Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mehmet Erdemli

Özürden saymayız

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:00 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:00

Polisin orantısız güç kullandığı konusunda İngiltere de Türkiye’den pek geri kalmaz. 2005 yılında Londra’nın siyahların da yoğun yaşadıkları Stockwell Metro İstasyonu’nun girişinde terör şüphelisi olduğu gerekçesiyle Brezilyalı genç Jean Charles de Menezes’i delik deşik etmişti İngiliz polisi. Teröre karşı mücadele kapsamında bir önlem olduğu gerekçesiyle olaya karışan polisler hakkında herhangi bir soruşturma açılmamıştı. Vicdanları yaralayan bir olaydı bu. Garip olan, polis örgütünün, aileye 10 bin sterlin gibi çok çok cüzi miktarda para önermesiydi. Bu aynı zamanda suçu kabul anlamına geliyordu. Kapanıp gitmişti ama duyarlı insanların asla unutamadığı bir trajedi olarak kalmıştı bu olay.

Şimdi Londra Metropolitan Polisi’nin 2009 yılındaki G20 protestoları sırasında hayatını kaybeden Ian Tomlinson’un ölümünün sorumluluğunu üstlenip özür dilemesi bu konudaki sabıkasını silmez. Bunu bile tam dört yıl sonra gerçekleştirmesi samimiyeti konusunda kuşkulara yol açar. Ama yine de iyidir tabii. Tomlinson 47 yaşında bir gazete dağıtıcısıydı. Gösteriler sırasında etrafını saran polis çemberini yarmaya çalışırken ölmüştü. Kalp krizi sanılan bu ölümün, daha sonra bulunan bir video kaydında, polis şiddetinden kaynaklandığı ortaya çıkmıştı. Polisler Tomlinson’u copla vurarak yere düşürmüşler, olayda öne çıkan bir polis memuru çıkarıldığı mahkemede kasıt olmadan ölüme yol açmak suçundan beraat etmiş ancak görevini kötüye kullanmaktan suçlu bulunarak meslekten atılmıştı. Hepsi bu.

Uzun zaman sorumluluğu kabul etmeyen polisin, aile ile -herhalde ödenecek tazminat konusunda- anlaşmasından sonra sorumluluğunu kabul etmesi vicdanlarla alay etmek demek tam anlamıyla. Tomlinson’unkinden daha somut deliller olmasına rağmen, polisin hem uyarmadan hem de yere yatırdıktan sonra teslim alabilme şansı varken bunu değerlendirmeden acımasızca beynine kurşun sıktığı Menezes için bu bile yapılmadı tabii. Menezes’in talihsizliği, 2005’de, yani Londra’yı da vuran terör dalgasının, demokrasinin lafa kaldırılmasına yaradığı bir yılda vurulmasıydı. Polis o atmosfere sığınarak Menezes’i vurduğu halde suçtan sıyrılmıştı.

Terör gerekçesi, kabul edilebilir bile olsa (şahsen kabul edenlerden değilim) elinde silah olmadığı bilinen, yakalandıktan sonra da etkisiz hale getirilmesi mümkün olan birini polisin beyninden kurşunlayarak öldürmesi yasalara uygun değildi. Vicdanlara hiç değil tabii. Stockwell Metro İstasyonu’nun önünden bugün bile geçenler istasyonun duvarlarında Menezes için yazılmış yazıları, asılmış pankartları, katillerinin yakalanmadığı günlerin sayısının yazıldığı sayacı görebilirler.

G20 karşıtlığı protestosu gibi artık metropollerde kanıksanmış eylemlerde polisin sertliğinin bir sınırının olması gerektiği konusunda bir mutabakat var olmasına rağmen, Tomlinson’un orantısız güç kullanılarak öldürülmesi kabul edilir bir durum değil. Kamuoyu peşini bırakmadı, aile mağduriyetini ilgili birimlere sürekli aktardı. Sonuçta metropolitan polis olaydaki sorumluluğunu kabul ederek özür diledi. Tomlinson ailesi elbette çok da haklı olarak 
mutlu.

Menezes’in anne ve babası, kardeşleri de tabii, defalarca hak arama amacıyla Londra’yı arşınladılar. Büyük kamu desteğine rağmen, yanlış zamanda, yanlış yerde olduğu için katledilen kurbanlarının hakkını yasal zeminde arayamadılar bile.

Metropolitan polisin şu son özrü, sabıka dolu geçmişini temizleyemez.

Asla.

Mehmet Erdemli 'ın Son Yazıları