Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mehmet Yavuzkan

Kent, Tarih ve İnsan

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:19 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:19

Kentler yaşar tarihleri vardır! Kentler vardır tarihi yaşatır!

Tarihi yaşamak, görgüsüz bir müflisin yemek masasına oturmak değildir. O masada tat bulamaz ve keyif alamazsınız. Örnek olsun, Prag, Roma, Paris, Floransa ve Leningrad'tan nasıl söz edilir? Bu kentleri içinize çeker (daha doğrusu o sizi içine çeker), tarihi solursunuz, öyle değil mi?

Salt tarih değildir, size nefes aldıran... Sanatı, kültürü, edebiyatı, siyaseti, felsefesi ve diğerleriyle... Tarihten günümüze, süzülerek gelen ve ilmek ilmek dokunan bir birikimdir, söz konusu olan... Ne sayesinde? İnsan(lık) ile... İnsan(lığ)ın verdiği mücadele sayesinde!..

Dünyada aklı başında hiç kimse, bu kentlere “marka kent” diyemez. Böyle bir şeye gerek duyulmaz. Zevzeklik kabul edilir. Çünkü “tarih” ve “marka” kelimeleri yanyana gelmez. Buna gerek duyanlar, içi boşaltılmış, birikimsiz kentleri kelimenin tam anlamıyla pazarlamak isteyen müflislerdir.

Örneğin, yukarıda saydığım kentlerin dokusunda yer alan kimi eserleri yok ederseniz, o kentin ciğerini söküp almışcasına tepki alırsınız. Yerine ne yaparsanız yapın!..

Tarihi yaşatmak, tarihi eserleri restore ederek yapacağınız biçimsel bir faaliyet değildir. Tarihi yaşatmak, bütünsel bir bakış açısını gerektirir. Bir yandan kenti yağmalayacak geleceğe tarih bırakmayacaksınız! Diğer yandan restorasyon ile tarihi yaşatıyoruz diyeceksiniz.

Bakın ne diyor Can Yücel:

İy'etmiş Selçuklar geldiklerine
Osmanlılar da iy'etmiş
Bizden sonra gelenler de iy'edecekler geldiklerine
Gelebilirlerse tabiy
İy'edecek birşey bırakmıyaca'az ki biz

Daha vahimi, tarihten gelmiş olana vahşice bir yaklaşımınız olabilir mi? Ülkemizde olur! Dünyanın sağlam kalmış tek antik ılıcası olan Allianoi, Yortanlı Barajı'nın suları altında bırakılması kararına karşı gelen tepkiler üzerine, ne demişti, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu: "Allianoi'nin toprak altında kalmasının mahsuru yok."

Bakan Eroğlu, toplumsal ve siyasal olarak bir gelişmişlik yoksa, salt tarihi mirasların kentlerin var oluşunda nasıl da yetersiz kalacağına örnek teşkil eden bir mantığın sahibi.

Bursa'da da yerel yöneticilerin hemen hemen neredeyse tamamı, benzer özelliklere sahip. Hadi diyelim ki, onlar AKP ne derse onu yapacaklar! Peki ya, kentin aklı olan duyarlı kamuoyunu oluşturan unsurları nerede?

AKP'li kadroların tarihten anladıkları, siyasetlerine referans yaptıkları “tarih”. Bu referansla Cumhuriyetin tüm birikimlerine karşı mücadele veriyorlar. Hiçbir estetik değer ve kültüre sahip değiller. İnsanlık tarihine ve bilimsel olana değil dinsel referanslara inanıyorlar. Attıkları her yeni adım, ülkemizi biraz daha karanlığa ve yıkıma yaklaştırıyor.

***

Bilirsiniz geçmişte birçok siyasetçi, bilim insanı, aydın, sanatçı “beni tarih yargılayacak” demişlerdir. Ne yalan söyleyeyim, gönlüm tarihe havale etmekten yana değil ama en azından şimdiden bu kişilerin insanlık, uygarlık ve kamu vicdanı açısından tarihe kayıtlarının düşürülmesi gerekiyor.

Bursa'da Merinosu yıkıp yakanlar... Paşa Çiftliği'ni bitirenler... Bursa Ovası'nı yağmalayanlar... Kent Meydanı, Zafer PLaza ve Korupark gibi estetik değerlere aykırı binaları dikenler... İmar izniyle haksız kazanç elde edenler... Plansız göç dalgasıyla Uludağ'ın yamaçlarını ve kentin çevresini gecekondularla donatılmasına neden olanlar... Doğasını, yer üstü ve yer altı kaynaklarını yeni rant alanları yaratmak amacıyla tahrip ve talan edenler... “Kentsel dönüşüm” adı altında artık deşifre olan TOKI vurgunculuğunu yapanlar... Bursa'nın yıkımında payı olan tüm patronlar, siyasiler ve yerel yönetciler...

Bu gidişata muhalifmiş gibi yapıp nemalananlar... Ses çıkarmayan akademisyen, gazeteci, sanatçı, aydın ve diğerleri... Oda ve derneklerde yapmaları gerekenleri yapmayıp odacılık, dernekcilik yapıp, siyasi mücadele vermeyip de siyasi kariyer(!) yapanlar... Her kesime eşit(!) mesafede olan ve etliye sütlüye karışmayıp entelektüel geçinmeye çalışan medokr tipler... Demokrat görünüp, sol düşmanlığı yapanlar...

Bunları tarihe havale değil kayıt etmek gerekiyor. Bilinsin ki, Bursa'ya ve ülkemize karşı işlenen suçlarda payları var.

***
Zafer Celasun ve Jülide Gülizar... Celasun, TRT ekranlarında ilk ana haber bültenini seslendiren kişi. Yetmişli yıllar... Çocukken ikisini birlikte seyretmiş ve ne çok sevmiştim. Zafer Celasun'un ölümü çocuk kalbimin ilk acılarındandır. Şimdi de Jülide Gülizar... Güzel Türkçe'nin zarif insanları...
Anıları önünde saygıyla eğiliyorum.

[email protected]

Mehmet Yavuzkan 'ın Son Yazıları