Mehmet Erdemli
Eksik
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:06 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:06
Prens Charles’a, kraliyetin diğer mensuplarından daha fazla muhabbet besler Britanya halkı. Prenses Diana’ya olan tutumu bile halkın gözündeki itibarını pek düşürmüş sayılmaz. Aşık olduğu kadınla yıllar sonra evlenmesi, aşka sadakat konusunda kendisine puan da kazandırmıştır.
Prens’in kamuoyunun yakından bildiği bir yanı daha var. Sevilme nedenleri arasında sayılır bu da. Ülkede tarihi yapıları, büyük inşaat tekellerine karşı canla başla savunur. Bu amaçla kurulmuş olan kampanyalara destek verir, bazılarının başkanlığını yapar. Ancak emlak lobisi o kadar güçlüdür ki, Prens’in koruması altında olan birçok tarihi bina bu lobinin eline geçmiştir.
Prens Charles’ın bu tarihi yapıları koruma mücadelesine karşı çıkanlar, aslında tarihi dokuya el sürmeyeceklerini, yenileyerek halkın hizmetine sokacaklarını ileri sürerler. Prens’i tarihi yapıların atıl kalmasından, çürütülmesinden sorumlu tutarlar. İşte bu yüzden geçtiğimiz hafta 112 yıllık Shaftersbury Tiyatrosu’nun tavanının oyun sırasında izleyicilerin üzerine düşmesi bu lobiye yeni bir demagoji fırsatı verdi. Yaklaşık 80 kişinin yaralanmasına yol açan kaza uvuz atlatıldı yine. Emlak lobisi kendilerinde olsaydı, bunun asla yaşanmayacağını iddia etti haliyle.
Oysa, tarihi yapıların tiyatro örneğinde olduğu gibi tehlike yaratmasının nedenleri arasında otoritelerin bu binaların bakımına yeterince ödenek ayırmaması yatar. Tasarruf önlemleri adı altında yapılan kesintilerin en çok sağlığı, eğitimi, kültürü vurduğu bir sır değil. Bu bilinmiyormuşçasına emlak lobisinin tümüyle kendilerine devredilmediği için binaların kontrol edilemeyeceğini ileri sürmeleri elbette fırsatçı bir yaklaşım.
Tarihi mülke dokunmanın, bakımını yapmanın da bağlı olduğu bir “prosedür” var. Bu da zaman zaman zorluk çıkarıyor. Söz konusu tiyatro Londra’nın kalbinde. Çok oyun seyretmişliğim vardır. Ama açık söyleyeyim, eskiliğinden hep endişeye kapılmışımdır. Gerçekten tavanın çökmesi benim için sürpriz olmadı. Olaydan sonra İngiliz gazetelerinin yanı sıra bölgenin yerel gazetelerinde de bir hayli makale okudum. Tabii ki şu anda kurumun sorumluluğunu elinde bulunduranlara yönelik bir ihmal suçlaması var. Doğruluk payı da var. Ama bu emlak lobisini değil, Prens Charles’ı haklı çıkaran bir suçlama. Çünkü Prens, sadece rant için bu yapılara gözünü dikmiş olan çevrelere değil, gereken bakımdan, korumadan sorumlu olan ancak bunu yapmayan resmi kurumlardan, vakıflardan da şikayetçi.
Şimdi hem emlak lobisi hem de Prens Charles gibi çevreciler kampanyalarına hız verecekler. İki tarafın da elinde birbirlerine karşı kullanacakları koz var. Prens Charles’ın işi daha zor. Her şeyi iyi yapıyor, ediyor ama o da özelleştirmelere sıcak bakıyor.
Bir de ona karşı çıksa, tadından yenmeyecek doğrusu.