Mehmet Yavuzkan
Esnaf
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:12 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:12
Editör arkadaşlarım beni bağışlasınlar ama Yiğit Bulut ve benzerleri hakkında iki kelam etmeden yazıma başlamak istemedim.
AKP iktidarında bir “tür” gazeteci tipi oluştu. Kesinlikle insani değerleri baz alarak değerlendiremeyeceğimiz ve geçmişteki benzerlerine rahmet okutacak bir “tür”. Hiç kategorize etmeden hepsini aynı kaba koyacağım. Çünkü bunların cahili de, okumuşu da aynı tıynete sahipler. Konuşmasını bilmeyen, kifayetsiz muhteris ve bir o kadar da terbiyesizler.
Satırlara yazık ama Yiğit Bulut'un yanısıra, en zavallı iki ismi yazmak istiyorum. Rasim Ozan Kütahyalı ve Emre Aköz... Onları bir dakikadan fazla izleyebiliyor musunuz? İkisine baktıkça, “bu pespayeliğin sınırı var mıdır acaba” diye düşündüğünüze eminim. Peki, Engin Ardıç'a sabredebiliyor musunuz? Yiğit Bulut'un siyasal ve ekonomik (genelde borsa ve döviz) konularda papağan gibi tekrarladığı marjinal fayda, tez-anti tez, denge gibi kavramları canı istediği gibi kullanması, sizce bir anlam ifade ediyor mu?
Böyle örnekleri düşünürken, her nedense Mithat Cemal Kuntay'ın “Üç İstanbul” adlı romanı aklıma gelir. Bu “tür”, genelde Sakallı Vasfi olmak ister her dönemin adamı!.. Ama romanın başkahramanı Adnan'dan da alınacak dersler vardır. Çünkü bunlar hep “olmak” isterler. Fehmi Koru gibi... Oysa bilmedikleri bir şey vardır. Bu “tür”, idealistlik nedir bilmez ama bedbahtlığa giden yolun çok kısa olduğunu görebilir. Herkes değil, bazıları “olur”, bazıları da ölür. İşte kıyamet o zaman kopar. Eteklerdeki taşlar dökülür. (Hanefi Avcı olayı biraz da böyle değil mi?)
Bekleyin göreceksiniz.
***
Hüsamettin Tiyanşan, Nuh Kuşçulu, Yalım Erez isimlerini hatırlayanlar bilir. Tiyanşan, uzun yıllar Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu ile Türkiye Şöförler ve Otomobilciler Federasyonu Başkanlığı 12,15 ve 16. dönemlerde de İstanbul Milletvekili olarak TBMM'de görev almıştır. Nuh Kuşçulu, 1979’da İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu başkanı oldu. 1982’de Türkiye Odalar Birliği Başkan Vekilliği görevlerinde bulundu. Yalım Erez de, 1978'de İTO yönetim kurulu üyesi olan babasından bu görevi devraldı! 1982'de başkanvekili, 1988'de de başkan oldu. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nde 1990-95 arasında başkanlık yaptı. 1995'te DYP'den Muğla milletvekili oldu. 53-54-55'inci hükümetlerde Sanayi Bakanlığı yaptı.
Bu üç kişi, Demirel'in esnaf ve ticaret odalarındaki en büyük payandaları olup, en önemli özellikleri de tabanlarına hakimiyetleriydi. Tiyanşan, yetmişli yılların sonlarında Ecevit hükümetine karşı kontak kapama eylemini başlatan kişiydi. Hayatı felç etmişti. Nuh Kuşçulu, 1980 yılının başlarında generallerin Başbakan Demirel'e verdiği mektubun kamuoyuna açıklanmasının ardından basına "Silahlı Kuvvetler düşüncemize tercüman oldu" açıklamasını yapmıştı.
Bu örnekleri vermeme neden olan kişi, Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (BESOB) Başkanı Arif Tak. Referandumda 'evet' oyu kullanacağını açıkladığı için Bursa'da çıkan tartışmalar hâlâ sürüyor. Bunun yanısıra, AKP Bursa İl Başkanı Sedat Yalçın'ın BUSİAD'ı ziyaretinde Başkan Arif Özer'in “anayasa değişikliğinin şart olduğunu açıklaması yani bir bakıma “evet” demesinin tartışma yaratmaması da ilginç doğrusu.
Ülkemizde siyasi iktidar/burjuva siyaseti - sınıf ilişkilerinin tarihinde şehir kulüpleriyle başlayan, Esnaf ve Sanatkarlar Dernekleri, Ticaret ve Sanayi Odaları ve SİAD'larla devam eden bir süreklilik mevcuttur. Ülke tarihinin kimi kesitlerinde iktidara karşı örnekler olduğu gibi, iktidarın bizzat “ele geçirdiği” oda ve dernekler iktidarın sözcüsü olmuşlardır. ANAP ve AKP iktidarları, özellikle TOBB seçimlerinde tüm güçlerini seferber etmiştir. AKP'nin İstanbul Ticaret Odası seçimlerinde Mehmet Yıldırım'a karşı Murat Yalçıntaş için nasıl seferber olduğunu hatırlayalım. Odaların gerek yönetim gerek meslek kolları seçimlerinde etnik, kültürel ve mezhep aidiyetleri ile siyaset arasındaki ilişki çok iyi kurulmuştur. Aşiretler ve alevi kesimi, en önemli örneklerdir.
Büyük holdinglerin bayilik sisteminin oluşumunda ya da oluşturulmasında da, sadece sermayenin büyüklüğü değil, devlet – siyasi iktidar ve yerel ve yöresel büyüklük de belirleyicidir. Bayiler, sadece bayi değil, iktidarın ve hatta devletin gücünü yerele yansıtan, bunu yönetiminde oldukları oda ve derneklerle kurumsal bir biçime kavuşturan kişiler olmuşlardır. Koç'un Arçelik bayileri en tipik ve bilinen örnektir.
***
Demem o ki, BESOB Başkanı Arif Tak siyaseten doğru ve “doğal” olanı yapmıştır! Tersini de yapabilirdi. Güç meselesi...
AKP'nin devletleştiği, cemaatin ahtapot misali tüm kurumlara uzandığı, valilerin AKP İl Başkanı gibi çalıştığı bir dönemde, bu tür oda ve dernek başkanlarının demeçlerine şaşırmamak gerekir. Arif Tak'a “nasıl 'evet' dersin” diyenler, “TÜSİAD neden tavır göstermiyor” diye soramaz. Zaten TÜSİAD neden “HAYIR” desin ki.
Sorun şu ki, AKP iktidarına, temsilcilerine, Tak gibi uzantılarına karşı ideolojik bir kavgayı veremeyenler, AKP'den farklarını gösteremeyenler “ayran geven olmak” zorundadırlar.
AKP ve cemaat, böyle alt edilmez. Biline...