Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mehmet Erdemli

Öldüren kutu

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:46 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:46

Mehmet Erdemli'nin “Öldüren kutu” başlıklı köşe yazısı 11 Aralık 2012 Salı tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Cambridge Düşesi Kate’in hamilelik nedeniyle gelip bir süre kaldığı Kral 7. Edward Hastanesi’nde çalışan Jacintha Saldanha isimli hemşirenin ölümü, ciddi bir sarsıntıya yol açtı. İddiaya göre genç hemşire, bir Avustralya radyosunun Kraliçe 2. Elizabeth ile Prens Charles’ın seslerini taklit eden iki sunucusu tarafından işletildiği için, bunu gururuna yediremediğinden intihar etti..

Bunun doğru olup olmadığı, halen süren araştırma sonucu ortaya çıkacak. Ölüm nedeni başka da olsa, artık bu olay iyice çığırından çıktığı belli olan bu tür radyo programlarının mercek altına alınmasına yol açacak gibi görünüyor. Çünkü bu ilk değil. Olayın geçtiğimiz hafta gündeme gelen hükümetin medyaya çeki düzen vermeye dönük çalışmalarına denk düşmesi de, iktidar için bu çalışmaları yapmakta ne kadar haklı olduğunu kamuoyuna anlatma açısından bulunmaz bir fırsat.

İngiliz mizahı, aslında bu tür radyo şakalarına gerek duyulmayacak kadar gelişkindir. Ama hala bu ülkede taklit yapılarak dinleyicilerini güldüreceğine inanan radyocular var. Geçen yıl da yine birileri, Kraliçe taklidi yapan bir spiker tarafından kandırılmıştı. Radyo dinleyicilerinin, bireylerin böylesine bir eğlence konusu yapılmasından hoşnut olmadığının bilinmesine rağmen, neden kimi radyocuların bu tarzı sürdürdüklerine akıl sır ermiyor.

Karşısındakinin o anda kim olduğundan emin olmasa bile, “ya oysa” diye düşünüp oyuna gelen, konuştuğu kişinin Kraliçe ya da Başbakan olduğunu sanan çok sayıda kişi var. Güven duygusunu zedeleyen bir durum bu. Kamusal figürlere duyulan hayranlık, korku, saygı gibi tutumların kolayca tuzağa düşmeye yardımcı oldukları da belli.

Hemşirenin başına gelen de bu. Sunucular Kate’in sağlık durumunu öğrenmek için hastaneyi Kraliçe ile oğlunun seslerini taklit ederek aramış, hemşireyle konuşmuş, Kate hakkında kimi bilgiler almışlardı. Kate, gizlilik içinde gelmese bile, tüm bilgilerinin titizlikle korunduğu hastaneden bir medya mensubunun işine yarayacak bir çok bilgi vermişti sunuculara. Bu hem hastaneyi, hem ünlü hastalarını zor durumda bırakan bir dikkatsizlik. Olayın ortaya çıkması üzerine hastane, “birinci sınıf” diye nitelendirdikleri hemşireye anlayışlı davranmıştı ama genç hemşirenin bunu gururuna yediremediği anlaşılıyor.

Bu tür programlarda yapılan, “kamusal aldatma” aslında. Aldatanlar için de büyük başarı sayılmıyor tabii. Bir “mikrofon şımarıklığı”nın yol açtığı ilk olay değil bu. Sayısız örnek var bu konuda. Başkalarının özeline saygı duymayan, “bireysel değerlere” vurmaktan çekinmeyen bir şımarıklık türü aynı zamanda bu.

İngiltere’nin bir hayli ünlü sunucuları Russell Brand ile Jonathan Ross’un da, sonu ne mutlu ki, böyle trajik bitmeyen ama son derece küstah sayılan bir densizlikleri olmuştu. İki sunucu, BBC Radio 2’deki programda, 78 yaşındaki aktör Andrew Sachs’ın telesekreterine “Brand torunun Georgina ile yattı” diye müstehcen bir mesaj bırakınca, dinleyicilerinin tepkisi çektiler. Konu İngiliz Parlamentosu’na da taşındı. Dönemin Başbakanı Gordon Brown olayı “münasebetsizlik” olarak niteledi. Sonunda BBC, milyonlarca sterlin maaş verdiği iki sunucunun sözleşmesini dondurdu.

Öyle görünüyor ki Avustralya radyosunun bu son vukuatı, İngiltere’de medyaya çeki düzen vermek için hazırlıklar yapan hükümetin eline güçlü bir koz vermiş oldu.

Mehmet Erdemli 'ın Son Yazıları