Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mehmet Yavuzkan

Kim kaşıyor?

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:02 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:02

KENTİN SESİ - BURSA Yazıları

Son yazımda “birçok açıdan dramatik bir dönemde yaşadığımızı” belirtmiştim. Son bir haftada ve hatta iki günde gelişen olaylar bile, ülkemizdeki siyasal gelişmelerin nasıl izlenip yorumlanması konusunda epeyce dersle dolu. Ancak bu dersleri hiçbir zaman almayacak olanlar ile bu gelişmeler yaşanırken gerçekleştirilen kimi toplantılar ve yapılan konuşmalar için söylenecek çok şey var.

***

Bir süredir, birçok ilde Türkiye Küçük Millet Meclisi toplantıları yapılıyor. Tayyip Erdoğan'ın da desteklediği bu toplantılarda yargı, asker, siyaset ve medya sözüm ona sorgulanıyor! Büyük olanın “esamesinin okunmadığı” bu ülkede, Bursa Küçük Millet Meclisi'nin Aralık ayı toplantısının konusu, 'Aleviler ve Dersim', toplantının sloganı ise, “Önyargılar Giremez” idi.

Devlet Bakanı ve Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in toplantıda yaptığı konuşma, hem bu meclislerin hangi amaca hizmet ettiğinin görülmesi hem de AKP'deki "önyargının" boyutu hakkında bilgi vermesi açısından önemliydi.

İşte iki paragraf:

"Bugüne kadar devlet, olayları bilmesine rağmen bu konuya bir çözüm bulamadı. Siz, ülkenizde kaşıyacak bir yara bırakırsanız, birileri gelir bunu kaşır"

"Gördüm ki Tunceli 81 ilden biri değil. 16 bin askerin görev yaptığı 70 bin nüfuslu şehirde bir sıkıntıdır yıllardır sürüyor. Ortada herkes tarafından bilinen meseleler, üstü kapatılarak örtbas edilmiş. Tunceli gidip görülmelidir. "

AKP iktidarı, devlet katında ve siyaset düzleminde edindiği iktidarı, bu toplantılarla yerelliklerde yeniden üretiyor. Birlikte karar alma, şeffaflık, eleştirel bakma gibi tılsımı olan “paket”lerle yerelliklerdeki muhalif kimlik ve kuruluşları etkisizleştirmeyi hedefliyor. Başarıyor da... Demokrasi mücadelesiyle(!) kendinden geçenler, bu toplantılarla öylesine mutlular ki...

Gelelim, Çelik'in sarfettiği sözlere... Kendisinin Alevilere dönük "samimiyetini" daha önceki bir yazımda ele almış olduğum için, ekonomik davranmak istiyorum. Ancak, “kaşıyacak bir yara bırakırsanız, birileri gelir bunu kaşır" ve "Gördüm ki Tunceli 81 ilden biri değil. 16 bin askerin görev yaptığı 70 bin nüfuslu şehir...” cümleleri, ülkesine karşı sorumluluk hissetmesi gereken bir devlet adamının söyleyeceği sözler değildir.

AB(D)'den ülkemizin içişlerine burnunu sokanlar gibi konuşmak, AKP'nin ne yapmak istediğini göstermesi açısından önemlidir. Sormazlar mı Çelik'e, AKP'nin sözde “kürt açılımı”yla hangi yaralar meydana geldi ve şimdi kimler kaşıyor? AKP nasıl kaşıyor?

“Türk halkına son terörist saldırıda vermiş olduğu şehitler nedeniyle baş sağlığı dileklerimi ilettim ve bu saldırının faillerinin adalet önüne çıkarılması konusunda ABD’nin yapacağı katkılardan bahsettim.”

“Çok da kolay olmayan dini ve etnik azınlıkların siyasi sürece dahil edilmesi konusunda Başbakan Erdoğan’ı başarılarından dolayı tebrik ettim.”

Bu sözler Obama'nın... Erdoğan ile yaptığı görüşmede söylüyor. Bu memleketi yönetenlerde utanma kalmış mı? Yakında kokusu çıkar, “katkıların” ve isteklerin...

Faruk Çelik'e tekrar sormak gerek: Psikolojik olarak bölünmenin eşiğine getirdiğiniz ülkede, Tunceli'ye dair sözlerinizin bir anlamı var mıdır?

***

Bunca gelişmenin ortasında, Bursa Valisi Şahabettin Harput'un bu haftaki mesaisi hakkında bilgi vermek istiyorum. Vali Harput, yaptığı yazılı açıklamada, “10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü” ile ilgili yazılı açıklamasında, “bireylerin doğuştan sahip oldukları haklarının ertelenip, ötelenemeyeceğini” söyleyerek, bakın hangi hak ve özgürlüklerden söz etmiş:

“Yaşama hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı, angarya ve zorla çalıştırma yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, hükümlü ve tutukluların hakları, özel hayatın gizliliği, düşünce, vicdan, inanç ve din özgürlüğü, seyahat özgürlüğü, yerleşme özgürlüğü, basın özgürlüğü, bilim ve sanat özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüş özgürlüğü ve benzeri sivil haklar, vatandaşlık hakkı, bilgi edinme hakkı, seçme seçilme hakkı, siyasi faaliyette bulunma hakkı ve sosyal ekonomik ve kültürel hakların yanı sıra, eğitim öğretim hakkı, çalışma hakkı, grev ve lokavt hakkı, sosyal güvenlik hakkı, sağlık ve hasta hakları, çevre koruma”

Yorum yapmaya gerek yok ama...

***

Bu yazının sonunu "çok kültürlülük" modasına uygun olarak Türk, Kürt, Laz, Çerkes, Arnavut, Gürcü, Boşnak vd. kültürlerden "veciz" sözlerle zenginleştirmeyi size bırakıyorum.

İstedikleri bu değil mi?

[email protected]

Mehmet Yavuzkan 'ın Son Yazıları