirmek istiyoruz. Sendika olarak her zaman Cavit Bey'in yanındayız ve yardımcı olacağız” dedi.

Yorum yapmaya gerek var mı?

***

Radikal muhabiri İsmail Saymaz’ın “Postmodern Cihad” (Kalkedon Yayıncılık) adlı kitabını okumanızı salık veririm. Bu kitap, İsmailağa cemaatinden ziyade Türkiye’de burjuva siyasetinin yanısıra, devlet kurum ve yöneticilerinin nasıl da çürümüş olduğunun en güzel belgesi.

Cemaat yetkililerinin AKP başta olmak üzere, devlet kurumlarının yetkilileriyle nasıl da içiçe olduğunu telefon kayıtlarında görebiliyorsunuz. Devlet Bakanı ve AKP Bursa Mülletvekili Faruk Çelik, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe ve Cübbeli Ahmet Hoca’yı biraraya getiren de bu içiçelik.

Cemaatin Bursa’da bulunan Uluçınar Derneği’nde düzenlenen sohbete katılan Cübbeli Ahmet Hoca’yı dinleyen Çelik ve Altepe’nin bu davranışlarına dair bir tek yorum görebildiniz mi? Türkiye, artık kanıksayanlar ülkesi oldu. Devlet Bakanı, bir cemaat liderinin ayağına gidiyor. Patron ve devlet kıskacındaki Bursa medyası bu ziyareti de es geçiyor. Bu, bir utanç vesilesidir.

Bu ziyaretin ertesi günü, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gelecekteki hizmet alanını ve yapısını belirlemek için on binlerce vatandaşın katılacağı bir araştırma yapacaklarını belirten Çelik, “Araştırmaya Türkiye genelinde 10 binlerce insanın katılacağını düşünüyorum. Din-devlet ilişkisi nedir, nasıl olmalı? Ve bu başlık altında Diyanet ve hizmet alanı, geleceğin Diyaneti, Diyanet’in özerkliği, mevcut yapısı, bu konuda aklınıza gelen ne varsa vatandaşa sorulacak” dedi.

Bu araştırmanın nasıl sonuçlanacağı, ardından nelere sıra geleceğini bilmek için kâhin olmaya gerek var mı?

***

Karşımızda eskiden koalisyon dediğimiz ama artık büyük bir cephe var. Sınırsız bir sermaye özgürlüğü, gözükara bir dinci gericilik, katıksız bir işbirlikçilik. Bu cephenin “olmazsa olmazları”... Tüm kurumlarıyla elele, toplumun üzerine üzerine gidiyorlar. İnsanlığa dair ne varsa zihinlerden söküp atmak istiyorlar.

Yüzde 42’de somutlanan direncin örgütlenmemesi durumunda çözüleceği, gün gibi aşikâr. Ancak, 42’de oluşturulacak bir direnç, bir cephe, sadece yüzde 58’in çözülmesine neden olmayacak, ülkenin umudu haline gelecek.

Bursa’da da bu cephenin temellerini atıyoruz. Yolumuz açık olsun!

[email protected]

Mehmet Yavuzkan 'ın Son Yazıları