Mehmet Yavuzkan
“Emanet Kürtler”!..
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:11 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:11
KENTİN SESİ – BURSA yazıları
“Emanet Kürtler”!..
Bu sözler, Star gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu'na ait.
Pazartesi akşamı, NTV'deki haber programda “İnegöl'de bir barbarlığın yaşandığını” belirterek, farklı etnik kimlik, kültür ve dillerin birarada yaşaması gerektiği konusunda “temcit pilavı”nı dinleyenlere yedirmeye uğraşırken, “İnegöl'deki Kürtlerin orada yaşayan Türklere emanet olduğunu” söyledi.
İnegöl'deki Kürtlerin azınlıkta olduğunu söyleyen Karaalioğlu, “Oradaki Kürtlerin sağlığı ve sıhhati İnegöl'e aittir. Onları linç etmeye kadar varan provokatif ve terörist nitelikteki eylemlere muhatap olmalarının kabul edilemez” olduğunu belirterek, Hatay'da olanları ise, “terörist bir saldırıya karşı insanların şiddetli bir tepkisinden kaynaklanmasına” bağladı. “Terör ile yaşamaya alışmak durumunda olduğumuzu” belirten Karaalioğlu, “kabul edilmesi güç olmakla birlikte, belirli 'hassas' şehirlerimizin buna alışma mecburiyetleri var! Buralarda vatandaşın sükûnet içinde olması ve desteğini başka türlü vermesi gerektiğini” söyledi.
Söylediklerinin bir derinliği ve dayanağı var mı? Laf ola beri gele! Ancak bir “mantığı” var!
Şimdi de Bursa Valisi Şahabettin Harput'un söyledikleri: "İnegöl göç alan bir ilçemiz. İnegöl, Balkanlar'dan, Kafkaslar'dan olduğu gibi Türkiye'nin dört bir yanından, Güneydoğu'dan, Doğu'dan göç almıştır. İnegöl büyük bir sanayi ve tarım kentidir. Hatta şu anda bile şu an bile İnegöl'de 5 binin üzerinde Güneydoğulu insanımız işçi olarak bölgedeki vatandaşlarımızın arazilerinde çalışmaktadırlar. Bu Türkiye'de insanlarımızın birbiriyle nasıl iç içe olduğunun, birbirine ne kadar muhtaç olduğunun, birbiriyle ne kadar bütünleştiğinin göstergesidir."
***
Biri, sıklıkla televizyonlarda yorumlarına başvurulan yandaş bir gazeteci diğeri ise, AKP hükümetinin güvendiği valilerden... Karaalioğlu'nun İnegöl'e “emanet” ettiği Kürtlerin neden ve nasıl emanet olduğunu Vali Harput ne güzel anlatıyor, değil mi? Vali Harput, AKP'nin ve patron sınıfının ideolojisini toplumsal olay ve durumlarda yeniden üretme konusunda hünerli ve en partizan valilerden biri.
Karaalioğlu ve Harput, işbölümü yapmışcasına konuşmakta birbirlerini tamamlamaktadır. Ne söylediklerinin yanısıra, nasıl söyledikleri de önem kazanıyor. İnegöl, yangın yerine dönüyor. Olay, minibüs hattı anlaşmazlığı, alkol, dedikodu ve alacak verecek davasına bağlanıyor. İnegöl'de vatandaş sükûnete çağrılıyor, Hatay'da benzer davranışta bulunan vatandaşların şiddetli bir tepkisi mazur görülüyor!
Karaalioğlu'nun deyişiyle, “terör ile yaşamaya alışmak durumunda olan” bir ülke... Vali Harput'un deyişiyle, güya “birbiriyle iç içe olan insanlarımız”...
Hem mozaikçi olacaksınız hem de “teröre alışmak gerekecek”.
En küçük bir infialde ortalık yangın yerine dönecek ama “iç içeydik” diyebileceksiniz.
Harput'un dilinden düşürmediği “huzur kenti Bursa” söylemi gibi, “iç içelik” de bu düzende toplumsal eşitsizliklerinin üzerini örten bir kılıftır.
İnegöl'de tarlasında çalıştırıp ve hatta parasını vermediği kürt yoksuluyla tarım zengini “iç içe” değildir. Kürt yoksulu, başka bir tanımla, gerçekten İnegöllü patrona “emanettir”.
Sömürü, provokasyon ve linçte hedef, Kürt ve Türk yoksulları.
***
Kimlik diye diye, farklılık diye diye, azınlık diye diye, bir “bölünme”nin eşiğine getirilen Türkiye'de, ne Bursa'da ne de Diyarbakır'da, her iki halkın yoksullarının bu düzende birbirleriyle iç içe olmaları mümkün değildir.
O yüzden, “Birlikte yaşamaktan, eşitlikten, özgürlükten söz eden, paylaşmayı bilen ve arzulayan, insanların etnik kökenlerinin ortak bir yaşam ve gelecek kurma iradelerini zayıflatmadığı bir ülke isteyenlerin yüzlerini sola dönmelerini solu, sosyalist seçeneği güçlendirmeleri gerektiğini” söylüyoruz.
Kürt ve Türk yoksullarının ortak bir yaşam ve gelecek kurma iradesi, bu topraklarda kurulacak sosyalist bir düzenin yapı (esas) taşıdır.
Devletin en büyük korkusu budur. Milliyetçilik bu yüzden gereklidir!
Patronun en büyük korkusu budur. Dinci gericilik ve tarikatlar bu yüzden gereklidir.
Amerika'nın en büyük korkusu budur. Barzanicilik ve Amerikancılık bu yüzden gereklidir.
Ancak bu korkular ve kurumları, ülkemizi adım adım bölünmeye doğru götürmektedir.