Mehmet Erdemli
Ortadoğu burası
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:59 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:59
Geleneksel İngiliz kaypaklığı da denebilir ama onlar haliyle buna politika diyorlar. Suriye konusunda bozgunculuğun, eyyamcılığın başını çekenlerden olmasına rağmen İngiltere’nin şimdi, Suriyeli muhaliflere silah yardımı yapmayacağını açıklamasını, Suriyeli muhaliflerden biri olsaydım, “kaypaklık” olarak açıklardım, inanın. Yanlış da olmazdı, çünkü, bu nereden bakarsanız bakın, ilkesizlik, kaypaklık, nihayet çıkar için tüm değerleri sıfırlamadır. Daha önce de bir vesileyle belirtmiştim, efendi-uşak arasındaki vefasızlık hiç umurumda değildir diye, bu tür bir ilişki biçimini kabul etmişlerin her türlü ihanete, aldatılmaya layık olduklarına inanırım. Yani şimdi kalkıp “İngiltere de Suriyeli muhaliflere ayıp ediyor canım” diyecek halim yok. Muhalifler buna müstehaktır. Beter olsunlar.
Emperyal güçlerle yatağa girerken düşünülür biraz. Ülkede muhalefeti, tüm zorluklarına rağmen halka dayanarak, ülkenin dinamiklerinden yola çıkarak yapmak yerine “dünyanın ağabeylerine“ sığınma onursuzluğu bu noktaya getirir işte. Ben İngiltere’nin bu kaypak tutumundan, elbette etik açıdan sorunlu olsa da, çok mutluyum. Her musibette bir hayır vardır diyen haklıymış. İngilizlerin yardım sözünden caymalarının, Esad’ın gideceği beklentilerinin artık gerçekleşmeyecek oluşuyla ilgisi var. Gitmeyecek Esad. Suriye’de batının da, Davudoğlu Ahmet’in de anlayamayacağı dengeler var. Mısır’daki gelişmeler nelere yol açtı, bir düşünelim. Suriye’de Müslüman Kardeşleri destekleyen, ama Mısır’da aynı Müslüman Kardeşler iktidarı devrildiğinde sevinçten göbek atan Suudi Arabistan’ın, dolaylı olarak Mursi döneminde Mısır üzerinden Suriye muhaliflerine akan yardımların önünü kesenlerden biri olmasını Ortadoğu dengelerini bilmeyen biri kolay anlayamaz.
Bugünkü Ortaoğu’yu, hem de tüm sorunlarıyla beraber borçlu olduğumuz, İngiltere bile hala “okuyamıyorsa” düşünün artık. Burası Ortadoğu, her yerde “denge” olarak adlandırılan kavram burada sadece “döngü”dür , buna da ordaki rolleri her an değişen aktörler karar verir. Yine Suudi Arabistan diyeceğim, o kadar ilkesiz bir politikası var ki bu ülkenin, şimdi Suriye muhaliflerine en büyük darbeyi vuranlardan biri durumunda. Allahın sopası yok , iyi oluyıor. İşin garibi İngiltere de, Suudi Arabistan da Esad rejiminden değil, aşırı İslamcılardan korkuyorlar. Gülünesi bir durum.
Demek ki, kör topal, iyi, kötü ufacık bir laiklik kırıntısına bile muhtaç bu bölge. Nasılsa bizi ilgilendirmez deyip kimi bölge ülkelerine ılımlı islam’ı, kimilerine de aşırı islamı (Taliban Afganistan’da iktidara geldiğinde ilk tanıyan ülke ABD idi) dayatan şımarık batı ile jandarma ABD, İslamcı terörü kendi topraklarına da taşıdıklarını kavradıkları anda işte böyle “kaypakça” da olsa politika değiştirirler. Neydi bu Esad? Diktatör. Anladık. Beline bombalı kemer bağlayarak uğursuz bedenini havaya uçurup, onlarca masumu öldüren kim? İslamcı terörist. Esad giderse daha kötüsü de olacak.
İngiliz bunu anladı.
Peki Malezyalı Ahmed anladı mı?
Anlamaz. Anlaması çok zor.
Stratejik uykuda çünkü.