Mehmet Erdemli
Anahtar
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:10 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:10
Anahtar parti olmanın sağladığı kimi avantajlar var tabii ki. İngiltere iki partili sisteme dayalı siyasal mekanizması olan bir ülke. Ancak küçük Liberal Demokrat Parti’nin son genel seçimlerde aldığı oy oranıyla dengeleri değiştirmesinden bu yana sistemde ciddi bir gedik açılmıştı. Koalisyon pazarlıklarında ciddi bir rolü oldu Liberal Demokrat Parti’nin.
Ancak partinin kendini ısrarla “solda” gören lideri Nick Glegg’in tam bir anahtar parti lideri gibi davrandığına tanık oldu ülke seçmeni. Öyle ki iktidarda yer almak için “taban tabana zıt olduğunu” defalarca açıkladığı Muhafazakar Parti ile ortaklık yapmatan çekinmedi. Parti manifestosunda öğrenci harçlarının fazla olduğundan, bunun düşdürülmesi gerfektiğinden söz edip sonra Muhafazakar Parti liderliğindeki hükümetin sözkonusu harçları olağanüstü arttıran kararına imza attı. Bu “git gel” tutum İngiliz politikasında pek sık rastlanan türden tutumlar değil. O nedenle çok puan kaybetmiş bir liderdir Glegg.
Ancak ilkesiz davranmaktan hoşlandığı söylenebilir pekala, ki, yapılacak olan genel seçimlerden sonra bu kez İşçi Partisi ile koalisyon yapabileceklerini açıkladı dün. Hangi temel üzerinde olacak bu koalisyon anlamak çok zor. Ya artık solda sayılmaması gereken İşçi Partisi, muhafazakar yanı da olan bir liberal partiye dönüştü tamamen ya da Glegg, kendisini aslında solda gösterme konusunda bir fırsat yakalama umudunda. BBC’ye yaptığı açıklamada bu kararını İşçi Partisi’nin “artık iktidarı paylaşma gereğinin farkına varması”na dayandırdı. Çünkü Glegg’e göre İşçi Partisi “değişmişti”i. Bu tabii ki Glegg’in keşfi değil. İşçi Partisi’nin değişimi elbette yeni bir olgu değil. Partiniin tabanını oluşturan emekçiler açısından bu çok önceden beri bilinen bir durum. İktidarında Irak savaşındaki uğursuz tutumu en acı vereniydi. Emekçiler yararına değil de sermaye yararına attığı adımlar da yakıcı olarak hissedildi hep. Tony Blair, “üçüncü yol” adını verdiği yeni “ideolojik” hattının “ikonu” olarak Muhafazakar Parti’nin başkanı, ülkenin de en “vahşi” başbakanı olan Thatcher’ı görüyordu.
Yani, tercihlerindeki değişikliğiyle zaten güvenilmez olduğunu kanıtlamış olan Glegg ile partisi için demek ki Muhafazakar Parti ile İşçi Partisi arasında bir fark yok. Anlaşılan bu. İngiltere de artık, Liberal Parti olmasaydı bile, “iki partili” sistemli bir siyasete sahip falan değil zaten. Bir onsekizinci yüzyıl saptaması olan “Majestelerinin iktidarı/majestelerinin muhalefeti” klişesi, gerçekten doğrulanmış oldu.
İşçi Partisi’nin Liberal Demokratlarla yapacağı koalisyon, Glegg’n partisi için bir şey değiştirmiş olmayacak. Çünkü şu ana kadar İşçi Partisi’nin Muhafazakar Parti’den farklı ne savunduğu doğru dürüst anlaşılabilmiş değil. Bekleyip görelim diyenler, beklesinler. Bir değişiklik göreceklerini umuyorlarsa eğer, çok beklerler.