Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mehmet Yavuzkan

Gazetecilik mi, o da ne?

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:19 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:19

Doksanlı yılların sonuna doğru, dönemin popüler bir ekonomi dergisinin genel yayın yönetmenini tanımıştım. Eski solcu, sayılarla konuşmayı çok seven, Özal'ın varlığını Türkiye'nin şansı olarak gören, Anadolu'da katıldığı toplantılarda tanıdığı patronları anlata anlata bitiremeyen, “Rusya'yı bile alt eden Asya krizi (1997) iyi öngörülseydi, Türkiye'nin büyük bir fırsatı yakalayabileceğini” söyleyen bir kişiydi. Siyasal ve ekonomik gelişmelere yaklaşımı, konuşmalarında sıraladığı verileri kullanımı, malumatfuruş kişiliğinden ziyade, o dönemde gazeteciliğin geldiği noktayı göstermesi açısından ibret vericiydi.

Günümüzde basına bakınca, yukarıda sözünü ettiğim kişi artık çok masum kalıyor! Sayıları çok az iyi örnekler, günümüzdeki yaygın gazetecilik anlayışının içinde ne yazık ki kayboluyor.

Bir örnek... Mehmet Ali Birand, 26 Şubat günkü yazısında, bir özelleştirme vurgununun gazeteci eliyle nasıl “başarılı” bir öyküye dönüştürülebileceğini çok güzel örnekliyor:

“2004 yılında Tekel, alkollü içki pazarını elinde tutuyordu. Ne uzuyor, ne de kısalıyordu. Bürokratlardan oluşan bir pazarlama ekibiyle iş yapıyordu. Devlet kafasıyla çalıştığı için olduğu yerde sayıyordu. Tekel, sonunda özelleştirme rüzgarına dayanamadı ve MEY adlı özel sektör firmasına bu ürünlerin hakkını 293 milyon dolara sattı.
İşte bundan sonra yaşananlar, devlet ile özel sektör arasındaki büyük farkı ortaya çıkarıverdi.
Aynı ürünler, 2006'da Texas Pacific'e 810 milyon dolara, geçenlerde de İngiliz Diageo firmasına tam 2.1 milyar dolara satıldı.
Tılsım, içkilerin cinsinden çok, pazarlamada, çeşitlemede ve tanıtımındaydı. Yoksa mal aynı mal. Kimileri, şimdi ortaya çıkıp “Gördünüz mü boşu boşuna devlet malını ucuza sattık” diyecektir.
Hayır, devlet bu değer artışını gerçekleştiremezdi.Bürokrat kafasıyla bir yere varılamazdı. Doğrusu yapıldı.
Daha satılması gereken nice ürün var. Boş yere elimizde tutuyoruz. Sıra onlarda...”

Bunu yazan ülkesini sevebilir mi? Bağımsızlıktan söz edebilir mi? Kamuculuğu savunabilir mi?

Tekel işçilerinin verdiği mücadelenin sıcaklığı henüz soğumamışken ve onca işçi ailesi işsizliğe terk edilmişken, bir “gazeteci”nin yazdığına bakın! Birand'ın örnek aldığı kişi, dayısı komünist Mahmut Dikerdem değil de, aynı köşe yazısında andığı ve “hayatımda önemli rolü olan insan” dediği Vehbi Koç ise, gazeteciliği de bu kadar olur! Birand, Koç'a dair, ne Asil Çelik'in öyküsünü, ne de Tüpraş'ın özelleştirme vurgununu anlatabilir. Oysa, saygıyla andığımız dayısı Mahmut Dikerdem'in hayatı Birand'ın örnek alacağı nice güzelliklerle dolu... Artık çok geç!..

***
Bir süredir, bu köşede Bursa'da sermaye sınıfının yeni rant alanları yaratmak için nasıl bir faaliyet içinde olduğunu yazıyor AKP döneminin bir karakteristiği olarak, bu planlarda Bursa Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkanı'nın rollerine değiniyor kimi yazılarımda da bu planların Bursa yerel basını tarafından kamuoyuna nasıl sunulduğuna dair örnekleri tartışıyorum.

Termal su çıkarılması konusunda yapılan çalışmalar kamuoyun uzun süredir meşgul eden BESOB Sanayi Sitesi ve BOİ arazisi gibi tartışmalı konular Dağyenice gibi doğa harikası yerde büyük bir rant oluşumu için kamuoyu oluşturma çabaları Yunuseli Havaalanı'nın yapılış amacı yapılacak yeni stad vd...

Tek tek soralım:

• Bu konularda Bursa yerel basınında ciddi bir şekilde araştırılmış, tek bir haber görebiliyor musunuz?

• Termal su çıkarma konusunda, soL portalda Tahir Öngür'ün söylediklerinden hareketle yaptığımız haberde yer alan iddialar hakkında, bir gazeteci gidip de, Vali ve İl Genel Meclisi Başkanı'nının görüşlerine başvurabiliyor mu?

• Bu iddialar hakkında Bursa Valisi ya da İl Genel Başkanı bir açıklama yapabiliyor mu?

