Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mehmet Erdemli

Cameron duydu

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:02 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:02

Büyük yürüyüştü. Kim ne derse desin, İngiltere’nin çoğunluğu savaş karşıtı olan bir kamuoyu var. Bu kamuoyunun parlamento üzerinde büyük etkisi olduğu bir gerçek. Ancak bu etkisine rağmen, bazen istediği sonuçları alamadığı da oluyor.

Irak savaşı öncesi yapılan, kimi bilgilere göre 2,5 milyon savaş karşıtının katıldığı belirtilen büyük gösteriye rağmen parlamentodan savaş kararı çıkmıştı, malum. Ama bu yine de kamuoyunun etkisinin olmadığı anlamına gelmez. Bu kez etkisini gerçekten gösterdi. Yürüyüş öncesi yapılan kamuoyu anketleri İngiliz halkının Suriye’ye karşı bir savaşa destek vermeyeceğini göstermişti. Bunun parlamentoya yansıması da zaten hükümete savaşa girme izni vermemesiyle belli oldu.

İngiliz hükümetinin çark etmesi sadece bununla ilgili değil tabii. Aralarında Suriye’nin de bulunduğu birçok Ortadoğu ülkesine kimyasal silah sattığı iddiası da artık Suriye’ye karşı kimyasal silah kullanıldığı gerekçesiyle saldırma ikiyüzlülüğünü göze alamayışıyla ilgili. Bunu açıklayamaz artık. Gerçi emperyalist ahlak diye bir şey yoktur ama bu kez gerçekten İngiliz hükümeti, iddialar karşısında fazla laf edemeyecek bir duruma sokuldu. O da bir suç ortağı sayılıyor çünkü.

Kamuoyunun savaşa karşı yükselen sesi, İngiltere’nin içinde bulunduğu, anında da krize dönüşecek olan ekonomideki durgunluk yüzünden bir hayli gür çıktı. Büyük büyük mağazaların artık alışveriş merkezlerinde şubelerini kapatmalarına yol açıyor yavaş yavaş söz konusu durgunluk. Buna bir de Suriye’ye karşı savaş masrafları binerse, bunu açıklamak zor olur kamuoyuna.

ABD’nin yanında Irak başta olmak üzere katıldığı/destek verdiği her askeri operasyon için dünyanın parasını harcadı İngiltere. Bu vergi mükelleflerinin parasının harcanması demek. Kimseye, özellikle İngiltere’nin o malum çıkarlarına da yararı olmayacağının bilindiği bir savaşa karşı çıkmak tabii ki doğaldı.

Tony Blair’in savaşçı politikasının günahını, partilerinin iktidardan düşmesiyle ödeyen sosyal demokratlar ile her şeye rağmen İşçi Partisi diyen emekçiler Muhafazakar Parti’nin savaş kararını destekleyemezdi haliyle. Haklarını yemeyeyim, İşçi Partisi’nin Irak savaşına destek kendi tabanından, destekçilerinden değil, Muhafazakar Parti tabanından, destekçisinden gelmişti. Blair’in, Margaret Thatcher’e olan hayranlığını her fırsatta dile getirmesi de muhafazakarlar üzerinde etkili oldu haliyle. Şimdi, kendi partisinin bile savaş politikasına karşı çıkmış olan İşçi Parti tabanının, Muhafazakar Parti’ye bu konuda destek vermesi düşünülemez bile.

Bu nedenle Londra sokakları savaş karşıtlarıyla doldu. Suriye konusunda kamuoyunun ikna edilemediği ülkelerden biri de İngiltere aynı zamanda. Irak’ta Saddam’ın yapıp ettikleri üzerine kurulu bir iddia belki taraftar toplayabilirdi ama babasının ölümünden sonra Batı’yla iyi ilişkiler içinde olmaya çaba harcayan, uluslararası bir toplantıda yanında eşi olduğu halde ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile aynı masada yemek yerken görüntüleri medyaya dağıtılan Beşar Esad’ın, değişme, dönüşme, ABD’yle dost geçinme çabası içinde olduğu kanısı İngiliz kamuoyunda da çok yaygın. Bu nedenle, meselenin bir “diktatöre” haddini bildirmek olmadığını gayet iyi biliyor kamuoyu. Sorunun temelinde Ortadoğu’ya çekidüzen verme gayreti olduğunu, bunun için de Irak, Libya, ardından da Suriye’nin geldiğini, sonrasında ise hedefin İran olacağını elbette biliyorlar.

Suriye’de çocuklar ölüyor diyerek (ki tabii ölüyor, sorumlularına lanet olsun) daha fazla çocuğun öleceğini bile bile savaş çığırtkanlığı yapan kendi kendine güç vehmetmiş kifayetsiz muhteris “usta”ların izinden giden bir kamuoyu yok İngiltere’de.

Ne var?

Kimliğini, kişiliğini, ruhunu partisine biat edercesine teslim etmek yerine sürekli sorgulayan bir kamuoyu var.

Hani şu bizde hiç olmayanından.

Mehmet Erdemli 'ın Son Yazıları