Mehmet Yavuzkan
Kedi Emziren Köpek ve Medya
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:13 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:13
KENTİN SESİ – BURSA yazıları
Gazeteciler arasında, bir olayın haber değeri olması ve sıradan olayların haber yapılmaması için söylenen eski bir söz vardır: “Bir köpeğin insanı ısırması değil, insanın köpeği ısırması haberdir” diye… Bu sözün, yaklaşık elli yıllık bir tarihi varsa eğer, aradan geçen bunca yılda, bir değişikliğe uğraması kaçınılmaz! Ama aşağıda vereceğim örnekteki gibi olmasa gerek.
Dün siteleri okurken, manşet ya da manşet altı diyebileceğimiz konumdaki iki haber dikkatimi çekti. Haberlerde, Bursa ve İznik’te kedi emziren köpekler anlatılıyordu. Gazete ismi verirsek, Bursa Hakimiyet’in haberine göre, 2 aylık gebe Fıstık isimli kurt köpeği, sahipsiz kalan yavru kediye annelik yapıyor. Olay ve Meydan gazetelerinin haberine göre, yavrularını kaybeden 1,5 yaşındaki Badem isimli köpek, bir sokak kedisini emziriyor.
Bir kentin gazetelerinde aynı gün, aynı konuda iki ayrı haberin çıkması sizce çok mu tesadüf? Ben inanmıyorum. Belli ki, gazetelerin mutfakları arasında “sızıntı” var. Her iki haberin farklı kılınması adına, konuyla ilgili olarak görüşü alınan Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğretim üyesi Doçent Doktor Ebru Yalçın’ın, Olay ve Meydan gazetelerinde şu görüşüne yer veriliyor. Bu tabloyu insanlara iyi bir mesaj olarak yorumlayan Yalçın şöyle diyor: “Kedi emziren köpeğin yavrularını kaybetmesi, kedinin de annesinden erken ayrılmasından dolayı, ikisi de eksik kalmış. Duygularını birbirleriyle tamamlıyorlar. Sık görülmeyen bu olay, duygusal yönden eksiklikleri olan hayvanların birbirlerine nasıl destek olduklarını gözler önüne seriyor. Bir köpeğin kediyi evlat edinmesi ibret verici bir durum”.
Kentte o kadar gündem yapılması ve ele alınması gereken konu varken, köpeğin kedi emzirmesine, acaba hangi gazetecilik dürtüsüyle yaklaşıldı? Okuyucuya “bir hayvan kadar yokuz be kardeşim” mi dedirtilmek istendi?
Bence eksik!
Bu haberin yanına, AKP’nin referandumda oyları karşılığı 200 TL. verdiği vatandaşların ya da kömür yardımı(!) yaptığı yoksulların haberi de yapılsaydı, zihinlerdeki pazıl tamamlanmış olurdu. Görüşü alınan akademisyen bir sosyolog da şöyle demeliydi: “AKP, belediyeleri eliyle sosyal adaleti toplum sathına yayabiliyor. Yoksul, verileni sadaka olarak değil, ihtiyacının karşılanması olarak görüyor. Böylelikle kendini yoksul hissetmiyor! Devlet, insanına sahip çıkıyor, ötekileştirmiyor.”
Gazeteciliğin, akademisyenliğin geldiği nokta açısından ibret verici bir örnek…
***
Bu haberi okuduğum gün, Bursa Hakimiyet gazetesinin 37. Kuruluş yıldönümünde, gazetenin bağlı bulunduğu Medya S Genel Koordinatörü Necati Kartal, okuyucu profillerini şöyle tanımlıyor: “Kendini Bursalı hisseden, evli, evi olan, lise ve üniversite mezunu, ağırlıkla -doktor, mühendis, esnaf gibi- serbest meslek sahibi, orta sınıfın üst düzeyi ve tüketimle ilişkili olan bir okur kitlesi.” Ama bu okur kitlesinin siyasal ve toplumsal olaylara karşı bakışını, yaşam alışkanlıklarını bilmek isterdim.
Kartal ekliyor: “AS TV'nin yayın ilkelerinde manipülasyon yok. Çatışmacı, karalayıcı bir üslup yok. Belki Bursa adına ve Bursa menfaatine yönelik taraflı tutum takınmışızdır, ama bu zaten bizim önümüze koyduğumuz bir misyon. As TV olarak ortak değerler haricinde siyasal taraf değiliz. Programlarımız tüm toplumsal kesimleri içine alacak şekilde dizayn ediliyor. Çocuğundan, ev kadınına, sporundan siyasal-aktüel sorunlara, kent sorunlarından, etkinliklere, sanat kültür ve tarih başta olmak üzere, Bursa'nın yarattığı tüm değerleri ekrana yansıtabilme kabiliyetine sahibiz.”
