Mehmet Yavuzkan
Bunlar utanmasa...
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
KENTİN SESİ - BURSA yazıları
Kimilerinin gösterdiği bir davranış ya da takındığı tutum karşısında "yok artık, bu kadar da değil utanmasa..." diye cümleler kurarız. AKP'nin hükümet ederken, işbirlikçilik yaparken, memleketi satarken yaptıkları karşısında, insan bu cümleyi kuruyor ama nafile!
"Utanma" sözcüğünün AKP zihniyeti nezdinde bir karşılığı olmadığı gibi, bu konuda sınırları da yok!
Hatırlar mısınız, Unakıtan ne diyordu? "Ne banka bırakacağız, ne fabrika, ne de işletme. Liman da bırakmayacağız. Hepsini satacağız!" Ya Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım? "20 bin Dolar veren herkese, TELEKOM' a ait bilgileri veririz." Yıldırım'ın bunu ima etmek için kullandığı cümleye bakar mısınız: "20 bin dolar veren kızımızı götürür."
Fallik bir tipoloji bu.
Başka bir şey bilmiyorlar. Varsa yoksa satmak! AKP'de cisimleşen bu ruh halinin çok iyi incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu mayaya (tıynet) sahip bir siyasi hareketin önümüzdeki dönem toplumsal alanda yapmayacağı şey olmayacaktır. Hitler ve Mussolini dönemleri bu nedenle tarihsel referanslar olarak önümüzde durmaktadır. AKP ve Fethullah Gülen Cemaati, bu referanslarla siyasal ve ideolojik olarak incelenmeyi hak etmektedir.
***
Bu girişi yapmamın nedenine gelince...
Şimdi sıra doğanın en güzel varlıklarından biri olan zeytinliklerde...
Üzerine düşündükleri yeni bir şey değil ama 3 Temmuz günü, AKP'li TBMM Sanayi Komisyonu Başkanı Soner Aksoy, Tarım Komisyonu Başkanı Vahit Kirişçi ve Çevre Komisyonu Başkanı Haluk Özdalga bir yasa teklifi hazırlayarak, 1939 yılında hazırlanmış olan 3573 sayılı, "Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması"na dair kanunda değişik yapılmasını istemişler.
Yasa teklifi kabul edildiği takdirde, yasada yer alan "altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşma, zeytinlik alanının yüzde 10'unu geçemez" hükmü kalkacak. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan izin almak kaydıyla, zeytin üretim sahalarında zeytinyağı fabrikaları, tarımsal sanayi işletmeleri, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisleri yapılıp işletilebilecek. Zeytin alanlarında yasa ile var olan koruma, bu yasa değişikliğiyle kalkacak siyasi inisiyatifine bırakılarak enerji tekellerinin önü açılacak.
Ne yapmak istiyor, AKP hükümeti? Yerli ve yabancı şirketlere yeni alanlar hazırlamak istiyor. Madencilik faaliyetlerinin daha da artması için, zeytin ağaçlarının kesilmesine izin vermek istiyor. Zaten başımıza bela olmuş olan maden ve enerji tekellerinin güzelim zeytin ağaçlarını katletmesine, yer altı kaynaklarımızı talan etmesine göz yumuyor.
***
İnsanlığın ilk tarım ürünlerinden biri olan zeytini sadece tabaklarında bir yiyecek olarak gören bu zihniyete karşı verilecek olan mücadele, bambaşka bir paradigmayla donatılmalı. Yurt sevgisi insanlığın tarihinden, mirasından azade ele alınamaz. Üzerinde yaşadığımız topraklar bizim vatanımız ama insanlığın mirasıdır. İnsanlığın tarihi ile hele hele bu toprakların tarihi arasında kopmaz bir bağ vardır. Bu mirastan yoksun olanların bu güzel vatanı sevmesi de düşünülemez. Bunlarla mücadele ederken, bu mirası yeniden üreterek topluma kazandırmanın esas olduğunu unutmamak gerekir.
Bu fallikler "utanmazlar" demiştim ya mücadelemizi verirken onları izleyin. Utanmaya başlamışlarsa, "doğru yoldayız "demektir.
***
Yazımızı "kıssadan hisse" olsun diye, zeytine dair bir mitolojik öyküyle bitirelim:
"Atina şehri yeni kurulmaktadır ve şehrin tanrısı kim olacağı söz konusu olur. Bütün Olimpos tanrıları bir araya gelirler. Çeşitli yarışmalar sonucunda iki tanrı kalır. Bu iki tanrı Poseidon ile Athena'dır. Jürideki tanrılar, bu şehre en büyük hediyeyi verecek olanı şehrin tanrısı seçeceklerini belirtirler.
İlk olarak kendinden emin Poseidon öne çıkar. Üç başlı mızrağını yere vurur ve yer yarılarak bir at ortaya çıkar. Poseidon atı herkese göstererek "Bu evcil bir attır, insanı yorulmadan istediği her yere götürür, onun yüklerini taşır." der. Bütün tanrılar büyülenmiştir bu hayvan karşısında.
Athena ise küçük bir gülücük atar ve ünlü mızrağını yere saplar. Mızrağın saplandığı yerden bir filiz çıkar ve büyür büyür çok güzel bir zeytin ağacı olur. 'Bu da zeytin ağacıdır. Meyvesi olan zeytinin saymakla bitmeyen özellikleri vardır. Zeytini insanlar yiyebilirler, yemeklerine katabilirler. Yağını yapıp, yakarlar, geceleri aydınlatırlar. Yemeklere dökerler, çok güzel lezzetler elde ederler. Aynı zamanda bozulmaz, ve bozulmasını istemedikleri yiyecekleri saklarlar. Ve böyle faydaları daha da sayılabilir' der zeki tanrıça.
Bütün tanrılar bakakalmıştır bu ağaca. Hepsi tebrik eder Athena'yı, artık şehir ona aittir. Şehrin ismine de Atina denecektir bundan sonra."
Rivayet bu ya Eski Yunan'da zeytin ağacını kesen veya zarar veren mahkeme önüne çıkarılır ve ölüme mahkûm edilirmiş.
[email protected]