Mehmet Yavuzkan
“Geçivermiş gelecek”
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:20 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:20
Yazının başlığı, İ.Ü. İktisat Fakültesi'nin efsane hocalarından Sencer Divitçioğlu'nun 1991'de yayımladığı bir kitabının adı. Sencer hoca, neden böyle bir adı kitabına uygun gördüğünü şöyle anlatıyor:
“Makaleleri (fotoğrafları) teker teker, kronolojik olarak önüme serdiğimde, (...) olguların ve gelişen olayların sürekli diziler oluşturduğunu gözlemliyorum. Eğer, fotoğrafların arası karelerle doldurulursa adeta bir film bu... Film ise eğer, hal kipi ortadan kalkıp, yerini, sürekliliği imgeliyen, geçmiş ve geleceği birlikte kapsayan, 'dolaylı geçmiş (gelecek)' birleşik kipine bırakır. Bundan dolayı, kitabın adını Geçivermiş Gelecek koydum. (...) Öyle ya, otuz yıl arayla baktığınız fotoğraflarınız hiç de “geçivermiş gelecek” gibi durmuyor aksine, gelip – geçmiş bir geçmiş onlar”
***
Film bitti, sona erdi!
Sizin anlayacağınız, başlangıçta çok güzel fotoğraflarla başlayan film, sahibi tarafından aralara doldurulan kötü karelerle iç bunaltıcı bir hal aldı “gelip – geçmiş bir geçmiş” oldu. Sizin anlayacağınız, bu filmde “bir ışık görmek” hiç mümkün değildi!
“Türkiye Cumhuriyeti'ni bittiğini” söylüyorsak, 88 yıllık CHP de bitmiştir. 1927'de dördü (Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik, Laiklik), 1931'de ikisi (Devletçilik, Devrimcilik) hem CHP program ve tüzüğüne hem de 1937'de TC Anayasası'na eklenen “Altıok” artık tarihtir.
Bağımsız ve egemen bir ülke olma özelliğini yıllar önce yitiren bir ülkede, Cumhuriyetin kuruluş değerlerinin yaşatılması mümkün müydü? Burjuvazinin "Cumhuriyet hamlesi"nden kurtulmak için can attığı bir ülkede, CHP'nin bağımsızlık, egemenlik, laiklik ve halk iradesini savunması inandırıcı mıydı?
Bağımsızlık, laiklik, devrimcilik, kamuculuk, halkçılık gibi kavramların toplumsal planda ete kemiğe bürünmesi için, halkın iradesi gerekir. Halkın iradesinden kopuk bir (burjuva) düzenin ya da CHP'nin bu kavramların içini doldurması mümkün müydü?
***
Böyle bir dönemde, Turhan Tayan'ın Bursa'da CHP'den milletvekili adayı olması, neden bizi şaşırtıyor? 11 Adalet Partili milletvekiliyle zorlama hükümet kuran Ecevit, benzer adımları atan Baykal, Kılıçdaroğlu'ndan ne kadar farklı?
Özelleştirmeler, piyasacılık, ABD, AB, NATO, Afganistan ve Irak işgalleri söz konusu olduğunda ayırd edici tek farkı olmayan CHP, Turhan Tayan ve benzerleri yüzünden mi eleştirilecek? Biraz ciddiyet!
Göreceksiniz, tıpkı AKP faşizmi gibi, CHP'nin “yeni” ekseni de doğallaştırılacaktır! İstedikleri bu. Daha ilk günden, Tayan'ın aslında solcu olduğu, ölen bir Adalet Partili kişiye referans verilerek yazılması bile buna işarettir.
***
CHP, AKP'nin hem tamamlayanı, hem bir tür uyarıcısı olmaya soyunmuştur. CHP, listesiyle bu konuda ne kadar istekli olduğunu da göstermiş oldu. “Yeni” CHP, eski CHP'den daha tehlikelidir! Dünya ve Türkiye'de solun yükselişte olduğu bir dönemde, “ortanın solu”nda olan CHP, artık “gömlek değiştirmiş” bir anakonda misali, gericilik döneminin zehirini tüm emekçilerin üzerine akıtacaktır.
Tek üzüldüğüm nokta, İlhan Cihaner gibi çok saygı duyduğum kişilerin böylesi bir dönemdeki tercihleri olmuştur. Gönül isterdi ki, her zamankinden daha büyük bir öngörü ve adımlarla yürümemiz gereken bir dönemde, (böyle bir CHP'den aday yapılmayacağını bilmesi bir yana) sayın Cihaner'in yapacağı tercihin tarihi ve toplumsal bir önemi olabilirdi.
***
Düşünmemiz ve yapmamız gereken, bu gelişmeler ışığında CHP tabanındaki yurtsever ve devrimci kitlenin vicdanı ve aklıyla nasıl buluşacağımızdır. Bunun yolu, “bak CHP'ye...” diye konuşmak değildir bu kitleyle hızla temasa geçmek, onu yönsüz ve umutsuz halinden hızla uzaklaştırmaktır.
Zaman kaybı aleyhimize, hele hele bu kitlenin kolaylıkla oylarını komünistlere vereceğini düşünmek büyük bir yanılgı olacaktır. Cumhuriyet mitinglerinden bu yana, bu kitlenin ruh hali öğretici olmalıdır.
AKP bir yana, CHP ve MHP'den bile hızlı davranmalıyız.
13 Haziran günü, yeni bir ülkeye ve umuda uyanmak istiyorsak, daha hızlı olmalı, daha pervasızca siyaset yapmalıyız.
90 yıllık mücadelemizin yeni karelere ihtiyacı var!
“Mutlu son” için...