Mehmet Erdemli
Kaçak
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:09 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:09
İngiltere’de Göçmenlik Bakanı Mark Harper’ın istifası elbette ahlaki açıdan takdire değer. İstifa nedeni biliniyor. Kendi çalışanının ülkede yasadışı kalan biri olduğunu fark etmiş. Bu nedenle de hükümetin göç politikalarıyla ters duruma düştüğü için istifa etmiş.
Kimse kusura bakmasın ama buna inanacağım falan yok tabii ki. Bir bakanın evinde ya da bürosunda çalışmaya aday birinin çok sıkı güvenlik soruşturmasından geçtiğini bilen kimse de inanmaz buna. Gerçi Bakan “ilkinde değil ama ikinci kimlik kontrolünde anlamıştım” diyor ama, ilkinde fark edilememiş sakıncalı bir durumun nelere mal olacağını gözardı ettirecek kadar masum bir durum değil bu. Birinde tutturamadık ama sonrakinde tutturduk türü bir güvenlik soruşturması mı olur?
Kötü niyetime verin. Bakan bey, pekala kaçak olduğunu bildiği sözkonusu göçmeni, diğer tüm işverenler gibi çalıştırmış olmanın avantajlarından yararlanmak istemiş, mesele bu. Ancak şu ya da bu şekilde ortaya çıkacak bir skandalın önüne geçmek için de önlem almaya kalkmış ama ne yazık ki, koltuğunu feda etmek zorunda kalmış bunun için. Bir kaçak çalışanın, her türlü haktan yoksun olduğu, uğradığı herhangi bir haksızlıkta kendisini yasal olarak savunacak hiç bir olanağa sahip olmadığı biliniyor. Bakan, gerçekten bu kadar ucuz düşünüp, hakkını tam vermemek için kaçak olan, kaçak olduğu için de ucuza gelen işçi çalıştırmak istemiş olabilir mi? Mümkün. Çünkü ucuz işçi çalıştıran başka bakanlar, milletvekilleri oldu hep.
Bakan beyin gerçekten fark etmemiş olduğunu varsaysak bile, bu durumu “kaçak işçi” yoktur türü bir son derece insani bir hale çevirmesi çok yerinde olurdu ama “muhafazakar” kafa tabii ki buna elverişli değil. Bu ülkede, sosyalistlerin ısrarla, yıllarca sürdürdürdükleri bir “kaçak işçi yoktur” kampanyası var. Bilmeyenler için belirteyim, kaçak olduğu için her türlü haktan yoksun olan bu işçiler, devlete bu konumlarına rağmen vergi ödüyorlar.
Teknik bir konu, uzatmayayım ama var böyle bir durum. Vergi ödendiğine göre emek üretim sürecinde yer almış oluyor bu insanlar. Dolayısıyla bakan bey, tamam istifa etsin ama devletin bu iki yüzlülüğünü de vurgulayarak “kaçak işçi” kavramına itirazını da dile getirsin. Her kaçak gelene izin mi verilsin denecek olursa eğer, evet, verilsin. Çünkü özellikle İngiltere’nin yabancı iş göçüne ihtiyacı olduğu, bu ihtiyacın yıllar boyunca da olacağı genel kabul gören bir gerçek. O halde bu insanlara sıkıntı çektirmek neden? Bakan bunu yapsaydı, belki istifasından daha ahlaklı bir tutum sergilemiş olacaktı. Ancak, kaçak olduğunu bildiği işçinin sonradan kaçak olduğunu söylemesi ahlaki konularda pek de iyi bir noktada olmadığını gösterdiğine göre ondan ahlaki /insani bir tutumun gelmesini beklemek de pek bir garip olur.
İş yine her zamanki gibi komünistlere düşüyor.Başlatılan “kaçak işçi yoktur” kampanyalarının şimdi daha güçlü dile getirilmesi gerekiyor. Bu, hem işçi haklarında ileri bir aşamaya getirecek emek kazanım savaşını hem de bir iki yüzlülüğü ortadan kaldırmış olacak.
Uzun da olsa, mutlaka olumlu sona erecek bir mücadele bu.