Mehmet Yavuzkan
Hukuk, devlet ve düzen
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:16 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:16
KENTİN SESİ – BURSA yazıları
Gün gelir çark düzüne çevrilir,
günü gelir hesabınız görülür.
Günü gelir sualiniz sorulur :
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
(Nazım Hikmet – 1959)
Tarih, 5 Mayıs 1999.
Hakim Ayşen Güven ve Bilirkişi Yunus Kerimoğlu, Cargill'in inşaatı süren fabrika arazisine giderler. Danıştay'ın durdurma kararına rağmen, devam eden inşaat nedeniyle açılan tespit davası üzerine yapılacak keşif amacıyla oradadırlar. Ancak engellemeyle karşılaşırlar. Uzaktan gözlemle keşif yapılır. Bu durum, zapta şöyle geçer:
“Yetkili kişinin gelmesi beklenildiği halde engellendi. Keşif yapılmasını engellemek için içeriye sokmadılar. Ofisin önünden inşaatların durumunu bilirkişi heyeti ve mahkeme heyeti birlikte inceledi”
Anayasanın 138. maddesinin giriş cümlesi şöyle: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Hukuk kimin için?
***
Tarih 5 Mayıs 2005.
AKP hükümeti, Cargill fabrikasının bulunduğu alanı “Özel Endüstri Bölgesi” ilan eder. Bu işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle Danıştay'da iki ayrı dava açılır.
***
Tarih, 10 Nisan 2006.
Başbakanlık'ta bir toplantı düzenleniyor. Başbakan Müsteşar Yardımcısı Mustafa Çetin bakanlığında Başbakanlık, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ve Cargill firması yetkilileri, “davalara karşı hazırlanacak dilekçelerde izlenecek stratejiyi belirlemek ve yargı süreci sonunda verilebilecek olası bir aleyhte karara karşı izlenecek yol ve yöntemleri tespit etmek üzere” biraraya geliyor.
Toplantıda, Danıştay kararlarının Cargill'in faaliyetlerini durduracak nitelikte olduğu belirtilerek, tesisin faaliyetine devamının sağlanabilmesi için hukuki yönden neler yapılabileceği tartışılıyor.
Toplantı sonunda Tarım Bakanlığı'na bir yazıyla,
• 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu`nda yapılacak bir değişiklikle ildeki kamu kurum ve kuruluşları ile üniversite temsilcileri yanında sivil toplum örgütü temsilcilerinin katılımıyla oluşan Toprak Kurulu'nun, bu kanundan kaynaklanan yetkisinin, tarım ürünü işleyen ve ileri teknoloji kullanan mevcut tesislerin bulunduğu alanlar için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı`na devredilmesinin sağlanabileceği ve böylece sivil toplum örgütlerinin bu konudaki olumsuz tutumlarının bertaraf edilebileceği,
• 5403 Sayılı Kanun`un geçici 1. maddesinde yer alan, gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış ve tarımsal bütünlüğü bozmayan arazilerin istenen amaçla kullanımı için bakanlığa müracatta tanınan 6 aylık sürenin, yapılacak bir kanun değişikliği ile 6 ay daha uzatılmasının `Şirket izinlerini yenileyebilmesine imkan vereceği ve böylece faaliyetine devamını sağlayabileceği, konusunda görüş birliğine varıldığı bildirilerek, sorunların aşılması için gerektiği düşünülen çalışmaların yapılması hususu iletiliyor.
Devlet kimin için?
***
Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Ön Lisans Programı'nın 2002'de yayınladığı “Halkla İlişkiler – Uygulamaları ve Örnek Olaylar” kitapçığında anlatılan örnek olaylardan biri, Cargill'in “Halkla İlişkiler Yönetimi” konusunda yaptıkları.
Cargill, olumsuz kamuoyu baskısını en aza indirmek, konunun ulusal basına sıçramasını engellemek, Cargill taraftarı kişileri kullanarak olumsuz görüşe sahip kişileri tarafsız hale getirmek, tarafsızları yatırım hakkında olumlu görüşe sevketmek gibi hedeflerle çalışıyor. Bir danışmanlık firmasından destek alıyor.
Çalışmalar sonucu, Bursa yerelindeki tepkisellik ciddi biçimde engelleniyor. Köylüler ve Orhangazi halkı, Cargill taraftarı haline dönüştürülüyor.
