Mehmet Yavuzkan
Bu Kahrolası Düzen...
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
KENTİN SESİ - BURSA yazıları
Bursa'daki hastanede çıkan yangına dair bazı demeçler:
"Havalandırma yanlış hastanede tahliye planı olsaydı, bu acı yaşanmazdı."
"Ölenler arasında yangından önce hayati tehlikesi olanlar da vardı."
"Bakan Akdağ'dan hastane faciasında kamuoyuna söz verdi. Sorumlular bulunacak."
Vs... Vs... Vs... Bugünkü gazete manşetleri de dünkü internet manşetlerinden farklı olmayacaktır.
Bu manşetlerde (kapitalist) düzen yok. Piyasacılık yok. Dinci gericilik yok. İnsanlık yok. Çürüme yok.
***
Bu toplumda
Depremin suçlusu Veli Göçer gibileri olur. Uçak düşer suçlusu, pilot(lar) olur. Hızlı(!) tren raydan çıkar suçlusu, Makinist(ler) olur. Mardin'de köy basılır Suçlusu, ayarlanmıştır! Bursa'daki yangının sorumlusu olarak bulacakları "suçlu" bir hısım ya da gariban olur. Herkesin içi rahatlar! Teknik ve mesleki hatalar öne çıkarılır. Gelişmiş ülkelerden örnekler verilir. "Ah! Oralardaki gibi standartlarımız neden yok?" diye yayınlar yapılır.
Yıllardır süren bu soytarılık ve züppelikten sıkılmadık mı, bıkmadık mı?
Peki ya bu kahpe düzen? Yaptıkları, yaşattıkları ve reva gördükleri... Düzeni esas almayacak mıyız? Bursa'daki yangında hastanenin havalandırması, tahliyesi olsa ve sorumluları da bulunsa "sağlıkta dönüşüm programı"nın varlığını sona erdirmiş mi olacağız? Yoksa bu düzenin kervanı yürüyecek mi? Ekranlara çıkıp, hiçbir şey olmamış gibi davranan Recep Akdağ bu vahşetin de diğerleri gibi unutulacağını biliyor ki, utanmazca sağlıkta dönüşüm programının propagandasını yapabiliyor. Bu ne cüret?
***
Halkımız hem bir tehdit altında hem de zihinsel olarak bir tuzağa düşürülmüş durumda... Yaşanan her vahşeti kader ya da alın yazısı (yazgı) olarak kabul etmekte bu kahrolası düzenin bir karabasan gibi memleketimiz ve halkımızın üzerine çökmesi engellenememektedir. Yaşadığımız vahşetler hiçbir şey değildir. Sanki daha ağır biçimlerde üzerimize gelecek olanların karşılanması için prova yapılmaktadır. Bu provada düzen (patronlar) ve siyasi iktidarı AKP etken emekçi halkımız edilgendir.
Böylesi her olaydan sonra (sanırım) Sakallı Celal'e atfedilen iki dize aklıma geliyor: "Doldu yine içime o karanlık hüzün / Gecesinden farkı yok bu ülkede gündüzün."
Sırası değil.
***
Sömürü, yoksulluk ve işsizliğin doğal cehalet ve ölümün kader olduğu bir ülkede, halkımızın mevcut algı düzeyini mutlaka yükseltmek zorundayız. Emekçi halkımızdaki umutsuzluk ve yılgınlık durumu, bu düzenin sahiplerindeki korkunun birebir yansımasıdır.
Bu ilişkinin ayarını bozmamız gerekiyor. Halkımızın nezdinde içinde bulunduğu koşulların gerçek bir durum halini alması düzenin net bir fotoğrafının görülmesi yani zihinlerde ideolojik ayarın yapılması lazım.
Zaman bizi epey zorlamakta... Bu topraklardaki emekçi halkların mücadelesi için... Anıları için... Sosyalist bir Türkiye için...
Haydi!