Mehmet Yavuzkan
Fark görebiliyor musunuz?
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:59 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:59
KENTİN SESİ - BURSA yazıları
Güzel ülkem, insanıyla birlikte her alanda birik(tiril)miş ihanetlerle bir felaketten diğerine koş(turul)uyor. Ancak doğa kendisine layık görüleni ve yapılanı affetmiyor. Ya insanımız? Doğal felaketleri yaşayan, felaketleri doğal sayan...
***
12 Eylül'ün yıldönümü yaklaşıyor. Mitingler, yürüyüşler ve etkinlikler yapılacak. Son iki gündür değişik illerden Valilik tarafından yasaklama haberleri geliyor.
Bursa'da 12 Eylül'de gerçekleştirilecek yürüyüş ve forum için hazırlanan afiş ve bildiriler de Valilikçe yasaklandı. Afiş ve bildirinin ön yüzünde, Evren, Özal, Erdoğan ve F. Gülen'in fotoğrafları bulunuyordu. Bursa Valiliği, bildirilerin dağıtımının “5442 sayılı İller İdaresi Kanunu'nun 11/C maddesi gereğince uygun görülmediğini” bildirdi. Ankara Valiliği de aynı maddeden hareketle, masa açılmasının uygun olmadığını belirtmiş.
Ne diyor, bu madde? “İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik (ilişkin) emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir.”
Tam da “ben yaptım, oldu” maddesi. İstediğiniz gibi kullanabiliyorlar. Yasaklamanın iptalini isteyecek olursanız, mahkemeye gidiyorsunuz. Günü geçmiş oluyor. Amaç bu değil mi? Zaten öyle de söylüyorlar: “İsterseniz mahkemeye gidin.”
Bursa Valiliği'ne sormak gerekmez mi 2007 yılında Bursa'ya gelen bir asker cenazesi için tören düzenlendiğinde, sokakların üç gün boyunca, 14-15 yaşlarındaki “Vandallar” tarafından neredeyse işgal edilmesi ve DTP İl Binası'nın yağmalanmasının seyredilmesi karşısında, İller Kanunu'nun ilgili maddesi neden işletilmedi de, seyredildi?
Bursa gibi bir kent, nasıl oluyor da, üç gün “başıboş” kalıyor? Böyle düşünmek mümkün mü? Hayır!
Üç gün boyunca, başıboş kalmadı Bursa. Hazır, asker cenazesi gelmişken, “gereken” yapıldı.
Şimdi de gereken yapılıyor. Bu kez yasalara dayanarak!..
Afiş, 12 Eylül'ün postallı faşizmi ile bugünün takunyalı gericiliği arasındaki bir süreklilik olduğuna işaret ediyordu. Evren, Özal, Erdoğan ve Gülen'den herhangi birini, bu “kare as”dan çıkardığınızda bütünlük bozulur.
Bu bütünlük, düzenin istediği gibi, asker cenazesinde vardı.
12 Eylül afişinde de bütünlüğün deşifresi var.
***
29 Mart seçimlerinden sonra, Bursa Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitim Kursları (BUSMEK) Proje Koordinatörlüğü’ne getirilen Yüksel Yeni'nin, bir toplantıda kadın görevliye "Ben gelmeseydim, burası geneleve dönecekti. Gidin makyajınızı silin, taharetinizi yapın, abdestinizi alın, namaz kılın. Yeni dönemde dişilerle çalışmayacağım" dediği öne sürülüyor.
İmam Hatip Lisesi mezunu ve Milli Gençlik Vakfı kökenli Yüksel Yeni, "Asla böyle şeyler söylemem mümkün değil. Bana yakışmaz. Sadece şunu söyledim. BUSMEK'e kadınların daha fazla ilgi göstermesinden dolayı 'burada dişil bir karakter var. Eril bir karaktere dönüşmesi gerekir.' Diğer söylenenler doğru değil. Bana karşı siyasi bir taktik uygulanıyor" dedi.
Varsayalım ki, kendi ifadesindeki gibi konuşmuş olsun. Bu sözlerinden de anlaşılıyor ki, bu kişinin birikimi bundan fazlasını, daha modern bir dili kaldıramaz.
“Dişil karakter”i sosyal hayatında görmek istemeyen kişi, pekâlâ “burası geneleve dönecekti” der. “Dişil” dedikleri içinde anne olan yok mudur? Bu sözleri güya “cennetin ayakları altında olduklarına inandıkları” annelere söylerken, utanmış mıdır? Sanmam.
İster aldığı eğitim deyin, ister kişiliği... Yobaz kişiliktir, bu. İkiyüzlü...
Sahi, “Hadi ananı da al git burdan lan” diye kim konuşmuştu? Ya da onbeşindeki kız çocuğunu "eş" diye kim kabul etmişti?
Fark görebiliyor musunuz?