Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mehmet Erdemli

Barışta da

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:59 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:59

Savaşın kötülüğünü bundan daha iyi kanıtlayan ne olabilirdi ki? Irak’a müdahalenin ayak seslerinin duyulduğu sıralarda aralarında olmaktan onur duyduğum tam iki milyona yakın kişi Londra sokaklarını doldurduğumuzda, savaşta sadece silahlar öldürmez diye boşuna haykırmamışız demek ki. Bunun sonrası da var demek istemiştik. Stresi, bunalımı, biraz sahibi olanların vicdanlarını sızlatması var 
anlamında.

Dünya kadar bilimsel araştırma yapılmıştı ama en son yapılanı durumu çok net ortaya koyuyor. Afganistan’da savaşmış çok sayıda asker canlarına kıymış meğer. Taliban’la savaşta kaybedilenden çok daha fazla sayıda hem de. BBC’nin, gerçekten bir habercilik şaheseri olan Panorama adlı programı, konuyla ilgili haber için ülkede mevcut bilgilendirme hakkı yasası uyarınca ilgili makamlardan aldığı verilere göre yapmış haberini. Buna göre sadece geçen yıl görev başındaki 21 asker ile çeşitli savaşlara katılmış 29 asker intihar etmiş. Oysa aynı dönemde Afganistan’da görev başında ölen askerin sayısı ise 44. Savunma Bakanlığı’nın bürokratik soğukluğu tam anlamıyla yansıtan gerekçesi ise intiharların Travma Sonrası Stres Bozukluğu’ndan (TSSB) kaynaklanması. Travma sonrası denilen durumun ne olduğunu anlayamadığım için  travmayı atlatıp intihar etmek mi söz konusu olmuştur bilmiyorum ama eğer böyleyse durumun gerçekten facia boyutlarında olduğu bir gerçek. Verilere göre Afganistan’da savaşan askerler arasında TSSB’nin görülme oranı ikiye katlanmış durumda.

Askerler, yaptıkları işin kolay olmayışından ötürü iyi para alan meslek grubunun üyelerini oluşturuyorlar. Ama söz konusu olan hayat elbette, zaman zaman tehlikeye de düşüyor. Tüm eğitime rağmen ölme endişesini duymamak mümkün değil, ayrıca çok da insani bir ruh hali bu. Savaşa yönelik kamuoyu baskılarının hedefi haline gelmiş olmak da, dayanma sınırlarını zorluyor genç askerlerin. Kendilerinin, kutsal bir işin değil, savaş sektörünün bir parçası olarak görülmeleri, kamuoyunda “ötelenmelerine” neden oluyor sık sık. Çünkü ABD’li gençler askerliği bir görev olarak değil bir meslek olarak yapıyorlar. Öldürmek olduğu kadar ölüm de var, ki her ikisi de biri sosyal, biri vicdani açıdan benimsenecek şeyler değil.

Savaş sonrası yeterince destek bulamadığını, yalnızlaştırıldığını düşünen eski askerler de çözümü intiharda buluyorlar. Savaşta “emir komuta zinciri” içinde ya da dışında nasıl bir hukuksuzluk görmüşlerse, birçoğu bunu vicdanlarına yediremiyor. Açıklanması gereken bir suça tanık olmuşsa bunun kanıtlanması da zor haliyle. Saklamanın ağırlığı da hayatı zorlaştıran bir etken yapıyor. Yani bu intiharların hepsi savaş ile savaş sonrası durumun içinden çıkılmaz doğal sonucu. Bu durumda olan askerlerin terapisi için dünyanın parası harcanıyor. Bunun vergi mükelleflerine de ne kadar yük bindirdiğini söylemeye gerek yok. Ancak yine de terapinin durumu çözmediği görülüyor. Savaş sadece kurbanlarını değil, bizzat aktif aktörlerini de yiyen korkunç bir canavar durumunda.

Savaş sadece savaş meydanlarında zarar vermez diyenlerin ne kadar haklı olduğu bir kez daha kanıtlanmış oldu.

Mehmet Erdemli 'ın Son Yazıları