Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mehmet Erdemli

Fobik

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:07 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:07

Kimse için sürpriz olmadı ama yine de konuya ilişkin istatik verileri insanı ürkütüyor. İslamafobi kaynaklı suçlarda özellikle son aylarda ciddi artışın gözlenmesi, İngiltere’de “nefret suçu” konusunda çalışma yapan kurumları, kuruluşları, aktivistleri endişeleniyor bir hayli.

Lee Rigby adlı bir askerin Londra’nın güneyinde biri sonradan Müslüman olmuş iki fanatik tarafından kafasının kesilerek öldürülmesinden sonra çoğalan bir artış bu. Yani hep var olan ama “makul” sınırlarda kabul edilen saldırıların çok üstünde bir artış konuşuluyor. Sadece bu yıl Londra Metropolitan Polis’in açıklamasına göre başkentte 500 ciddi saldırı gerçekleşti. Tüm İngiltere ile İskoçya’daki kayıtlar bunun dışında. Bazı saldırıların kayda bile geçirilmemiş oluşu da ayrı bir sorun elbette.

Tell Mama adlı bir kuruluş, İngiltere’de sadece Nisan ayından bu yana 840 islamafobi kaynaklı olay yaşandığını, önümüzdeki aylarda bu rakamın 1000’in üzerine çıkacağını belirtti. Yani durum pek iç açıcı değil.

İslamafobi, aslında göçmenlere karşı olmanın son gerekçelerinden biri. Bu nedenle sadece belli bir kesime yönelik olduğu düşünülmemeli. Kişisel olarak benim yaklaşımım da saldırının hedefi olan Müslümanların her şeyden önce bir göçmen olmaları, bu nedenle bu saldırılar karşısında yalnız bırakılmamaları yönündedir. Çünkü İslamafobi göçmen düşmanlığından ayrı ele alınacak bir uğursuzluk değil. Göçmenlere ilişkin özellikle güvenlik konulu “önlemler”alınmasında İslamafobik atmosferin büyük katkısı var.

Tehlikeli olan tarafı, aslında ırkçı olmayan ancak aşırı İslamcılara olan öfkesinden ötürü bu saldırılara, içinde yer almasalar da, destek verenlerin de sayısının çok olması. Afganistan’da, Irak’ta çok sayıda İngiliz askerinin ölmesinden, kendi hükümetlerinden çok ülkedeki Müslümanları sorumlu tutan ciddi bir kesim var. Bunların yaklaşımı, hep var olan yabancı düşmanlığıyla, göçmen karşıtlığıyla buluşuyor. Bu da topluma ciddi bir nefret dalgasının doğmasına yol açıyor.

Gerçi, özellikle Rigby’nin ölümünden sonra aşırı sağcı İngiliz Savunma Ligi’nin iki üst düzey yöneticisinin, “aşırı İslamcılıkla mücadeleye inanıyoruz ama artık Müslümanları hedef görmüyoruz” diyerek örgütü terk etmeleri, İslamafobiyle, göçmen düşmanlığıyla mücadele eden kesimlerin bir başarısı olarak değerlendirilmiş, sevinçle karşılanmıştı. Ama bu konuda alınacak çok mesafe olduğu şu son verilerden de anlaşılıyor.

Çokkültürlü bir toplum olarak, (çokkültürlülük politikasının kimi sakıncalarına rağmen) İngiltere göçmen konusunda genellikle başarılı kabul edilen bir ülke. Başka Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında göçmen haklarında daha fazla ileride olduğu söylenebilir. Ancak son yirmi yıldır bu politikalarda ciddi tökezlemeler yaşadı. Uluslararası mahkemelerde göçmen politikası yüzünden birkaç kez mahkum da oldu.

İslamafobi şimdi ciddi bir sorun. Şimdi bu İslamafobik “cephe”ye, Müslüman olmayan, Bulgaristan, Romanya, Polonya gibi AB ülkelerinden gelen, geleneksel göçmen profilinden farklı olan “yabancılar”ın da katıldığını söylersem durumun ne kadar vahim olduğu anlaşılabilir.

Yeni yılda her şey umarım yoluna girer...

Mehmet Erdemli 'ın Son Yazıları