Mehmet Erdemli
Beyin göçü
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:08 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:08
Londra’nın bir çekim merkezi olduğunu bilmeyen yok elbette. Bunun daha çok İngiltere dışında böyle olduğuna inanılır, benim bildiğim. Doğal da tabii bu. Gerçekten de Londra çok önemli bir siyasal/kültürel başkent. İngiltere dışından Londra’ya gelinmesi de anlaşılabilir bir hal. Ama İngiltere’de Londra kadar sanayileşmiş, gelişmiş bir çok kent olmasına rağmen Londra’nın İngilizler için de bir cazibe merkezi olduğunu düşünmezdim. Meğer böyle değilmiş. Dünkü İngiliz gazetelerinde ülkede yaşanan iç göçle ilgili haberleri okurken Londra’nın en çok göç alan kent olduğunu okudum. Gelen ama hiç kendi kentlerine dönmeyen İngilizlerin çokluğundan söz ediliyordu gazetelerde.
Sadece 2009-2013 yılları arasında 22-30 yaş dilimindeki 80 bin kişi yaşamak için Londra’yı seçmiş. Bu dönemde İngiltere’nin farklı kentlerinde yaşamak üzere Londra’dan ayrılanların sayısıysa ise 31 bin 600. Arada 48 bin 300’lük bir fark var. Yine araştırmalara göre 2010 ve 2013 yılları arasında özel sektörde oluşturulan istihdam alanlarının yaklaşık yüzde 80’i de Londra’da. Gazetelerin bu duruma klayık gördükleri isim “beyin göçü”. Sermayenin toplandığı, uluslararası iş bağlantılarının geliştirildiği bir yer olması Londra’yı cazip kılıyor belli ki. Gelenlerin hepsi değilse bile çoğunluğu ticari geleceklerini bu büyük sermaye kentinde kurmak arsuzundalar.
Durumun kötü olan tarafı, göç edenlerin geldikleri yerleri “kalifiyeli” işçi ya da üretken entelektüellerden yoksun bırakması. Londra hem sanat, hem ticaret hem de siyaset açısndan çok büyük, çok önemli bir kent. Bu aynı zamanda buraya şanslarını denemek için gelenler için tuzaklarla da dolu. Araştırmalarda Londra’da tutunamayan ne kadar kişi olduğu yer almıyor haliyle ama böyle bir araştırmanın gerçekleştirilmesi durumunda sonucun pek içacıcı olmayacağı söylenebilir.
Sermayenin kentte birikmesi, kırdan göçe akının en büyük nedeni, malum. Birikmenin olduğu kentte, bu “birikimin” taşra olarak adlandırılan bölgelere eşit dağıtılmaması, göçü hızlandıran bir etken. Bu nedenle bir çekim merkezi olan Londra, göçün de etkisiyle, gelenleri “müşteri” gören kurnaz “girişimciler” de doğurdu. Evinin bir odasını astronomik fiyatlarla, Londra’da kendisine yeni bir hayat kurmaya gelmiş olanlara kiralayan bir figür çıktı ortaya mesela. Hizmet sektöründe de benzeri durumlar yaşanıyor.
Yıllar önce tek bir yerde toplanmayı önlemek amacıyla kaliteli yüksek okullar açmak dahil bir çok, “yerinde kalmayı” özendirici bir uygulaması vardı İngiltere’de hükümetlerin. Bunun yararının da görüldüğü, en azından eğitim alanında Londra ile diğer kentler arasında bir fark kalmadığı ortaya çıkmıştı. Uygulanan özelleştirme politikalarının sonucu sermaye artık dağılmış değil tek elde toplanmış durumda.
Londra’nın cazibe merkezi olmasının bir nedeni de bu olmalı.