Gazetenin okuru, Kartal’ın belirttiği gibi bir profile sahipse, yukarıdaki haberin alıcısı mıdır? Kartal alıcısı olduğunu iddia ediyorsa, Bursa’daki üst orta sınıfın çapı hakkında bir bilgi verir! Ayrıca, bu üst orta sınıf, Kartal varlığını reddetse de, As Medya’dan ziyade, ulusal basının ideolojik manipülasyonuna maruz kalmaktadır. Yerel basının manipülasyonunu da bağımlı olduğu güç (patron) belirler.
Bursa’daki yerel basın, ulusal medyanın bıraktığı “boşlukları” tamamlayan önemli bir güçtür. Tıpkı Adana ve Kocaeli’deki benzerleri gibi… Bu kentlerdeki basının büyüklüğü tesadüf değildir. “Boşluklar”, emekçi sınıfların kentteki siyasi ve ekonomik varlığıyla ilgilidir. Yerel basın, orta sınıfın duyarlılıklarının işçi sınıfının sorun ve duyarlılıklarıyla buluşma ve ortaklaşmasını engelleme konusunda ciddi gayret içindedir.
Bir örnekle belirtmem gerekirse, 2009’da, Alman sermayeli GRAMMER fabrikasında işçi çıkarılmaları ve direnişlerin olduğu bir yılda, bununla ilgili hiç gündem yapılmamışken, Bursa Hakimiyet gazetesinde “Koltuk’larımız kabardı” başlıklı bir GRAMMER haberi çıkabilmektedir. Ya da çok yeni bir örnekle, Oyak Renault ve Bosch’ta işçilerin haklı öfkelerinin yeterince ve duyarlı bir şekilde kamuoyu oluşturacak şekilde sayfalara yansıdığını gördünüz mü?
Ya ne gördünüz? İşçiler Türk Metal Sendikası Şubesi’ni basarken, üç bakanın Oyak Renault fabrikasını ziyareti sayfaları süsledi. Sanayi Bakanı Zafer Çağlayan, “üretimi ve 6 bine yakın personeliyle Türkiye için büyük önemi bulunan Renault’u ilk kez 3 bakanın birden ziyaret ettiğini” belirterek, “bunun, duydukları sempati ve müteşekkirliğin ifadesi olduğunu” söyledi.
Gördüğünüz gibi, mümkün değildir. Patron, aleyhinde bir duruma izin vermek istemez. Yine örnek vermek vermem gerekirse, Tofaş’ta emekçiler açısından yaşanacak bir sorunda, Koç Holding’e bağlı “Ford’un Bursa’daki Adresi” olan patron Celal Sönmez’in Hakimiyet gazetesi ya da bir yazarı sonuna kadar gidebilir mi? Daha önce verdiğim bir örneği ısrarla tekrar yazmak istiyorum: 2008 yılında, TKP Bursa İl Örgütü olarak, “Cargill değil, bu memleket bizim” başlıklı bildirimizi yayınlatmak istediğimizde, Bursa Hakimiyet gazetesinden gelen yanıt, "ilanın patron Celal Sönmez'in avukatına gösterildiği ve yayınlanmayacağı" yanıtı gelmişti. Aynı ilanı, o zaman Cavit Çağlar’ın olan Olay gazetesi de yayınlamamıştı.
Patronların gazetelerinde birbirlerine karşı yaptıkları tetikçilik dışında, örnek olsun, bu ülkede Koç ve Sabancı’nın aleyhine sürekli bir yayın yapacak gazete ve yazar var mıdır? Oysa onca şey anlatılır haklarında, öyle değil mi? Trilyonluk ilan gelirlerini kaybetmeyi göze alabilirler mi? Cargill ilanımızın yayınlanmaması, siyasal olduğu kadar ekonomiktir de…
Aydın Doğan’a kesilen cezayı hatırlayın. Bu da işin diğer yönü… Bursa’da hangi patron bertaraf olmayı göze alabilir ki?
***
Biz güçleninceye dek, daha çok kedi köpek, karga tilki hikâyeleri, sosyetede kimin eli kimin cebinde (cemiyet!) haberleri, şirket ve yönetici (başarı!) masalları dinler ve okuruz. Onların görevi bu!
Bizim görevimiz bu oyunu bozmak. soL portalda bunu yapmıyor muyuz?
Daha fazlası için, yola devam.