Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mehmet Erdemli

Kulak

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:02 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:02

Bunun en az on beş yıl öncesi var. O nedenle bugün gündeme yeni bir keşifmiş gibi getirilmesine şaşırdım. İngilizlerin çok büyük bir dinlenme ağı kurarak her konuşmayı dinleyebildikleri, iletişimi izleyebildikleri öteden beri biliniyordu.

ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) hemen hemen herkesi dinlediğini yaptığı açıklamalarla ortaya koyan, bu nedenle, bana sorarsanız, Julian Assange’dan daha yararlı bir iş yapan Edward Snowden’ın verdiği bilgiler arasında İngilizlerin, Güney Kıbrıs’taki askeri üsleri ile Torodos Dağları’nda bulunan dinleme sistemleri aracılığıyla, Sibirya’dan İran’a kadar istedikleri tüm bölgelerde casusluk faaliyetlerinde bulundukları da var.

İngilizlerin bu bilgileri sadece kendileri için toplamadıklarını biliyoruz. Bunu ABD ile paylaştığı sır değil. On beş yıl önce de gündeme getirilen bu iddiada, söz konusu bu dinleme tesislerine ABD’nin de hayli yüklü maddi destek verdiği belirtiliyordu. Yıllar önce de hem de İngliz basınında yer alan bu dinleme faaliyetinin ulusal güvenlikle gerçekten ilgisinin olup olmadığı konuşulmuştu. Dünya için bir “Big Brother” olma hevesi yüzünden İngiliz yönetimi eleştirilmişti. Snowden’da yeni olan, bu bilginin bir iddia değil, bir gerçek oluşudur. İngilizler inanılmaz bir dinleme faaliyeti içindeler.

Asıl mesele de Kıbrıs Rum yönetimine adada bulunan İngiliz üssü Agratur’un Suriye’ye karşı bir operasyonda kullanılmayacağı söylenmesine rağmen, söz konusu bir operasyonda bu adadaki dinlenme olanaklarının değerlendirilecek olması. Çünkü “kullandırmamak”tan her şeyin anlaşılması gerektiği ortada ama görünen o ki, İngilizler adı geçen üssü kullanmayacaklarına ilişkin Rum yönetimine verdikleri taahhütü yerine getirmeyecekler.

GCHQ adı verilen elektronik takip sistemi, yıllardır iddia olarak var olan bir bilgiydi. Bu sistem son iki yıldır Suriye haberleşme sistemini dinliyor. İngiliz egemenliği sona ermesine rağmen adada neredeyse bir işgal gücü kadar askeri bulunan İngilizlerin söz konusu üssün yanı sıra Trodos Dağları zirvesindeki dinleme istasyonu ile Dikelya’da bulunan, Sibirya’dan İran’a kadar sızabilecekleri elektronik sistemleri var.

NSA’nın, Edward Snowden tarafından sızdırılan belgelerine göre, Washington da bu sistemleri destekliyor. Buna karşılık olarak da İngiltere, Amerikan önceliklerini göz önünde bulundurmakla yükümlü. Yani İngiltere ABD’nin paralı hizmetkarı. Doğal.

İngiltere Ortadoğu’da tüm olan bitenin, 1945’e kadar özellikle, sorumlusu olan emperyal bir güç. ABD’nin bölgeye çeki düzen verme projelerinde bölgenin eski kurdu olarak en büyük katkıyı sağlayanlardan. İngiltere’nin bakanlıklarında çizilmiş haritalarla saçma sapan bir Ortadoğu görüntüsü var karşımızda. Palavra bir devlet olan Ürdün, sahte bir ülke olan Kuveyt, iki basit örnek. Şimdi kendisinden devraldığı bayrağı kanla, işgalle taşıyan ABD’ye yardım ederek eski emperyal tavrını yeni bir araçla sürdürmüş oluyor.

Bu dinlenme faaliyeti yabana atılacak gibi değil. İnanılmaz büyük bir alanı dinlemek ne demek? Tüm konuşmalar, özel, tüzel ne varsa her türlü iletişim, biri tarafından dinleniyor. Korkunçtur bu.

Yani Suriye’ye operasyona karşı olmanın başka anlamları olduğunu da bir kez daha anımsamakta yarar var. Bu dinlenme faaliyetini sonlandıramayız belki ama Suriye’ye karşı bir operasyonu durdurarak İngiltere ile ABD’nin dinleme faaliyetlerini de boşa çıkarırız.

Dinledikleriyle kalırlar.

Mehmet Erdemli 'ın Son Yazıları