2007'de Cargill sorulduğunda, ne demişti Tayyip Erdoğan? “O konudan bir Başbakan olarak ben üzgünüm. Ben böyle bir şeyi Başbakan olarak kabul etmiyorum. (...) Siyasetçilerin görevi engel aşmaktır. Aynen bir greyder gibi önündeki birçok engeli düzelte düzelte yola devam eder. Biz yol açacağız, arkamızdan da girişimci gelecek”
Cargill konusunda sonradan “dönen” AKP Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu tarafından hazırlanan ve Cargill’in hukuksuzluğuna kılıf niteliği taşıyan Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda “gerekli değişikliklerin” yapılmasını öngören yasa teklifi, 2008 yılında Meclis Çevre Komsiyonu’nda kabul edildi.
Komisyonda yapılan tartışmalarda “Mahkemelerin her kararının yasal olduğunu da düşünmüyorum” diyen Karapaşaoğlu, “yurt dışı gezilerinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Cargill hakkında hesap sorulduğunu” söylemişti.
Erdoğan ve Karapaşaoğlu kimin Başbakanı ve milletvekili?
***
Bu kronolojik yazının tüm bölümleri bilinebilir. Hiç önemli değil. Önemli olan, bu süreçten siyaseten ders çıkarılıp çıkarılmadığıdır. Hukuksuzluğun at başı gittiği bir ülkede salt hukuk değil, kora kor bir siyasi mücadele gerektiği artık görülmelidir. Cargill sürecinin önemli bir dersidir, bu.
Son yazımda dile getirdiğim “İstanbul Çevre Düzeni Planı” ve İstanbul – İzmir Otoyolu Projesi kapsamında dönüştürülecek olan Bursa'da, Cargill'i de aşan uygulamalar yaşanacaktır. Bursa'nın duyarlı kesimleri, gelecek olan bu yeni dalgaya karşı hazırlıklı mıdır?
• Orhangazi, İznik, Karacabey, Mustafakemalpaşa'da el değiştiren tarım arazileri arazi sahipleriyle aracılar vasıtasıyla pazarlık yapan bürokrat, siyasetçi ve patronlar var mıdır?
• Sözü edilen bölgelerde fizibilite çalışması yapan büyük firmalar hangi sektörlere aittir?
• “İstanbul Çevre Düzeni Planı” ile uygulanmak istenen desantarlizasyon ne tür olumsuz sonuçlar doğuracaktır?
• Bu hatta, oluşturulması düşünülen büyük rant için, kimler ve hangi kurumlar tarafından ne gibi çalışmalar yürütülmektedir?
• Bursa'ya gelen başta ABD, Almanya ve İsrail Başkonsolosları olmak üzere, tüm yabancı zevat salt bir nezaket ziyareti mi yapmaktadır? Ziyaret amaçları kamuoyuna neden açıklanmamaktadır? Bu ziyaret ve ilgilerini neye borçluyuz?
• Bursa'daki “kentsel dönüşüm” adı altında, “çağdaş bir yerleşim alanı” olarak lanse edilen Doğanbey ile başlayan pespaye görüntünün hesabını verecek olan yok mudur? Kentlerimiz Ali Ağaoğlu benzeri müteahhit kafalıların “hayal” ve zihniyetine mi mahkûmdur?
***
Sorular çoğaltılabilir. Ancak, zaman hızla geçiyor. Bursa'nın duyarlı kesimi bir konuda hemfikir olmalıdır. AKP iktidarı ve onun yerelliklerdeki kadrolarına, söylemlerine, uygulamalarına karşı, net bir duruş sergilemek zorunluluğu aciliyetin ötesine geçmektedir. Piyasacı, işbirlikçi ve gerici uygulamalar karşısında “ama”lı, “fakat”lı ürkek bir duruş değil, siyasal ve ideolojik olarak çok diri bir cephe örülmelidir. Toplumun aklı tamamen teslim alınmadan, memleketimiz elden gitmeden...
Bizler solcuyuz, sosyalistiz, yurtseveriz, devrimciyiz. Bizim mücadelemizin hedefi bellidir: Bu kahrolası düzenin ta kendisi... Kadroları...
Patronları... Hepsinden hesabı sormak, hepsinin defterini dürmek için...
O zaman başka bir ülke, başka bir İstanbul, başka bir Bursa konuşuruz.
Sormayız, hukuk, devlet ve düzen kimin için diye...
Çünkü bizimdir.