• Bursa İl Özel İdaresi’nin, termal kaynakların gün ışığına çıkarılması ve gelirlerinin arttırılması amacıyla Termal ‘Bursa Jeotermal Enerji ve Sanayi Ticaret A.Ş.’ kurma kararını tartışan bir kamuoyu var mı? Bu şirketin hisselerinin devrinin kamu yararı açısından zararlarını ve hisselerin akıbeti ne olacak, merak eden var mı?

Bu şirkete danışmanlık ve taşeron hizmeti verenler kimlerdir? Bunca karar ve bilirkişi raporları varken, sırf rant uğruna vahim sonuçlara yol açabilecek bu çalışmalar hangi “birikim”le yapılmaktadır?

• 22 Aralık 2010'da yayımladığımız bu haberden bir buçuk ay sonra, bir haber kanalına “ısmarlanan” haber çekimi esnasında, kuyulardan birinde patlama gerçekleştikten sonra, ucuz atlatılan bu olay araştırıldı mı? Çekimlere yansıyan büyük cehaletin yanısıra, İl Genel Meclisi Başkanı Nurettin Avcı'nın büyük bir aymazlıkla patlama sonrası verdiği “Suyun basıncına anahtar dayanamadı. İnşallah, buradan elde edeceğimiz suyla belki de bu bölgede yapacağımız konutları bu suyun sıcaklığıyla ısıtabileceğiz” demecini sorgulayan, eleştiren bir basın mensubu gördünüz mü?

• BOİ arazisi ile ilgili bir pazarlık var mı? Bu pazarlığın temelinde, bir merkez ilçe belediye başkanının plan değişikliği isteği yatıyor mu? Değişiklik neden isteniyor? Bu değişiklik kabul edildi mi? Bunun karşılığında merkez ilçe belediye başkanı ne yaptı ya da yapacak?

• Dağyenice'ye turizm kompleksi yapacağı söylenen Dubaili Zait Bin Aweida ve onunla birlikte Bursa'ya gelen Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı proje direktörlerinden Veyis Toprak kimdir? Bu kişileri araştıran bir gazeteci var mı?

1985'den bu yana yapılan özelleştirmelerde birden ortaya çıkan ve sonra kaybolan “yabancı”ları 2009'da İstanbul'daki Dubai Kuleleri öyküsünün sonunu bildiğimiz halde, her gelene hemen neden etekleme eğilimimiz vardır?

2, 3 ve 5 milyar dolar tutarında değişik rakamlar telaffuz edilen yatırım bedelleri hakkında hiç bilgi sahibi miyiz? Bu rakamların Dünya turizm sektöründe, hele hele Bursa'da gerçekliği sorgulanıyor mu?

• İnşa edilecek yeni stadyum ile Yunuseli Havaalanı hakkında iki makale yazan Dr. Bülent Aslanhan'ın söylediklerinden hareketle, tartışan bir basın ve kamuoyu var mı?

Bu sorular çoğaltılabilir. Ancak hiçbirine olumlu yanıt veremezsiniz. Ya ne görürsünüz? Varsa yoksa hamaset... Ismarlama haber ve köşe yazıları...

***
Hep söylüyoruz Bursa'da büyük bir rant organizasyonu yapılmaktadır. Sermaye sınıfı, rant için yeni alanları bulma, planlama ve bunun kamuoyunu oluşturma peşindedir. Bursa değildir, söz konusu olan. Rantiyeler için Bursa'nın ne tarihi, ne doğası ne de insanı önemlidir. Tüm bunlar, rant için ne kadar anlamlıysa o kadar önemlidir.

Örnek olsun Cavit Çağlar ve Bursaspor Başkanı İbrahim Yazıcı'nın Çekirge'deki binalarının bulunduğu alanlar, ticarete ve turizm alanına çevrilirken hangi kaygılarla hareket edilmiştir? Bu konuyu eleştirebilecek Olay gazetesi köşe yazarı var mıdır? Çağlar'ın, sahibi olduğu Olay gazetesi sayesinde, izin vermeyen eski başkan Hikmet Şahin'e yaptığı saldırıları unuttuk mu? Olay gazetesi yazarlarından Ahmet Emin Yılmaz geçenlerde yazdığı yazıda, eski Belediye Başkanı Erdem Saker'in sözlerine yer verdi:

“Stadyum Meydanı projesi için eski SSK binasını yıkıldı. SSK binalarının hemen üst tarafındaki Bahri Baba Katlı Otoparkı da yıkılmalı. Meydanla uyumsuzluk oluşturacak binanın yerine de Altıparmak’taki eski konaklardan biri sembolik olarak inşa edilmeli. (...) Meydan projesinde eski konak canlandırılırsa, Bursa’nın yakın tarihi ile modern yüzü birleşmiş olur”

Tarih bilincinden anlaşılan bu!

Sermaye sınıfı ve onun yerel uzantıları tarafından planlanan bu saldırılarda, kamuoyunun aklı tıpkı M. Ali Birand'ın yaptığı gibi iğdiş edilmektedir.

Patronaj ilişkilerinin yaygın olduğu bir basında aksini beklemek mümkün değil.

[email protected]

Mehmet Yavuzkan 'ın Son Yazıları