Mehmet Erdemli
Kulak
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:57 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:57
Mehmet Erdemli'nin “Kulak” başlıklı yazısı 18 Haziran 2013 Salı tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Sahiden sürpriz mi oldu bu? Yani İngiltere’nin resmi bir toplantı için ağırladığı yabancı ülke bakanları ile üst düzey diplomatlarını gizlice dinlediği haberi? Sürpriz ise gerçekten çok tuhaf bu, çünkü bu çok demokratik(!) devletin bu konularda tersini yapması şaşırtıcı olurdu. Sabıkası çok, sıralamayayım şimdi.
İddiayı Guardian gazetesi attı. Neymiş, 2009 yılında, yeni Maliye Bakanı olduğu sırada Mehmet Şimşek de İngiltere Devlet İletişim Birimi GCHQ tarafından dinlenmiş. Hemen belirteyim de içime dert olmasın. Bu gazetenin başarısı falan değil, anladığınız gibi. Bu tür olayların üzerinden belli bir süre geçtikten sonra devletin ilgili servisleri, hangi gazeteye uygun olduğunu da hesaplayarak bu tür gizliden bilgileri ulaştırır. Bu bugün solcu Guardian olduğu gibi, yarın sağcı Telegraph olabilir. Gazete de zaten bilginin kendilerine sızdırıldığını da açıkladı haberin içinde. Neyse. Söz konusu yılda zamanın İngiltere Başbakanı Gordon Brown ve Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iki ülke arasında stratejik ilişkilerin başlatılması için bir anlaşma imzalandığını hatırlatıyor gazete. Gazete, kendilerine sızdırılan GCHQ raporunda, Şimşek’in dinlenme nedeninin savunma ve güvenlik amaçlı değil, “Ankara’nın mali denetim ve reformlara bakışının keşfedilmesi” olduğunu yazıyor. Habere göre 2 Eylül 2009 tarihinde G20 toplantılarına katılmak için Londra’ya gelen Şimşek ve beraberindeki 15 kişilik heyet, “Türkiye’nin diğer G20 ülkeleriyle işbirliği yapıp yapmayacağının anlaşılması” için de dinlenmiş. Tuhaflık burada. İngiltere seviyor bu tür gizli kapaklı işleri. Yahu sorsalar Türkiye memnuniyetle verirdi o bilgileri Londra’ya. Kendisini AB içinde destekleyen neredeyse tek ülke olan İngiltere’den mi esirgeyecek bu bilgileri?
Haberde hazine bürokratları ile banka yöneticilerinin bu tür konuları her zaman “zaten” konuştukları da belirtiliyor bir yandan da. Ne lüzum vardı peki? Dinlenmenin belirgin nedeni meğer Türkler finansal reformlar hakkında ne düşündüklerini söylemeden, müzakere masasına oturan İngilizlerin bunu önceden bilmek istemeleri. Gazete, “olası kazanımların bu kadar ufak olduğu göz önünde bulundurulduğunda GCHQ’nun neden Şimşek’i dinlemeye gerek duyduğu” sorusunun cevabının “çünkü hem teknik, hem de yasal bakımdan yapabiliyor” olduğunun anlaşılabileceğini yazıyor.
Meselenin önemli tarafı bu işte. Hem teknik açıdan mümkün hem de yasal. Yasallık çok önemli olduğu için bu şımarık emperyal devlet, yasal olmanın “meşru” olmak demek olmadığını düşünmüyor hiç. Türkiye yöneticilerine elbette sempati duyuyor değilim ama bu egemen şımarıklığın hedefi olan her yönetim, bende ona sahip çıkılması hissiyatını uyandırıyor, elimde değil.
Zaten, her anlamda kıskacında bulunan bir ülkeden dilediğin bilgiyi, işbirliği, bilgi paylaşımı gibi son derece “kutsal kavramlar” yardımıyla toparlamak pek mümkün ama gel gör ki, İngiltere hâlâ 18. yüzyıl dedektiflik oyunlarından medet umuyor. Her gün mü Sherlock Holmes’luk yapılır? Üstelik sana güvenerek evine gelenlere yapıyorsun bunu. Anahtar deliğinden oda izlemek gibi bir şey bu. Devletler bunu hep yapar elbette ama olsun yine de bu tür durumlarda etikten söz etmek hoşuma gidiyor.
Birleşik Krallık, hayatı eğlenceye çevirmeyi becerir. Falih Rıfkı Atay’ın, “19 yüzyıl İngilizi mutlu insandır” deyişi doğru bir bakıma. “Mutlu” olanın İngiliz egemeni olduğunu hatırlatarak ben de aynı şeyi düşünüyorum tüm zamanların en mutlu insanıdır emperyal kişi. Özgürdür, dilediğini dinler, komplo yapar, karıştırır, barıştırır. Birçok şey yapar. Tabii ki mutludur.
Hem de ne mutlu.