Mehmet Erdemli
Bla bla...
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:07 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:07
Şabra - Şatilla’da 1982 yılında Lübnanlı aşırı sağcı Falanjistlerin 3 binden fazla masum Filistinliyi katlettiği o büyük katliamın sorumlularından “Beyrut Kasabı” Ariel Şaron’un cenaze töreninde konuşan Tony Blair’in katil siyasetçiden “bu toprakların devi” biçiminde konuşması, “sol” kılıklı bir muhafazakar sağcı olan Tony Blair’den beklenen bir tutum. Şaşıracak bir şey yok. George W. Bush’un “kankası” olan birinden ne beklenir?
Bu tür törenlerde çoğunlukla gerçek duygular yansıtılmaz. Diplomatik nezaketin ikiyüzlülüğe dönüşmesi çok kolaydır. Ama Blair, onu dev gibi görmekle aslında samimi inancını dile getirdi elbette. İngiltere, İsrail’i resmi olarak dünya kamuoyu önünde sık sık eleştiren bir ülke. Bu açıdan takdir bile edilebilir. Hatta, aynı törende mevcut başbakan David Cameron yerine eski başbakan Blair’i konuşturmak da İngiltere’nin sadece diplomatik nezaket çerçevesinde cenazede yer aldığının kanıtı sayılabilir pekala.
Blair’den daha uygunu olur muydu böyle bir konuşma yapmak için. Kankası Bush’la Filistinli katlederken Şaron’dan esinlenmiş de olabilir elbette. Ustalara saygı diye bir şey var. İyi de, biraz da Hıristiyan katolik aşırılığa tepkiden ötürü ortaya çıkmış İngiliz resmi mezhebi Anmglikanizm’in “vahşete destek olmamalı“ düsturuna sığıyor mu bu? Bunu sormanın da bir anlamı yok, çünkü Blair, ancak bir Anglikan olarak yapılabilecek olan başbakanlıktan ayrıldıktan hemen sonra “ben hep katoliktim” diyerek eski mezhebine dönmüştü. Dolayısıyla, Iraklı katlinde Katolik Hıristiyanlıgın, “iyi ile kötünün savaşı” anlayışına uydurabilir bir ulusu yok etme eylemini. Şaron da, hümanizmi borçlu olduğumuz büyük Yahudi pasifizmini hiç dikkate almayarak inandığı dini şiddetinin gerekçesi yapmıştı. Bu gerekçe kendi ülkesinde de azımsanmayacak kadar çok taraftarı tarafından kabul eildi elbette. Ne yazık ki, yaptıklarının kendi toplumunda bulduğu bir karşılığı da vardı.
Başbakanlığı sırasında İsrail’le ilişkilerini geliştirmişti Blair. Şaron’un, başbakanlığı dönemine denk gelseydi görev yaptığı süreç, Bush-Blair-Şaron ortaklığını görecektik. “Bu toprakların devi”, Blair’in zekasına hayran olduğu biri olarak vahşetine batıdan da açık destek almaya devam etmiş olacaktı. Dinler tarihinin kavgalıları Hıristiyan ile Yahudi’nin çatışması Filistinli ile Iraklıyı katlederken Hıristian-Yahudi barışına dönüşmüştü. Yüzlerce yıl yan yana gelmeyen iki dinin bu uğursuz ortaklığı Filistinliye, Iraklıya, Suriyeliye karşı kurulabildi.
Blair, bu ortaklığın en ucube figürüdür. Şaron, Necef çölünde toprağa verildi. Toprağın kusacağı bir katildir o. Lanetler olsun ona. Bir gün Blair de öldüğünde umarım biri de ondan “bu toprakların güdüğüydü” diye söz eder. Bu adam ölünceye kadar gittikçe küçülecek kuşkum yok. Tabutu da, o öldürdüğü Iraklı çocukların ayakkabıları olacak.