Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mehmet Erdemli

Kuğu

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:01 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:01

İngilizler, kafadarları ile beraber Suriye’ye BM kararını beklemeden saldırma konusunda pek bir sabırsızlar bildiğiniz gibi. Yarın çok ama çok önemli gelişmeler olabilir Suriye’ye ilişkin. Çünkü kimi uğursuz merkezler Suriye için düğmeye bastılar artık. Bunların “mabad kılı” durumundaki padişah bozuntusunun ülkesi de Suriye’ye saldırmaya hazır durumda malum. Kan gövdeyi götürecek elbette. Bugüne kadar Esad’ı her türlü aşağılık komployla alt edemeyenler, şimdi kimyasal silah kullanıldığı yalanıyla önemli bir gerekçe geçirdiler ellerine. Rusya varken zor biliyorum ama bu alçak merkezler saldırabilirler her an Suriye’ye.

Savaş konusunda duyarlı bir toplum İngiltere kamuoyu. Güçlü bir savaş karşıtı hareketin olduğunu da biliyoruz. Ama şu sıralar kimsenin savaş falan konuştuğu yok. Herkesin dilinde Kraliçe’nin kuğusunun öldürülmesi, kebap yapılıp yenmesi olayı var. Kuşları Koruma Derneği Swan Lifeline, İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’e ait bir kuğunun öldürülüp mangalda pişirildiğini açıkladığı günden beri gündemi işgal eden bir olay bu.

Savaşın kapıda olduğu bir dönemde bunun da konuşulması gerekir mi türünden tartışmalar var ülkede. Elbette önemsiz bir konu değil. Kişisel kanaatimi sorarsanız, bu her durumda, her zaman konuşulması, tartışılması gereken bir vahşet. Şimdi sırası mı tarzı bir yaklaşım acıları sıraya koymak demektir ki, Mısır’da sadece Esma için ağlayan padişahın durumuna düşürür insanı. Kızdığım, onca hayvan katliamına pek bir cılız ses çıkarken Kraliçe’nin kuğusu için kıyamet koparılması. Talihsiz hayvan için elbette üzülüyorum ama ayrıcalıklı bir hayvan muamelesi görmesine de doğrusu öfkeliyim. Açıklamaya göre, kuğunun bedeni, İngiltere’nin Berkshire Kontluğu’nda Kraliyet ailesine tahsis edilmiş Windsor Sarayı’nın yakınlarında bulundu. Hasta ve yaralı kuşların tedavisini sağlayan dernekten Wendy Hermon, “Kuğunun yalnızca yanmış haldeki kalıntıları bırakılmıştı. Bunu yapan kişi kuğunun göğüs kısmını çıkarmış. Büyük dikkatle parçalanan kuğunun eti için avlandığını düşünüyoruz. Ancak nasıl avlandığı konusunda bir fikrimiz yok” diyerek olayı anlatıyor. Bunun aç kalan biri(leri)nin marifeti olduğunu sanmam. Belli ki tadı merak edilmiş hayvanın. Ayrıca saldırgan(lar)ın Kraliçe’ye ait bir hayvan olduğunu bilip de yeme(leri) ihtimali de var. Bu, elbette bu aşşağılık vahşeti haklı kılmaz. Kraliçe’nin malına zarar verdi diye monarşi karşıtı bir hareket kabul edecek halimiz yok bu vahşeti.

Kapitalizmin tüketim canavarı haline dönüştürdüğü bireyin aç gözlülüğü, hayatın her alanında kendisini gösteriyor. Köpek, at hatta kedi eti yiyenlerin varlığından söz ediliyor. Açlıktan, fukaralıktan değil, “egzotik” tatlar peşinde koşmaktan oluyormuş bunlar. Çünkü bu hayvanların etinden yapılmış yemekler öylesine bir sunumla, öylesine pahalıya satılıyor ki, yemezse eksik kalacak bir sürü yüksek tabaka mensubu budala var. Buna mı özendiler kuğunun katilleri bilinmez. Kuğu elbette saydığım hayvanlara nazaran daha da yenebilecek bir canlı. Tavuk, kaz falan diye düşünebilir de insan.
Göl deyince akla gelen bu savunmasız güzel kuşun akıbeti elbette toplumda tartışma konusu yapılmalı. Bu insani duyarlılığın harekete geçirilmesi için iyi bir başlangıç olabilir. Baktık olmadı, Suriye’de binlerce kuğu var, yaşamları da tehilkede deriz.

Destek gelsin de nasıl gelirse gelsin canına yandığımın.

Mehmet Erdemli 'ın Son Yazıları