Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mehmet Erdemli

Düdük

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:47 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:47

Mehmet Erdemli'nin “Düdük” başlıklı yazısı 8 Ocak 2013 Salı tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

İngilizlerin, ABD’liler genç birini yani Bill Clinton’u başkan seçtiler diye, İngiltere’de iktidara getirdikeri Tony Blair’in ilk yıllarını hatırlıyorum. Ülkenin en başarılı avukatlarından biri olan bu genç politikacı, Clinton’un 68’liliğinden pek de payını almış sayılmazdı. İlk yıllarında fark edilmedi ama sonradan, İngiliz muhafazakarlığının en büyük adı Margaret Thatcher’a olan hayranlığını dile getirişinden de anlaşıldığı gibi, sosyal demokrat olmadığı konusunda kuşku kalmadı.

Tabanı tamamen sendikal harekete dayanan İşçi Partisi’nin dümenini iyice sağa çeviren Blair, on yıldan fazla süren iktidarında ABD’nin sözünden de hiç çıkmadı. Irak meselesinde ülkesinin itibarını yerle bir eden politikaları yüzünden, ülkenin en sevilmeyen politikacısı oldu uzun süre. Irak krizi sırasında hazırladığı raporla hükümete ters düşen Savunma Bakanlığı Müfettişi David Kelly’nin hâlâ aydınlatılmayan ölümü üzerine bir gazetecinin “ellerinizin kanlı olduğunu düşünüyor musunuz” sorusu karşısında en az iki dakika boyunca yanıt veremeyecek kadar çaresiz kalışının unutulmasına da olanak yok.

İktidarı boyunca o kadar çok skandal yaşadı ki Blair, hepsinden kurtulduğu, bir başka deyişle üzerine hiç kir yapışmadığı için de İngiliz medyası ona, “Teflon Tony” adını taktı. Kim ne derse desin, kariyerine Irak krizi son verdi Blair’in. Sonra Ortadoğu Dörtlüsü’nün başkanı vs gibi “uluslararası diplomatik görevler” üstlendi. Arada para karşılığı konuşmalar yaptığını da duyardık.

Özellikle iktidarının son yılları dikkate alındığında pek başarılı bir politikacı olduğu söylenemez Blair’in. Bu nedenle, Sunday Times’da yer alan Tony Blair’in danışmanlıktan dünyanın parasını kazandığı haberine şaşırdım doğrusu. İşlerinde geçen yıl patlama yaşadığını yazıyordu gazete. Meğer yabancı hükümetlere, büyük şirketlere akıl veriyormuş. Eski İngiliz Başbakanı’nın müşterilerinin adlarını açıklamıyor gazete ama Kazakistan hükümeti ile Kasım ayında kontratını yenilediğini belirtiyor. Kontratı, Blair’in maaşını iki katına çıkararak 16 milyon sterlin yapan Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev bizzat uzatmış. Blair, bir yılı aşkın süreyle Kazakistan’a siyasi, ekonomik ve yargı reformlarını hayata geçirme sürecinde danışmanlık hizmeti veriyor. Ayrıca devlet ihaleleri sisteminde düzenlemeler ve yasa değişiklikleri ile ilgili konularda da Kazakistan’ın akıl hocalığını yapıyor.

İlke, etik gibi kavramların ne kadar ayağa düştüğüne örnek olarak Blair gösterilebilir. Başbakanlıktan ayrıldıktan sonra “parayı verenin çaldığı düdük” durumuna düşmekten rahatsızlık duymaması anlaşılır gibi değil. Blair, Libya lideri Muammer Kaddafi’nin de çaldığı bir “düdük” aslında. Ne kadar para aldığı bilinmiyor ama, verdiği akıllar, fikirler emperyal güçlerin korkunç bir biçimde katlettikleri Kaddafi’nin pek işine yaramamış belli ki.

Batı’nın devlet kapısında “dirsek çürütmüş” eski politikacıları, kapitalizm için kullanılabilecek nesne durumundalar çoğu zaman. Dolayısıyla Blair’in başbakanlık sonrası “akıl hocalığı”na soyunması etik bir sorun değil. Ama onun, bir dönemler başında bulunduğu İngiliz hükümetinin alttan alta, özellikle Lockerbie faciasından sonra kuyusunu kazdığı Kaddafi’ye, para karşılığı danışmanlık yapması tabii ki etik bir sorun.
Yıllarca teröristleri barındıran ülke olarak değerlendirilen Libya’nın “tek adamı”na hizmet sunmakta bir sakınca görmemek, Batılı rahatlığıyla ilgili olmalı.

Blair’in geçen yıl danışmanlık hizmetinden ötürü kazancının artmasına şaşırmış da olsam aslında doğal karşılıyorum bunu.
Düdük olmaya karar verenleri üfürecek dünya kadar zengin var. Neden doğal olmasın?

Mehmet Erdemli 'ın Son Yazıları